Cihanı Tutan Umumi Acı | Ermeni Sorunu - Part 3
Cihanı Tutan Umumi Acı

AYHAN AKTAR – OSMANLI-ALMAN İTTİFAKI VE CİHAD İLANI

İttihat Terakki ileri gelenleri ile Enver Paşa’nın Almanlarla beraber savaşa katılma düşüncesi kabine içinde itirazlara sebep olmuştur. Fakat yine de Almanlarla beraber savaşa girilir. Savaş başladıktan sonra Almanya’nın da baskısıyla Osmanlı cihad ilan eder. Almanya’nın cihad ilanı üzerinden hesabı Orta Asya’da, Hindistan’da, Mısır’da yaşayan Müslümanları İngilizlere karşı ayaklandırmaktır. Fakat plan istenildiği gibi yürümez.

İzlemek için tıklayın.

HANS LUKAS KIESER – I. DÜNYA SAVAŞI, AMERİKAN MİSYONERLERİ VE MİSYONER RAPORLARI I

Birinci Dünya Savaşı sırasında ayrıcalıklı gözlemci sıfatıyla Osmanlı topraklarında bulunan Amerikan misyonerleri, gün be gün olayları rapor etmişlerdi. Faaliyet gösterdikleri bölgelerin dillerini ve kültürlerini biliyorlardı. Hem bölge halkıyla hem de Osmanlı Hükümeti ile sıkı bir işbirliği içindeydiler. Dünya çapında sahip oldukları güçlü bağlantıları Amerikan misyonerlerini ayrıcalıklı kılıyordu.

İzlemek için tıklayın.

HİKMET ÖZDEMİR – I. DÜNYA SAVAŞI’NDA SALGIN HASTALIKLARDAN ÖLÜMLER

1920 yılında Amerikalı ve Ermeni doktorların hazırladıkları rapora göre, 1915 yılında Anadolu’da 200-300 bin kişinin tifüsten hayatını kaybetmiştir. Sadece Erzurum’da salgın hastalıklardan hayatını kaybeden insan sayısı 60-100 bin kişi olarak tahmin edilirken, aynı rapora göre Osmanlı ordusunun salgın hastalıklardan kaybı 600 bin olarak kaydedilmiştir.

İzlemek için tıklayın.

SÜLEYMAN BEYOĞLU – SEVK VE İSKAN BÖLGELERİ

27 Mayıs 1915 Bakanlar Kurulu görüşmelerinde alınan karara göre, tek tek veya toplu olarak ordunun harekatını güçleştiren herkesin, imparatorluk sınırı içinde bulunan bugünkü Kuzey Irak ve Suriye bölgesine, özellikle Musul vilayeti başta olmak üzere, Bağdat’a hatta Basra’ya kadar uzanan bölgeye ve de Suriye’de Şam, Halep, Deyrizor bölgelerine nakledilmesi kararı alınıyor.

İzlemek için tıklayın.

FİKRET ADANIR – TEHCİR KANUNU’NUN HUKUKİ VE AHLAKSAL KARŞILIĞI

Ermenilerin “soykırım” iddialarının hukukî açıdan iki yönü vardır: Birincisi, 1948 yılında kabul edilen “soykırım” kavramının geçmişe yönelik uygulanamayacağıdır; ikincisi ise, Birleşmiş Milletler’in kabul ettiği şekliyle “soykırım” kavramının muhatabı devletler değil, kişilerdir. Fakat işin bir de ahlakî boyutu vardır ve buna bağlı olarak Türk siyasal sistemi içine “soykırım” kavramının tartışılabilmesine yönelik kültürel bir zemin sağlanması gereklidir.

İzlemek için tıklayın.

HİKMET ÖZDEMİR – TEHCİR SINIRLI BİR UYGULAMA İKEN NERELERE VE NEDEN YAYGINLAŞTI?

Tehcirin yaygınlaşmasının temelinde Haydarpaşa’dan Ulukışla’ya kadar giden ve Osmanlı ordusunun önemli bir lojistik desteği olan demirhattının güvenliği meselesi aranmalıdır. İsyanların uzun süreli çatışmalara dönmesi, Çanakkale Cephesi yaralılarının ve aynı zamanda cepheye askerî sevkiyatların güvenlik altına alınması ihtiyacı da diğer sebeplerdendir.

İzlemek için tıklayın.