TÜRKLER
ERMENİLERİ 1915'DE PLANLI VE SİSTEMLİ BİR SOYKIRIMA
TÂBİ TUTMUŞLAR MIDIR?
I.
Dünya Savaşının başlaması ve Osmanlı Devletinin 1
Kasım 1914'de İtilâf Devletlerine karşı Almanların
yanında savaşa girmesi Ermenilerce büyük bir fırsat
olarak görülmüştür. Louse Nalbandian'ın belirttiği
gibi. "Ermeni komiteleri için ivedi hedeflerini
gerçekleştirecek topyekûn ayaklanmayı başlatmanın
en uygun zamanı Osmanlıların savaş halinde olduğu
zamandır."(24)
Komitelerin
I. Dünya Savaşında faaliyete geçmesinden kuşkulanan
Osmanlı Hükümeti. savaş öncesinde, 1914 Ağustosunda
Erzurum'da Taşnak yöneticileriyle bir toplantı yapmıştır.
Taşnaklar bu toplantıda Osmanlıların savaşa girmesi
halinde sadık vatandaşlar olarak Osmanlı orduları
safında görevlerini yerine getirecekleri vaadinde
bulunmuşlardır. Bu vaatlerini tutmamışlardır, zira
bu toplantıdan önce Haziran ayında yine Erzurum da
düzenlenen Taşnak Kongresinde Osmanlı Devletine karşı
mücadelenin sürdürülmesi kararlaştırılmıştır.(25)
Rusya
Ermenileri de Rus ordusuyla birlikte Osmanlı Devletine
saldırma hazırlıklarına başlamışlar, Eçmiyazin Katolikosu
ile Kafkas Genel Valisi Vranzof-Daşkof arasında "Rusya'nın
Osmanlılara Ermeniler için yapılacak islâhatı uygulattırması
karşılığında, Rusya Ermenilerinin kayıtsız şartsız
Rusya'yı desteklemeleri" yolunda mutabakata varılmış(26).
Katolikos daha sonra Tiflis'de Çar tarafından kabul
edilmiş ve Çar'a "Anadolu'daki Ermenilerin kurtuluşunun
ancak Türk egemenliğinden ayrılarak özerk bir Ermenistan
teşkil etmeleri ve bu Ermenistan'ın Rusya'nın himayesiyle
mümkün olabileceğini" bildirmiştir(27). Rusya'nın
niyeti ise Ermenileri kullanarak Doğu Anadolu’yu ilhak
etmektir.
Rusya'nın
Osmanlılara savaş ilân etmesi üzerine Taşnak Komitesi,
yayın organı Horizon'da şu bildiriyi yayınlamıştır:
"Ermeniler
en küçük bir tereddüt göstermeden İtilâf Devletlerinin
yanında yer almışlar, bütün güçlerini Rusya'nın emrine
vermişler; ayrıca gönüllü alayları teşkil etmişlerdir."(28)
Taşnak
Komitesi örgütüne de şu talimat vermiştir:
"Ruslar
sınırı geçtiklerinde ve Osmanlı orduları geri çekilmeye
başladıklarında her yerde isyanlar çıkarılmalı, Osmanlı
orduları bu suretle iki ateş arasına alınmalıdır.
Osmanlı ordularının ilerlemesi halinde ise Ermeni
askerler silâhlarıyla birlikte kıtalarını terk edecek
ve çeteler teşkil edip Ruslarla birleşeceklerdir."(29)
Hınçak
Komitesi de örgütüne gönderdiği talimatta, "komitenin
bütün gücüyle mücadeleye katılarak İtilâf Devletlerinin
ve özellikle Rusya'nın müttefiki sıfatıyla Ermenistan,
Kilikya. Kafkasya ve Azerbaycan'da zaferi temin için
her türlü vasıta ile İtilâf Devletlerine yardım edeceğini"
bildirmiştir.(30)
Osmanlı
Meclisinde Van mebusluğu yapan Papazyan ise bir bildiri
yayınlayarak, "Kafkasya’da gönüllü Ermeni alaylarının
hazır bulundurulmasını, bunların Rus ordularının öncüleri
olarak Ermenilerin yaşadıkları bölgelerdeki kilit
noktaları ele geçirmelerini ve Anadolu topraklarında
ilerleyecek Ermeni alayları ile hemen birleşilmesini"
istemiştir.(31)
Bütün
bu emirler fazlasıyla yerine getirilmiş, Rus kuvvetlerinin
Osmanlı ve Rus Ermenilerinden kurulmuş gönüllü alayları
öncülüğünde Doğu'dan Osmanlı topraklarına girmesiyle
birlikte Osmanlı ordularındaki Ermeniler (burada II.
