|
14 Ağustos 1920 Bir Soru Önergesi Üzerine
Meclis Konuşması
... Arkadaşlarımızın aydınlanmak istedikleri
noktaları bir daha hatırlatmak maksadiyle (soru önergesini) aynen okuyacağım:
Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celilesine,
Şu günlerde Şark Cephesinde, bilhassa Erzurum hudutlarında Ermenilerle
Gürcülerin fazla faaliyetinin gözle görüldüğü hatta Gürcüler Erzurum'un
şimal hudutlarına ve Ermenilerin de şark hudutlarında şiddetle taarruz
ettikleri ve bu meyanda bilhassa Olti'nin de işgal edildiği istihbar ediliyor.
Diğer taraftan islam bolşevik ordusunun öncüleri de Erzurum'a geldiği
söyleniyor. Şark cephesinde kuvvetlerimizin Ermeni ve Gürcülerin taarruzunu
def'e değil, hatta taarruz ederek bütün memleketlerini istilaya kaadir
bulunduğuna kaniiz. Acaba orada bulunan kuvvetlerimizin mukabele etmemesi
siyasi bir sebepten mi ileri gelmektedir? Bu muğlak mesele hakkında her
halde hükümetin bize acilen izahat vererek aydınlatmasını talebederiz.
2 Ağustos 1920
|
Erzurum
|
Erzurum
|
Erzurum
|
Olti
|
|
Durak
|
Süleyman Necati
|
Hüseyin Avni
|
Yasin
|
Efendiler; bu suali soran arkadaşlarımızın
cidden hakkı vardır. ...
30 Mayıs ve 4 Haziran tarihlerinde Şark Cephesi Kumandanı tarafından Heyeti
Vekileye bir teklif vaki olmuştur. Teklif şu idi: Evvela: Erzurum'da bulunan
heyeti murahhasamızın Kars-Bakü üzerinden tirenle serian Moskova'ya gidebilmesini
temin için. Sonra: Ermenistan dahilinde ahali-i İslamiyeye icra edilmekte
olan katliamı durdurmak için. Daha sonra: Ermenilerin ilk fırsatta Erzurum'u
dahi ellerine geçirmek için faaliyet ve teşebbüsatta bulunacaklarından,
Ermeni ordusuna karşı hakim ve müsait bir vaziyet-i asliye almak için
zaten Brestlitovsk ve Batum muahedeleri ile bizim olan Elviye-i Selase
dahilindeki Sarıkamış, Soğanlı dağlarını ve Soğanlı dağlarının geçitlerini
işgal etmek faydalı olacağı bildiriliyordu. Bu üç sebepten bilhassa sonuncusu
Heyeti Vekilece de tetkik olundu ve muvafık görüldü. Zaten Meclisi alimiz
Elviye-i Selase'nin zamanında, zaman-ı münasibinde işgali salahiyetini
Heyeti Vekileye vermiş olduğundan buna istinaden kumandanın teklifini
kabul etti. Binaenaleyh, 6 Haziran tarihinde Şark Ordumuzun harekat-ı
askeriye icrası için hazırlanmasını emrettik. ... 16 Haziran'da, daha
önce tarafımızdan Moskova'ya gönderilmiş olan murahhaslarımızdan birisi
memleketimize döndü. Bu zat, cümlemizce malum olan Sovyet Cumhuriyeti
Hariciye Nazırı (Çiçerin)in mektubunu getirdi. ... Rusya Sovyet Cumhuriyeti
Hariciye Nazırının, hükümetleri namına Meclisi alinize, Meclisi aliniz
riyasetine hitaben yazmış olduğu mektup burada okunmuştu. Hatırlanırsa
denmişti ki; Ermenistan, Acemistan ve Türkiye hudutlarının tesbitinde
Rus Sovyet Hükümetinin aracılığıyla meselenin siyaseten halli mümkündür.
...
Ve bu izahata nazaran herhalde bizim Ermenilere ... taarruz etmemizi Rus
Hükümeti Cumhuriyesi arzu etmiyordu, muvafık görmüyordu. Fakat biz, Elviye-i
Selase dahilinde bulunan her hangi bir noktayı işgal etmek demek, Ermenistan'a
taarruz demek olamıyacağından, zaten karar vermiş olduğumuz harekat-ı
askeriye hakkında bir muhalefet görmedik ve bunun üzerine Şark Ordusu
Kumandanına harekat-ı askeriyeye devam etmesini ve çabuklaştırmasını emrettik.
