|
SEÇMELER
Rum, Ermeni gibi unsurlardan ayrı ayrı oluşan bir takım çeteler,
adi hırsızlıkla, ara sıra da öldürmelerle meşgul olmuşlar,
Rum ve Ermeni sürgünü esnasında bu unsurlardan ortaya çıkan
bazı çeteler ise siyasi bir hüviyet kazanmıştır. Rusların
istilası başlayınca, memleket içinde karışıklık meydana getirmek
için bunlar, Ruslar tarafından da teşvik ve denizden de desteklenmişlerdir.
Ermenilerin siyasi emellerini fiilen elde etmek ve asayişi
bozuk göstermek maksadıyla Doğu vilayetleri içine çeteler
geçireceklerini pek muhtemel görüyorum.
Ermenilere vilayetlerimizi peşkeş çekmeleri de (...) ihtimal
bulunuyor. Böyle bir vaziyette İngiliz birliklerinin Ermenilere
öncülük edeceği çok muhtemeldir.
...
böyle bir hali biz düşmanlık olarak görmeye ve saymaya, meşru
topraklarımızı ve milli bağımsızlığımızı kurtarmak için mecburuz....
Rum ve Ermeni komitacılarıyla, bunların ileri gelenleri,
devamlı şekilde temasta bulundukları İngiliz subayları ile
bazı Amerikan memurlarından çok yüz buluyorlar.
....
tehcir sırasında Merzifon'da esasen çokça kalan Ermenilerin
bu kez başka yerlerden de gelenler ve göçten dönenler yüzünden
miktarlarının daima artmakta olduğu Merzifon Amerikan Mektebi'ne
getirilen eşya sandıklarının üzerinde Otoman Amerikan markaları
görüldüğünden bunların herhalde silah olduğunda şüphe bırakmıştır.
(6 Haziran 1919)
...
İngiliz subayları tarafından sevk ve idare edilen altı bin
kişi oldukları tahmin edilen Ermeni kuvvetinin Nahcivan ve
havalisini işgal ettikleri ...
(11 Haziran 1919)
...
bir İngiliz subayı Iğdır'dan Bayezit'e gelerek, Mutassarıf'a:
İngiltere himayesinde teşekkül eden Ermenistan'a Bayezit havalisinin
de bırakıldığını bir aya kadar on beş bin Ermeni muhacirinin
Ermeni düzenli birlikleri himayesiyle eski yurtları olan Bayezit
sancağına sevk edileceğini bildirmiştir.
Doğu vilayetlerinden bir karış toprağın bile Ermenistan'a
bırakılmasının mümkün olmayacağı, bir tek Ermeni askerinin
sınırımızın bu tarafına geçmesinin ateşle karşılık göreceği
(12 Haziran 1919)
...
Doğu vilayetleri halkının, Ermeni çetelerinin acımasızlığına
ve taarruzlarına hedef olmuş, en büyük felaketi görmüş bir
unsur olmak sıfatıyla, birlik ve fedakarlık lüzumunu en önce
takdir ettikleri iftiharla görülmektedir.
(16 Haziran 1919)
...
Devlet ve milletimizin parçalanması ve Ermeni ve Yunan esaretine
düşülmesi söz konusudur. Altı yüz elli sene efendilik eden
bir milletin köle mevkiine düşmesi kolay bir hadise değildir.
(6 Temmuz 1919)
...
Mübarek vatan ve milleti parçalanmak tehlikesinden kurtarmak
ve Yunan ve Ermeni emellerine kurban etmemek için açılan milli
mücahede uğrunda milletle beraber serbest surette çalışmaya
resmi ve askeri sıfatım artık mani olmaya başladı. Bu mukaddes
gaye için milletle beraber nihayete kadar çalışmaya mukaddesatım
adına söz vermiş olduğum için pek aşığı bulunduğum yüce askerlik
mesleğine bugün veda ve istifa ettim.
