Amerikan misyonerler ilk defa 1820 yılında Osmanlı topraklarına ayak basar. Kendilerine verilen talimatlara bakıldığında üç topluluğun hedef alındığı görülür: Müslümanlar, Yahudiler ve Paganlar. Bu üç topluluğun Protestanlaştırılması misyonerlerin temel görevi olacaktır. Ancak bir İslam İmparatorluğu olan Osmanlı’da Müslümanların Hristiyanlaştırılmasının tehlikeli bir iş olduğu gerçeği ile yüzleştiler....
OKTAY ÖZEL – TANZİMAT REFORMLARI SONRASI DEĞİŞEN İLİŞKİ BİÇİMLERİ
Tanzimat reformları sonrası devlet, tebaasını artık birey olarak görmek ve temel hakları olan, bireylerden oluşan bir toplum olarak tanımlamak ihtiyacını duydu. Dünyadaki gelişmelerde şartlar zaten Osmanlı’yı bu yönde zorladı. Dolayısıyla bu süreç belki o zamana kadar Osmanlı yönetiminin gayrimüslim tebaasıyla kurduğu geleneksel ilişkilerin de farklılaşmaya başladığı, o geleneksel çerçevenin dışına çık...
ÖMER TURAN – AMERİKAN MİSYONERLERİNİN FAALİYET ALANLARI
Amerikan misyonerleri izledikleri propaganda faaliyetleri ile Anadolu’da bir Protestan millet yaratmayı başardılar. Misyonerlik faaliyetleri ise üç ayak üzerinden gelişti: eğitim, basın-yayın ve sağlık faaliyetleri....
OKTAY ÖZEL – TANZİMAT SONRASI DÖNEMDE BÜYÜK GÜÇLER FAKTÖRÜ
Tanzimat reformları sonrası dönemde Osmanlı’da daha önceki dönemlerde etkisi çok da belirgin olmayan önemli bir faktör ortaya çıkmıştı: Büyük Güçler....
ÖMER TURAN – MİSYONERLERİN YETİŞTİRDİKLERİ ERMENİ GENÇLER
...
TAHA NİYAZİ KARACA – GLADSTONE’UN EĞİTİMİ VE SİYASETİ ÜZERİNDEKİ YANSIMALARI
Gladstone’un çocukluğundan itibaren aldığı eğitim Helen kültürünü Avrupa tarihi için esas kabul eden bir eğitim olduğundan kendisi tam bir Helen hayranıdır. Bu yüzden Gladstone için iki dünya söz konusudur: Helen medeniyeti temelli bir Batı dünyası ile ona karşı ve geriletici bir unsur olan Müslüman-Türk Osmanlı Devleti. Osmanlı İmparatorluğu’nun, yüzyıllar boyunca Avrupa ve Balkanlarda kötü bir...