Fakat bundan birkaç gün sonra idi ki yeni gelen resmi bir haberde Rusya
Hükümetinin bir heyeti sefareti nezdimize gelmek üzere Kars üzerinden
tirenle hali harekette bulunduğu anlaşılıyordu. Bunun üzerine bu gelecek
olan heyeti sefaretle zaten Erzurum'da bulunmakta olan heyeti murahhasamızın
mülakatını mütaakıp harekete başlamak üzere, hareketin tevkifini emrettik
ki bu yirmi haziranda idi efendim, bu sebepten dolayı 20 haziranda Şark
Ordumuzun harekat-ı taarruziyesini durdurmuş olduk. Bu arz ettiğim mesele
şark vaziyet-i umumiyesi içinde ve Türkiye'nin, Bolşevik Hükümetiyle olan
münasebat-ı umumiyesinde ufak bir parça, bir safhadır. Bunu daha iyi açıklamak
için ve esasen vaziyeti de teyidetmek için baştan başlıyarak vaziyeti
daha geniş bir daire dahilinde izah edeceğim:
...
Efendiler; Şark aleminin bilakayd-ü şart sahibi, mutassarıfı olmak
emelini mağrur kafalarına sokmuş olan İtilaf Devletleri, kendi hayat ve
mevcudiyetlerinin devam ve bekasının, bu anlayışta ve bu tasarrufta olduğunu
pek güzel takdir etmişlerdir. ... Başta İngilizler olmak üzere,
bütün İtilaf Devletleri, bir taraftan tekmil kullanabildikleri vasıta
ve kuvvetlerle bizi mahvetmek, bizi ezmek için çalıştıkları bir sırada,
diğer taraftan da bütün ezilen ulusları kurtarmak için çalışan Bolşeviklerin,
mazlum milletimize el uzatmaması için yine servetlerini kuvvet ve kudretlerini
sarfederek uğraşmışlardır.
Fakat Bolşevik Cumhuriyeti, hem kendi hayat ve mevcudiyetlerinin ehemmiyetini
artırmak, hem de İtilaf Devletlerinin pençe-i zulmünden kurtuldukları
takdirde, alemşümul olan inkılabın gayelerini elde etmek için kendilerine
en kuvvetli, en kudretli bir muavin ve yandaş olacak milletimizin dostluk
ve birliği tutmak için teşebbüsat-ı fiiliyede bulunmuştur. Yaptığı teşebbüs
Efendiler; onuncu ve on birinci ordularını doğrudan doğruya Kafkasya'ya,
Şark Cephesine tahsis etmek oldu. Bu ordular, bizim yol göstericiliğimiz,
tesirimiz ve hizmetimiz sayesinde kolaylıkla Şimali Kafkasya'yı geçtiler
ve Azerbaycan'a dahil oldular ve Azerbaycanlılar da gelen orduları kemali
sükunetle kabul ettiler. Bu ordular bir taraftan Ermenistan ve Gürcistan
hudutlarında lazımgelen tedbirleri ve vaziyet-i askeriyeyi aldılar. Diğer
taraftan da maddeten bizimle tesis-i irtibata giriştiler - ki bu mayıs
aylarında idi-. Tam bu sırada idi ki; Lehistan'da cereyan eden ahval,
vakayi ve hadisat gittikçe Bolşeviklerin aleyhine olarak gelişmişti ve
Bolşevik Hükümeti mümkün olduğu kadar çok kuvveti Lehistan cephesine sevketmek
mecburiyetinde idi. ...
Binaenaleyh Kafkasya'da Ermenilere, Gürcülere ve heyeti umumiyeye karşı
maddi kuvvetleri azaldı ve zayıf bulundu ... ve bizim hududumuzu
aynı tarihlerde gözden geçirelim.
Ermeniler; Kızıl ordunun büyük kısmının bu havaliden uzaklaşmasından ve
Azerilerin kızıl ordu aleyhine isyan etmesinden ve bizim hareketimizin
siyasi sebepten dolayı durdurulmasından istifade ederek, derhal on dokuz
haziran tarihinde, bir iki kolla Oltu Şurası aleyhine, diğer bir kısım
kuvvetleriyle de Zengisar Şurası aleyhine taarruz harekatına başladılar.