(8 Temmuz 1919)
Osmanlı tebaasından olan Ermeni unsurları, gördükleri teşvik
ve yardımın neticesiyle de, milli namusumuzu yaralayacak taşkınlıklardan
başlıyarak, nihayet hazin ve kanlı safhalara girinceye kadar
küstahane tecavüzlere koyuldular.
Vatanın parçalanması söz konusu ve karar olarak, Doğu Vilayetleri'mizde
"Ermenistan", Adana ve Kozan havalisinde "Kilikya"
adı ile yine Ermenistan; bu milletin, esarete, kölelik payesine
indirilmesi ve nihayet bu devletin tarih sayfasını kapatarak
ebediyet mezarına defnetmek gibi, insaniyet ve medeniyetle
ve hele milliyet esaslarıyla bağdaşmayan emeller kabul ve
onay yeri bulmuş ve görülüyor ki, tatbikat devresi de başlamıştır.
Bir istila fikri besleyen Ermeniler, Nahcivan'dan Oltu'ya
kadar bütün İslam ahaliye baskı ve bazı mahallerde katliam
ve yağma yapıyorlar. Sınırlarımıza kadar İslamları mahva mahkum
ve göçe mecbur ederek Doğu Vilayetleri'miz hakkındaki emellerine
doğru emniyetle yaklaşmak ve bir taraftan da 400 bin olduğunu
iddia ettikleri Osmanlı Ermenisini bir dayanak olmak üzere
memleketimize sürmek istiyorlar.
memleketimizde külliyetli yabancı parası ve birçok propagandalar
cereyan ediyor. Bundaki gaye, pek aşikardır ki, milli hareketi
neticesiz bırakmak, Yunan, Ermeni emellerini ve vatanın bazı
mühim kısımlarını işgal gayelerini kolaylaştırmaktır.
(23 Temmuz 1919)
...
Doğuda Ermeniler Kızılarmağa kadar genişleme hazırlıklarına
ve şimdiden sınırlarımıza kadar dayanan katliam siyasetine
başladı.
(4 Eylül 1919)
...
vatanımız içinde bağımsız Ermenilik teşkili gayesine yönelik
harekata karşı birlikte müdafaa ve mukavemet meşru esası kabul
edilmiştir.
(11 Eylül 1919)
...
Mütareke gününden beri Rum ve Ermenilerin, İtilaf Devletleri
teşvik ve himayesi altında nasıl milli izzeti nefsimizi yaraladıklarını,
ne suretle saltanat ve hükümet hakkını ayaklar altına aldıklarını
...
(17 Eylül 1919)
...
Ermenilere hiçbir kötü kastımız yoktur. Bilakis onların her
türlü tabiiyet haklarına tamamen riayetkarız. Bunun aksi olarak
yayınlar, düzmeceden ve İngilizlerin aldatmacasından ibarettir.
Ermeni facialarının hala mevcut eserlerinin gösterilmesi uygun
olur.
(21 Eylül 1919)
Ateşkes sonrasında hükümetimizin Adana ili ile Antep, Maraş,
Urfa sancaklarını bırakma güçsüzlüğünde bulunması, bu yörede
Fransız ve İngiliz koruyuculuğu altında Ermeni işgalini ve
örgütlenmesini kesinleştirmiş ve bunlar, o il ve sancakları
Ermenileştirmek amacı ile bir yıla yakın bir süre çalışma
göstermiş
1. Şimdiye dek yapılan saldırıların türü aşağıda özetlenir:
A. Fransız ve İngiliz görevlileri ile Ermeni komitelerinin
ve oralarda bulunan Ermeni topluluğunun açıktan açığa Müslümanların
haklarına saldırmaları.
B. Osmanlı topraklarının değişik yerlerinde oturan
Ermenilerin buralara göçlerinin kolaylaştırılması ve burada
sayılarının artırılması.
C. Yabancı üniforması ile Ermeni birliklerinin buralara
gönderilmesi ve buradakilerle birleştirilmesi.
D. İslam halkın az zamanda ekonomik ve başka baskılarla
yok edilmesi ve öldürülmesi ve göçe zorlanması.
E. Aralarına aşamalı olarak sokulan bölücülükle İslam
halkının yabancı koruyuculuğunu istemek zorunda bırakılması.
