TÜRKLERİN ANADOLU’YA GİRİŞİNİ ERMENİLER NASIL KARŞILADI?

Yazı: Sorularla 1915  ///  17.04.2015

Türk akınları Anadolu’ya Selçuklu döneminden önce yönelmiş olsa da Türklerin Anadolu’yu yurt edinme çabalarının Tuğrul Bey döneminde (1040-1063) başladığı kabul edilir. Bundan önce, Gazneli ve Karahanlı devletlerinden otlak ve yaşam alanı talep eden Türkmenlerin isteklerine olumsuz yanıt alması karşısında kendilerine uygun bir yerleşim yeri bulma çabaları olduğu; bunun sonucunda Çağrı Bey’in 1016-1021 yılları arasında Doğu Anadolu topraklarında keşif ve fetih faaliyetleri gerçekleştirdiği biliniyor. Tuğrul Bey ve Çağrı Bey’in Bizans İmparatorluğu’nun yönetimindeki bu bölgelere girişi, o dönemde aralarında siyasi birlik olmaksızın, biri Ani-Kars ve çevresinde, diğeri Van ve çevresinde hakim olan iki prenslik altında yaşayan Ermeni nüfusunu yakından ilgilendirir. İstanbul’daki Bizans sarayı ise Malazgirt Savaşı’na kadar Türk akınlarına kayıtsız kalır.

Dönemin tarihini yazmak ve bölgedeki gelişmelerden haberdar olmak için bugün eldeki en geçerli kaynaklar, 11. yüzyılda Ermeni tarihçilerin kaleme aldıklarıdır. Arap ve Gürcü tarihçiler, coğrafi olarak kendilerine yakın olan bu bölgeyle ilgili gelişmeleri yüzeysel olarak kaydetmiş; Bizans tarihçileri ise belli bir döneme kadar konuya neredeyse hiç değinmemiştir. Ermeni tarihçiler, toplumsal hayatlarını ve yöredeki varlıklarını doğrudan etkileyen Türk fetihleriyle ilgili kayıt tutarken konuya genellikle savaşın bir tarafı olmak bakımından yaklaşmışsalar da karanlıkta kalan tarihsel bilgileri aktarmak bakımından eşsiz eserler bırakmışlardır.

Çoğunluğu din adamı olan Ermeni tarihçilerinin yaşananlar karşısında yazdıklarında dinsel mecazlar ve duygusal yükü fazla olan ifadelere rastlanır. İşi, sapkın bir inanca sahip olduklarını düşündükleri Türklerin ‘hak din’ karşısında zafere ulaşmasını kıyamet alameti olarak görmeye dek vardırırlar. Türk fetihlerinden söz eden ilk kaynaklarda Bizans’ı koruyucu olarak gören yaklaşım çok geçmeden Bizans’ın resmi dini görüşüyle Ermenilerin dine bakışındaki farklılıkları vurgulamaya başlar. Yaklaşık bir asra yayılan süreçte Ermeni tarihçilerin yakından tanık oldukları fetihleri aktarırken kullandıkları dil ve üslup incelendiğinde hem 11. yüzyılda Doğu Anadolu’da yaşanan siyasi ve demografik değişim hem de iki milletin tarihte ilk kez karşılaşması üzerine doyurucu fikirler edinilebilir.

Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için: http://dunyasavasi.ttk.gov.tr/upload/files/Ermeni_Kulliyat/2-Cilt/8-Ibrahim-TELLIOGLU.pdf