ZULMÜN KAYNAĞI DİN FARKLILIĞI MI, DÜNYA GAİLESİ Mİ?

Yazı: Sorularla 1915  ///  17.04.2015

Etnik kimliklerin siyaseti ve yaşamı belirlemeye başladığı XIX. yüzyıldan çok önce, dinlerin taraf olmada en önemli ölçüt kabul edildiği XI. yüzyılda, Türklerin Ermenilerle temas etmesi iki dünyanın karşı karşıya gelmesi anlamına geliyordu. Bir yanda Ermenilerin, nüanslar bulunmakla birlikte, aynı dine mensup olduğu Bizans İmparatorluğu öte yanda Müslümanların bulunduğu bir ortamda saflarını belirlerken dini saiklerle hareket etmeleri tarihin ve sosyolojinin çizdiği çerçeveye uyar.

Selçukluların Anadolu’da git gide büyüyen bir güç haline gelip Bizans İmparatorluğu’nun varlığını tehdit etmesi ile İslam’ın Hristiyanlık karşısında siyasi ve askeri zaferlere imza atmasının Papalık makamında yarattığı tedirginlik Haçlı Seferleri’nin başlamasına zemin hazırlar. Selçuklulara karşı toplanan Hristiyan orduları Anadolu’ya geldiklerinde Türklerle bir süredir komşu veya tâbi olarak ilişki içinde olan Ermenilerden yardım ve destek gördüler. Ancak Haçlıların çok geçmeden Ermenilere işkence ve katliam dahil olmak üzere kötü muamelede bulunması, Ermeni toplumunun Türklerle devlet ve halk düzeyinde sıcak ilişkiler geliştirmesine vesile oldu.

Ayrıntılı bilgi için: http://dunyasavasi.ttk.gov.tr/upload/files/Ermeni_Kulliyat/2-Cilt/12-Mehmet-ERSAN.pdf