Meşrutiyet döneminde çıkarılan bir yasa ile Ermenilerin
askere alınmalarının kabul edildiğini hatırlatalım)
silahlarıyla firar ederek Rus kuvvetlerine katılmışlar
ya da çeteler kurmuşlar, yıllardır Ermeni ve misyoner
okul ve kiliselerinde saklanan silâhlar ortaya çıkarılmış,
askerlik şubeleri basılarak yeni silahlar sağlanmıştır.
Silâhlanan bu çeteler komitelerin “kurtulmak istiyorsan
önce komşunu öldür" talimatı üzerine erkekler
cephelerde olduğu için savunmasız kalan Türk şehir,
kasaba ve köylerine saldırarak katliama girişmişler,
Osmanlı kuvvetlerini arkadan vurmuşlar, Osmanlı birliklerinin
harekâtını engellemişler, ikmâl yollarını kesmişler,
yaralı konvoylarını pusuya düşürmüşler, köprü ve yolları
imha etmişler, şehirlerde ayaklanarak Rus işgalini
kolaylaştırmışlardır.
Rus
kuvvetleri saflarındaki Ermeni gönüllü alaylarının
yaptıkları zulüm o kadar ağır olmuştur ki, Rus komutanlığı
bazı Ermeni birliklerini cepheden uzaklaştırarak geri
hatlara sevketmek zorunluluğunu hissetmiştir. O dönemde
Rus ordusunda görev yapan bazı subayların hatıratı
bu zulme bütün açıklığıyla tanıklık etmektedir.(32)
Ermeni
katliamı yalnızca Türkleri hedef almamış, Trabzon
dolaylarındaki Rumlar ve Hakkari dolaylarındaki Musevîler
de Ermeni çetelerince katledilmişlerdir(33). Ermeni
komitelerinin amacı bu topraklar üzerinde yaşayan
Ermeniler dışındaki bütün unsurları yok etmek ya da
göçe zorlamak ve böylece kurulması hayal edilen Ermeni
Devletinde Ermenilerin çoğunlukta olmalarını sağlamaktır.
Rus
kuvvetleriyle birlikte sının ilk geçen Ermeni birliklerinin
başında Armen Garo lâkabıyla tanınan eski Osmanlı
mebusu Karekin Pasurmacıyan bulunmaktadır. Yine eski
mebuslardan Murad lâkabıyla bilinen Hamparsum Boyacıyan
Ermeni çetelerinin başında cephe gerisinde Türk kasaba
ve köylerine saldırmakta ve "Ermeni milleti için
tehlike teşkil ettiklerinden Türk çocuklarının dahi
öldürülmesini" emretmektedir. Bir diğer eski
mebus Papazyan çeteleriyle Van, Bitlis ve Muş dolaylarını
kasıp kavurmaktadır.
Rus
kuvvetlerinin 1915 Man ayında bu kez Van yönünde harekâta
geçmeleri üzerine 21 Nisanda Van'da geniş çapta bir
Ermeni isyanı başlamış, bu isyan sonucu Van Rusların
eline düşmüştür. Rus Çan II. Nikola Van'daki Ermeni
komitesine 21 Nisan 1915'de bir telgraf göndererek,
"Rusya’ya yaptığı hizmetler nedeniyle teşekkür
etmiştir." ABD'de yayınlanan Ermeni gazetesi
Goçnak 24 Mayıs 1915 tarihli sayısında "Van'da
yalnızca 1.500 Türk'ün kaldığını" iftiharla bildirmiştir.
Taşnak
temsilcisinin 1915 Şubatında Tiflis'de toplanan Ermeni
Milli Kongresinde yaptığı konuşmada, "Rusya'nın
Osmanlı Ermenilerini silahlandırmak, hazırlamak ve
isyanlar çıkarmalarını sağlamak için savaştan önce
142.900 ruble verdiğini" söylemesi(34), Rus Ermeni
ittifakı ve Ermeni komitelerinin savaş öncesinde nasıl
bir hazırlık içinde olduklarını bütün açıklığıyla
gösterecek niteliktedir.