(22 Eylül 1919)
Merkezi Erivan olan Ermeni Cumhuriyeti'ne karşı dostça olmayan
hiçbir niyetimiz yoktur.... Bu yeni devletteki Ermeniler,
Ermeni müfreze kumandanının emirleriyle, Müslüman unsuru imha
etmek üzere faaliyette bulunuyorlar. Bu emirlerin suretlerini
gözlerimizle gördük. Erivan'daki Ermenilerin, Müslümanların
imha siyaseti güttükleri ve bu kanlı vahşet dalgasının sınırlarımıza
kadar genişlediği, sınırlarımızın, öbür taraftan, ölümden
kaçan sayısız Müslümanla dolu olmasıyla da teyit edilmiş oluyor.
İngilizler, bu hareketlerin cereyanı esnasında, bir yandan
Ermenilerin Müslümanlara karşı tutumlarını teşvik ettiler,
hatta onları bu konuda kışkırttılar, diğer taraftan Ermenilerin
tecavüzlerini bize sayıp döktüler ve bunları tahammül edilemez
hareketler olarak nitelediler ve bu komşu devlete saldırarak
misillemede bulunmaya bizi zorladılar. Fakat biz hakikatin
kendini göstereceğinden emin olarak Ermeni tahriklerine tahammül
ettik ve İngilizlerin öfkelerini fark etmemiş göründük. Hakikaten,
bizi Ermenilere saldırmaya teşvik eden ve bu şekilde kendi
bölüklerini o topraklara gönderebilmelerini sağlayacak bir
ortam yaratmayı planlayan İngilizlerin tutumlarını meydana
çıkarabileceğimizi düşündük. İngilizlerin bütün bu manevraları,
Kafkasya'yı boşaltmaları mecburiyetini hissettikten sonra,
onların subay ve temsilcileri tarafından başlatıldı.
Erzurum ve Van'daki Müslümanların ve bilhassa sınır bölgelerinde
yaşayanların; Ermenistan'da cereyan eden katliama dair her
gün aldıkları haberler ve ölümden kaçan ve ağlanacak vaziyette
olan mültecilerin manzarası karşısında, büyük heyecana kapılmaları
çok normaldir.
(24 Eylül 1919)
Adana dahilinde, Ermenilerin Fransızlar tarafından silahlandırıldığı
ve İslamlarla boğazlaşmaya sevk edildikleri.
(23 Ekim 1919)
Maraş'a Fransız kuvvetleri girmekte ve oradaki Ermeniler
vasıtasıyla Müslüman kardeşlerimize karşı bir katliam icra
etmekte oldukları haber alındı.
(1/2 Kasım 1919)
Maraş'tan alınan sağlam malumatta, Maraş'ı işgal eden Fransız
kıtalarının yüzde yirmisi Fransız Cezayirli olup, geri kalanı
Osmanlı Ermenilerinden meydana gelen fedailerdir. Bunlar şehirde
namuslu İslam kadınlarına taarruz etmekte ve Müslüman ahaliye
zulüm ve işkence yapmaktadır. Dükkanlar bütünüyle kapalı,
ahali heyecandadır.
(7 Kasım 1919)
Küçük - Ermenistan teşkiline ve Kilikya'nın Fransızlar tarafından
tamamen işgaline mani olmak için, mülkiye memurlarının ve
askeriyenin el ele vererek Adana vilayetinde ve bağımsız sancaklarda
karşı koyma vasıtalarını hazırlamaları ve hazır bulundurmaları
bütün alakadarlara yazıldı.
(10 Kasım 1919)
Adana'da Fransızlar ve Ermeniler tarafından yapılan zulümlerin
ve tecavüzlerin artmasından dolayı Ermeni zulümlerini görmek
üzere milletlerarası bir heyetin Adana'ya yollanması
(16 Kasım 1919)
Ermenileri geri çekerek, İslamlar aleyhindeki zulme nihayet
vereceklerini söyleyen Fransızların bu defa birlikte İslam
halkı katliam eyledikleri son derece dikkate değerdir.
