|
3 Temmuz 1920 Meclis Gizli Oturum Konuşması
...
Efendim, Sovyet Cumhuriyeti ile öteden beri takip ettiğimiz temasın neticesini
arzedeceğim:...
Malumaliniz Rusya Bolşevik II. Ordusu Bakü'ye gelmişti ve Azerbaycanlılar
bunları iyi karşıladılar. Ermeni ve Gürcistan hududuna temas ettiler.
Biz bir an evvel Bolşevik Ruslariyle teması çabuklaştırmak lüzumunu hissettik.
Fakat ondan çok evvel, yani daha Erzurum'da bulunduğumuz sıralarda bu
hususla iştigal edilmişti ve suret-i mahsusada bazı arkadaşlarımızı memuren
göndermiştik. Fakat aylar geçti, gönderdiğimiz heyetten maddi bir cevap
almaya imkan bulamadık.
Binaenaleyh ikinci defa olmak üzere ve Bolşevik kuvvetleri Ermenilerle
temas etmiş bir haldeyken Bolşevik Cumhuriyeti'nin bize yapacağı yardım
ve diğer konulara dair olan vaziyetini anlamak lazım geliyordu. Yine bir
heyet gönderdik. Gönderdiğimiz bu heyetin eline de benim imzam ile bir
mektup verilmiştir. Bu mektup özet olarak şu noktaları ihtiva ediyordu:
Bir defa, onların gayesini biz nasıl görüyoruz? Bunu anlattık. Emperyalist
hükümetler aleyhine harekat ve onların tahakküm ve esareti altında bulunan
insanların kurtarılması ve bu nokta-i nazardan Bolşevik Ruslariyle ortak
harekatı kabul ederiz. Ve yine demiştik ki: Birleşebilmemiz için siz Gürcistan'ı
kuvvetle uyararak tarafsız bırakırsınız ve bizim Ermenilere karşı hareket
etmemiz lazım ise, sizin mesainize iştirak etmek ve Ermenilere karşı bu
hareketi yapmak ve bundan sonra da yapacağınız bütün harekatta size yardım
edeceğiz. Maksadımız, vatanımızda müstakil olarak yaşamaktır; her şeyden
evvel gayemiz budur.
...
... Bizim kabul etmiş olduğumuz prensipler nazar-ı tetkikten geçirilecek
olursa Rus Sovyet Cumhuriyeti bazı şeyleri tabii buluyor. Mesela, Ermenistan'daki
insanların kendi mukadderatını kendi reyleriyle tayin ve tespit etmeleri.
Erivan Cumhuriyeti'ni tesis ve teşkil eden Ermenilerin müstakil olmalarını
ve bu hususta arzuları her ne ise zaten kabul etmişizdir....
Suret-i umumiyede prensip şudur ki: Hudud-i milli olarak çizdiğimiz daire
dahilinde yaşayan ve çeşitli İslam unsurlar yekdiğerine karşı ırki, muhiti,
ahlaki bütün hukukuna riayetkar öz kardeşlerdir.
...
... Bolşeviklere Azerbaycan'da muhalifler vardı. Onlar bir karşıt
hareket yaptılar. Azerbaycan'da bizim kendi arkadaşlarımız vardı. O arkadaşlarımıza
İngilizler dediler ki:
"Bolşeviklerle muharebe ediniz. Türkiye bizimle anlaştı."
Orada bulunan arkadaşlarımız da ellerindeki kuvveti çarptırdılar ve tabii
mağlup oldular. Mağlup olduktan sonra biz de işittik. Haber gönderdik,
filan ettik.
Halbuki Bolşeviklerle bu muharebe başlayınca ahali-i İslamiyenin katline
başlanıldı. Ermeniler bundan istifade etti ve hudutlarda bulunan ahali-i
İslamiye de bundan istifade etti ve Olti taraflarında taarruza geçtiler.
Fakat birkaç günden beri bu yanlışlığın bir dereceye kadar düzeltildiğini
görüyoruz.
...
Aynı zamanda Ermeni Cumhuriyeti ile münasebat-ı siyasiyeye giriştik. Kendilerinin
bu taarruzlarını protesto ettik ve biz, hakikati söyledik. Onlar kabul
etmediler.
...
Eskişehir'de imalathanede Ermeni olduğundan bahsedildi. Bunları mutlaka
atmak taraftarıyız. Fakat, Rum, Ermenileri atmakla bütün makineler duruyor.
Böyle bir zaruret yüzünden onları değiştirmek mümkün olamıyor.
... Biz, Ermenilerle ve Bolşeviklerle anlaşmadan, Ermenilerin tecavüzünden,
Erzurum'u filanın istila etmesinden korkuyoruz. Şark hududumuz tamamen
emniyet altında görüldükten sonra orda bulunan kuvvetin heyet-i umumiyesine
inşallah ihtiyaç kalmaz. Fakat ihtiyaç kalırsa istenilen yere sevkolunur.
Nitekim, bazı yerlerden Ermeniler tecavüz ettiler, müdafaa yapıldı ve
atıldı. İhtimal, Şarkı kurtarmaya çalışırken Garpten de yeni bir darbeye
uğrarız.
Başta İngilizler olmak üzere sulh şartlarını bize tatbik etmek için Yunan
ordusunu icra vasıtası olarak sevkediyorlar ve kullanıyorlar. Fakat, asıl
taarruzu yapan İstanbul'daki Ferit Paşa ve hükümetidir.
...
Gizli Celse Zabıtları, c.I, s. 72-74
Borak, Sadi; s. 77-81
Metel, Raşit; s. 103-108.
|