Ermeniler,
bu ayaklanmaları ve faaliyeti, Osmanlıların tehcir
karan üzerine girişilen bir meşru müdafaa olarak takdim
etmek alışkanlığındadırlar. Oysa ortada henüz alınmış
bir tehcir kararı yoktur ve isyanlar tehcirin değil,
tehcir isyanların sonucudur.
Bütün
bunlar olup biterken İngiliz ve Fransız donanmaları
Çanakkale Boğazını zorlamakta, Osmanlı orduları Galiçya'dan
Doğu Anadolu ve Irak'a kadar çeşitli cephelerde düşman
kuvvetleriyle çarpışmaktadırlar.
Osmanlı
Hükümeti bu durum karşısında, önce Ermeni Patriği,
mebusları ve öndegelenlerini çağırarak Ermenilerin
müslümanları katletmeye devam etmeleri halinde gerekli
önlemleri alacağını bildirmekle yetinmiş, bu sonuç
vermeyince 24 Nisan 1915'de Ermeni komitelerini kapatmış
ve yöneticilerinden 235 kişiyi devlet aleyhine faaliyette
bulunmak suçundan tutuklamıştır.
Dışarıdaki
Ermeni toplantılarının her yıl "katliam"
yıldönümü diye andıkları 24 Nisan işte bu 235 kişinin
tutuklandığı tarihtir.
Osmanlı
Hükûmeti maruz kaldığı bu büyük iç ve dış tehlikeler
nedeniyle benzer tehlikelerle karşılaşan tüm ülkelerin
almakta tereddüt göstermeyeceği bir önleme başvurarak,
savaş bölgeleri yakınlarındaki Ermenileri daha güneydeki
Osmanlı topraklarına, Suriye'ye tehcir etmiştir. Muvakkat
Kanunun tarihi 27 Mayıs 1915'tir.
Ermeni
tarihçi Leo'nun da belirttiği gibi, Osmanlı Hükûmeti
"Rus kışkırtmalarına kapılarak ve Rus silâhlarına
güvenerek karışıklık ve isyanlar çıkaran Ermeni komiteleri
karşısında kendi varlığını korumak hakkını kullanmıştır."
Üstelik
tehcir bir cezaî işlem değil, güvenlik nedenleriyle
belirli bir grubun belirli bir yerde ikamete mecbur
edilmesidir. Bir savaş halinde düşman ile işbirliği
yaptığı sabit olmuş ve üstelik, bu işbirliğini bir
iftihar vesilesi olarak gören topluluklarının, zararlı
faaliyetlerinin önlenmesi bakımından belirli bölgelerde
mecburî ikamete tâbi tutulmaları itiraz edilecek bir
husus da olmasa gerektir. Bu tedbir II. Dünya Savaşında
bile bütün devletlerce uygulanmıştır.
Kaldı
ki, Osmanlı Hükûmeti Ermenilerin tehcir sırasında
zarar görmelerini önlemek için somut bir gayret de
göstermiştir. Bu amaçla yayınlanan emirler bunun belirgin
kanıtıdır:
"Bahsi
geçen kasaba ve köylerde yerleşik ve nakli gereken
Ermenilerin yeni yerleşme bölgelerine hareket ettirilmeleri
ve yolculukları sırasında rahatları sağlanmalı, canları
ve malları korunmalıdır; varışlarından yeni yurtlarına
tamamiyle yerleşmelerine kadar iaşeleri mülteci tahsisatlardan
karşılanmalıdır: bunlara daha önceki mali durumları
ve hali hazır ihtiyaçlarına göre mal ve toprak dağıtılmalıdır;
ihtiyaç sahipleri için Hükümet evler yapmalı, çiftçi
sahibi zanaatkârlara tohum, alet, teçhizat temin etmelidir."(35)
"Bu
emrin tamamiyle Ermeni isyancı komitelerinin genişlemesine
karşı bir önlem olması nedeniyle, Müslüman ve Ermeni
gruplarının karşılıklı katliama girişimlerine yol
açacak şekilde yerine getirilmesinden kaçınılmalıdır."
