|
|
|
|
24 Nisan 1920 Meclis Gizli Oturum Konuşması ... Ermenilere gelince: Ermeniler bütün dünyanın fevkalade desteğini almış bir vaziyette bulunuyorlar. Siyasi emellerinin tecellisi için nasıl çalıştıkları malumdur. Fakat bugünkü vaziyetler, bizimle temaslarına yönelik arzedebileceğim noktalar şunlardır: Ermeniler, Erivan Ermeni Hükümeti mıntıkası dahilinde ahali-i İslamiyeyi imha etmekle meşguldür. Biz; İngilizleri, Amerikalıları aleyhimizde tahrik etmemek ve her nasılsa Harb-i Umumi'de yapılmış olan vakanın tekrar ve devamına dair hiçbir zan ve şüphe vermemek için bir mıntaka-i malume dahilinde bulunan ahali-i İslamiyenin hududumuzu geçmek suretiyle alenen yardımlarına dahi seğirtmekte tereddüt ettik. Fakat oradaki ahali-i İslamiye her taraftan hamisiz kalınca bittabi kendi hayat ve namuslarını yine kendiliklerinden muhafaza ve müdafaada tereddüt etmediler. Bu cihetle bidayetten bugüne kadar Erivan Hükümeti mıntakası dahilinde muharebe ve çatışma devam edegelmektedir. Ve bütün çatışmalar neticesinde bittabi dindaşlarımız fevkalada mutazarrır olmakla beraber namus ve haysiyetlerini de muhafaza etmekten geri durmuyorlar. ... ... Fransızlarla da temaslar olmuştur. Bilhassa, Suriye'de fevkalade mümessil bulunan Picot namında bir zat Sivas'a kadar geldi.... Bu zatla görüştüğümüz esas noktalar hatırımda kaldığına göre şunlardı: ... Açık söylediği şey, Suriye'yi müstemleke yapmak için istemiyorlardı ve fakat Kilikya da dahil olmak üzere (...) ve bizim mevcudiyetimiz, umumi olan mevcudiyetimizin kurtarılması için Kilikya meselesi için anlaşmaktan ibaretti. Bu imkan derecesini de şu tarzda tespit etti: En nihayet Kilikya'yı tahliye edeceğini, yalnız, orada bize iktisadi (sahada) emniyet bahşolacak bir vaziyet kabul edersiniz. Biz kendisiyle görüştüğümüz zaman bizim için bir Kilikya, bir de Türkiye meselesi gibi iki mesele yoktur. Bir mesele vardır. O da Türkiye meselesidir. Binaenaleyh, bizim halline çalıştığımız mesele budur. Bütün vatanımızın tamamiyeti ve bu vatanda yaşayan milletimizin istiklalidir. Bu nokta-i nazardan anlaşmak lazım gelir. Fransızlar için yalnız Kilikya meselesi vardır. Bunun halli esnasında sizin için birinci olan meselede bazı hususatı görüşebiliriz. Ve binnetice Kilikya dahi arzettiğim şekilde ve heyet-i umumiye de her suretle bize yardım vadetmişti. Yalnız, bütün bu vaatlerini tatbik ettirebilmek için ancak Paris'e muvasalatında çalışmaya mecbur olduğunu ve sulh akdedilinceye kadar Kilikya dahilinde hiçbir hareket-i milliye olmamasını rica etti. Biz de netice itibariyle dedik ki: "Şimdi Fransız taht-ı işgalinde bulunan bölgede bizim tarafımızdan kuvvet sevkiyle hiçbir harekette bulunmayacağız. Ancak, sizin taht-ı işgalinizde bulunan ve asayişinden, emniyetinden sizin mesul olduğunuz bölge vardır ki, Kilikya, Maraş, Urfa hepsi dahil ve Fransızlar tarafından silahlandırılan Ermenilerin ahali-i İslamiyeye tecavüz etmesi, onları katletmesi neticesi olarak vuku bulacak mukabelelerden, mukavemetlerden de hiçbir mesuliyet kabul etmeyiz. Ve bu gibi olayların önüne geçebilmek için siz derhal (icap eden tedbirleri almalısınız)." O zaman, malumaliniz, valimizi koğmuşlardı. "Siz valimizi iade edeceksiniz. Diğer Devlet-i Osmaniye memurlarını yerinde bırakacak ve ahali-i İslamiyeye tasallut eden Ermenileri oradan uzaklaştıracak ve bilhassa bundan sonra silahlandırmıyacaksınız." Ve bunlara kati olarak söz verdi. Ve hatta Sivas'ta icap edenlere tebligatta bulundu. Filhakika valimiz oraya gitti. Vaziyet hüsn-i hale girer gibi oldu. Bir Fransız diplomatı (Picot) oraya gitti. Bunu bizimle görüştü. Fakat buradaki kuvvetlere (kumanda eden) Fransızlar da başka adamlardır. Bunlar, bilhassa Kilikya dahilinde bulunan bir miralay vardı ki o da Reymon. Bu, İslam düşmanı ve Ermeni hamisi bir adamdır. Tazyikten bir an bile kaçınmadı. Ve bunun neticesi olarak Maraş'ta ahali-i İslamiyeye Maraş'ta tecavüzatta (bulundular), (onları) tevkif ettiler. Ve ahali-i İslamiye kendilerini muhafaza etti. Neticesi itibariyle olay büyüdü. çatışma oldu. Ve oradan Fransızlar çekildi. Bittabi bu çatışma esnasında Fransız kisvesi altında ahali-i İslamiyeye tecavüz eden (Ermeniler), kendi nefsi hayatını muhafaza eden ahali-i İslamiye de, ateş esnasında öldüler. (Bu hadiseyi) bütün Avrupa'da, bütün Amerika'da dalgalandırdılar. Halbuki milletimiz tarafından tecavüz vaki olmuş değildir. Vuku bulan tecavüze mukabele edilmiştir. Hatta, Fransızlar çekildikten sonra daha ileriye gitmekten de sarf-ı nazar eyledik. O kadarla yetinildi. Urfa'da da aynı vaziyet olmuştur. Yine Fransızlar tarafından, daha doğrusu Fransızların teşvik ve himayesiyle Ermeniler, ahali-i İslamiyeye tecavüz eden Ermenilerin sebebiyet vermesi yüzünden yine muharebe ve çatışma olmuş, binnetice Fransızlar orasını da tahliye etmeye mecbur edilmiştir. ...
TBMM Gizli Celse Zabıtları, C.I, İş Bankası Yayını, 1985, s. 4-6.) Borak, Şadi; Atatürk Gizli Oturumlardaki Konuşmalar, Kaynak Yayınları, 1997, s. 15, 16 Metel, Raşit; TBMM Gizli Oturumlarından Sorunlar ve Görüşler (23 Nisan 1920-29 Ekim 1923) Mustafa Kemal Atatürk, Belge Yayınları 1990, s. 21, 22. |
|
|
Bütün hakları saklıdır. © FORSNET |
|