... Ermenilerin bu hareketi üzerine henüz o civarda bulunan Hariciye Vekilimiz
tarafından Ermenistan Hariciye Nezaretine ve keza Şark Ordumuz Kumandanı
tarafından Ermenistan ordusu kumandanına lazımgelen siyasi teşebbüsler
yapılmakla beraber Erzurum ve havalisinde zaten toplanmış ve her an harekete
hazır bulunan ordumuz bazı tedbirler almak mecburiyetini hissetti. Ermeniler
Oltu Şurası dahilinde Tuzla civarına kadar olan mahalleri işgale muvaffak
olabilmişlerdir. Bittabi Oltu Şurasının milli kuvvetleri, bu Ermeni taarruzunu
durduracak kadar kuvvetli değildi. ... Aras'ın güneyine çekilmiş olan
milli kuvvetlerle... Zengisar'a ve gerekse Oltu'ya karşı hareket eden
Ermeni kuvvetleri durduruldu. Bugün durdurulmuş durumdadır.. Binaenaleyh
önergenin bir noktasına cevap vermiş oluyorum. Taarruz eden Ermeni kuvvetlerine
karşı büyük ve kahredici hareket yapmadık ve henüz yapmıyoruz. Fakat vuku
bulan Ermeni taarruzları tevkif edilmiştir. ... Bundan sonra ağustosun
onunda Ermeniler zırhlı tirenlerden istifade ederek Erivan ve Çulfa şimendiferleri
boyunca kuzeyden güneyedoğru ilerlemeğe başladılar. Bu ilerliyen Ermeni
kuvvetleri karşısında bizim hududu geçmiş ufak bir müfreze halinde düzgün
kuvvetlerimiz vardı. Bu müfrezeyi üstün düşman karşısında ezdirmemek için
Aras'ın güneyine ve batısına geçmek üzere emir verildi ve bu kuvvet de
aldığı emir ve talimat dairesinde Ermenilerle ciddi muharebeyi kabul etmeksizin
Aras'ın güneyine gelmiştir ve bunu neticesi olarak, hududun yine öteki
tarafında olan Şahtahtı yirmi temmuzda Ermeniler tarafından işgal edildi.
... 1 Ağustos tarihinde Rus Bolşevik Hükümetinin Kızıl ordusuyle Büyük
Millet Meclisi'nin ordusu Nahcivan'da birbiriyle maddeten birleşmiş oldu
(alkışlar) oraya giden kuvvetlerimiz, kızıl kuvvetler tarafından özel
merasim ve fevkalade saygıyla ile kabul edilmişlerdir.
...
Efendiler; bütün bu tafsilatı tekrar özetlemek etmek lazım gelirse şu
noktalara işaret koymak istiyorum: Anlaşılıyor ki Bolşevik Hükümeti bizimle
irtibat ve temas yapmak için fiilen teşebbüsatta bulunmuştur. Ordu göndermiştir.
İkincisi; vaziyetin bir iki aydan beri şarkta kendi haline bırakılmış,
muğlak kalmış olması Lehistan vaziyetinden ileri gelmiş oluyor. Lehistan'a
kuvvet gitmiş olmasiyle Ermenilerin, Gürcülerin, Azerilerin mahalli, muhalif
ve muarız hareketleri buna sebebiyet vermiş olur. Üçüncüsü; bütün bunlara
rağmen, burada kalan kızıl kuvvetlerin zaıfına rağmen Azerilerin, Gürcülerin,
Ermenilerin mukavemet ve taarruzuna rağmen yine Kızılordu yol, vasıta
buluyor ve imkan buluyor Nahcivan'a kadar gelip bizimle teması arıyor
ve buluyor. Bu üç nokta; müşterek düşmanları binnetice mağlubetmek için
azmetmiş olan iki milletin, iki hükümetin münasebatı atiyesinin de arzu
edildiği veçhile olacağına dair bir güven verebilir. Hususi bir nokta-i
nazardan da Ermenilerin bütün mütecaviz hareketleri durdurularak onlara
daima hakim bulunduğumuz görülüyor.
... Efendiler Bolşevikler, siyasi ve hatta içtimai nokta-i nazardan
- çünkü bilirsiniz ki garp ve Amerika amelesi nezdinde Ermeniler mazlum
tanıttırılmışlardır - Ermenilere atfı ehemmiyet etmişlerdir. Himayekar
bir siyaset takibeder görünmüşlerdir. Fakat bugün bu Ermeniler onlara
dahi nankörlük etmiştir. Onların kuvvetine dahi fiilen tecavüz etmiştir
(kahrolsun sadaları). Pek ziyade ümit edilir ve beklenir ki, bu defa Bolşevik
Cumhuriyeti artık bu küstah milletin haddini tanıtmak için sert ve kesin
kararını verecektir ve pek ziyade intizar olunur ki, Lehistan muvaffakıyatını
mütaakıp Bolşevikler bizim ile maddeten vücude getirdikleri ilişkiyi geliştireceklerdir.
...
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. I, s. 94-101 |