"Yeniden
yerleştirilen Ermeni gruplarına refakat etmek üzere
özel görevliler temini için düzenlemeler yapılacak,
bunların yiyecek ve diğer ihtiyaçları sağlanacak,
bu amaçla gerekecek harcamalar göçmenlere ayrılan
hükümet tahsisatından karşılanacaktır"(36)
"Göçmenlerin
yolculukları sırasında varış yerlerine kadar gerekli
iaşeleri sağlanmalıdır. Yoksul göçmenlere yerleşebilmeleri
için kredi verilmelidir. Yolculuk halindeki kişiler
için kurulan kamplar muntazaman denetlenmelidir; bu
kişilerin refahı için gerekli önlemler alınmalı, ayrıca
asayiş ve güvenlikleri sağlanmalıdır. Yoksul göçmenlere
yeterli yiyecek verilmeli ve sağlık durumları her
gün doktor tarafından denetlenmelidir... Hasta, kadın
ve çocuklar trenle, diğerleri ise dayanıklılıklarına
göre katırla, araba içinde veya yaya olarak gönderilmelidir.
Her konvoya bir müfreze muhafız refakat etmeli, her
konvoyun yiyecek malzemeleri varış yerine kadar korunmalıdır...
Kamplarda veya yolculuk sırasında göçmenlere karşı
bir saldırı vuku bulursa, bu saldırılar derhal püskürtülmelidir."(37)
Ermenilerin
Doğu Anadolu'daki çarpışmalar ve tehcir sırasında
kayıplar verdikleri doğrudur, esasen bunu kimse inkâr
etmemektedir. Bir dünya savaşı, bir ayaklanma ve isyan
ve bunun sonucu bir tehcir söz konusudur. Savaştan
kaynaklanan genel asayişsizlik ortamı ve şahsi kin
ve intikam duygulan tehcir edilen kafilelerin birtakım
saldırılara uğramasına neden olmuştur. Hükûmet bu
durumu elinden geldiğince önlemeye çalışmış ve sorumlu
gördüğü kimseleri de cezalandırmıştır. Öte yandan,
savaş günlerinin güç koşulların, araç, yakıt, gıda,
ilaç ve diğer imkânların yetersizliğini, ağır iklim
şartlarını ve tifüs gibi salgın hastalıkların yol
açtığı tahribatı da göz önünde tutmak gerekir. 90
bin kişilik bir Osmanlı kolordusunun Doğu cephesinde
soğuk ve hastalıktan kırıldığı unutulmamalıdır. Cephelere
uzak bölgelerde, hatta başkent İstanbul'da bile feci
sıkıntılar çekilmiştir. Bu koşullar ve sıkıntılar
yalnız Ermeniler için değil, bütün Osmanlılar için
eşit şekilde geçerlidir ve uğranılan acılar herkes
için ortak acılar olmuştur.
Ermeni
propaganda ve terör odaklarının bugün "XX yüzyılın
ilk soykırımı" diye ilân ettikleri olayın aslı
işte bundan ibarettir.
Dipnotlar:
(24)
NALBANDIAN, Louise; a.g.e., sayfa 111.
(25) Ermeni Komitelerinin Amâl ve Harekât-i İhtilâliyesi,
İstanbul, 1917, sayfa 144-146.
(26) TCHALKOUCHIAN, Gr.; Le Livre Rouge, Paris, 1919,
sayfa 12.
(27) TCHALKOUCHIAN, Gr.;a.g.e.
(28) URAS,Esat; a.g.e., sayfa 594.
(29) HOCAOĞLU, Mehmet; Tarihte Ermeni Mezalimi ve
Ermeniler, İstanbul, 1976. Sayfa 570-571.
(30) Ermeni Komitelerinin Amâl ve Harekât-i İhtilâliyesi,
sayfa 151-153
(31) URAS, Esat; a.g.e., sayfa 596-600
(32) Örneğin “Journal de Guerre du Deuxieme Regiment
d’Artillerie de Forteresse Russe d’Erzoroum, 1919”.
(33)SCHEMSI, Kara; a.g.e., sayfa 41-49
(34) URAS, Esat; a.g.e., sayfa 604.
(35) 1915 Mayıs Tarihli Bakanlar Kurulu Talimatı,
Başbakanlık Arşivi, İstanbul Meclis-i Vükelâ Mazbataları,
Cilt 198. Karar No. 1331/163.
(36) İngiliz Dışişleri Arşivi, 371/9158/E 5523.
(37) İngiliz Dışişleri Arşivi, 371/9158/E 5523.