(11 Ocak 1920)
Adana'da 1170, Toprakkale-Islahiye şimendifer hattı üzerinde
270, Osmaniye-Adana üzerinde 200, Katma'da 300, Kilis'te 600,
Antep'te 1200, Maraş'ta 1200 kadar Fransız sömürge ve Ermeni
askeri olmak üzere işgal kuvvetleri bulunduğu anlaşılmıştır.
(24 Ocak 1920)
Maraş'ta, Fransızlar, Ermeniler, Müslümanları katliam etmektedirler.
insanlık aleminden bu katliama nihayet verilmesini.
(25 Ocak 1920)
Maraş'ta, Fransız ve Ermeniler tarafından Müslümanların
katliamı, insanlığı dehşete düşürecek şekilde devam ediyor.
(29 Ocak 1920)
On yedi günden beri Maraş'ta cereyan eden feci ve kanlı
vakalara nihayet verilmesi hakkında, medeniyet ve insanlık
aleminin duyup öğrenmesi için yükseltilen feryat ve acının
yankılanacak bir yer bulmadığı, hala bu vahşetin devamıyla
sabit oluyor.
(8 Şubat 1920)
Adana'da heyecan ve asabiyet ziyadeleşmiştir. Ermeniler,
kilise ve mekteplerde sık sık toplanmaktadırlar. İnekler ve
Bahçe Ermenileri, Güller ve Zencirli İslam köylerini yağmalamış
ve ahalisini pek vahşiyane katliam etmişlerdir.
(10/11 Şubat 1920)
Medeniyet maskesine gizlenen Fransızlar ve onların öncüsü
olan Ermeniler, Urfa ve havalisinde İslam ahali hakkında zalimane
katliamlara başlamışlardır.
(14 Şubat 1920)
Tarihte emsali görülmemiş olan bu vahşetin faili Ermeniler
olup, Müslümanlar ancak namus ve hayatlarını muhafaza kaydıyla
mukavemet ve müdafaada bulunmuşlardır. Yirmi gün devam eden
Maraş katliamında Müslümanlarla birlikte şehirde kalan Amerikalıların
bu hadise hakkında Amiral Bristol'a çektikleri telgraf, facia
sebeplerini, tekzip edilemez bir şekilde tayin etmektedir.
General Keret'in geri çekilmesiyle neticelenen bu muharebelerden
sonra Kuvayi Milliye'ye teslimiyet arz eden muharip Ermeni
kuvvetlerine karşı hiçbir ceza tatbik etmeyip bilakis onları
şefkatli sinesine ve himayesine alan milletimizin alineceplığını
Maraş Ermenileri de minnet ve şükran ile teyit etmektedirler.
Şu halde Ermenilerin intikam fikri ve tecavüzleri neticesi
meydana gelmiş bazı vakalar var ise, bunların mesuliyeti milletimize
değil bizzat Ermeni milletine ve onun tahrikçilerine ait olmak
lazım gelir.
(20 Şubat 1920)
Hiçbir yerde Ermeni kıtali (kırımı) yapılmakta değildir.
Maraş hadisesinden bahsedilmek murat ediliyorsa, orada Fransız
askerleriyle beraber milletimize taarruz eden Ermeniler katledilmiş
olmayıp, bilakis Fransız askeri kendilerini terk edip çekildikten
sonra İslamlar tarafından himaye ve şefkate mazhar olmuşlardır.
milletimiz sebepsiz hiçbir yerde hiçbir yabancı unsura mütecaviz
değildir.
(22 Şubat 1920)
Kozan'da birçok Türklerin kiliseye doldurulduğunun tesbit
edildiği, Feke ilçesinin 80 Ermeni tarafından sarıldığı bildiriliyor,
ayrıca Saimbeyli'ye az zamanda takviye yetiştirilmediği takdirde
Türklerin sonunun fena olacağı, silahlı olmayan Ermenilere
hiçbir sebeple taarruz edilmemesi....
(2 Mart 1920)
Bir uydurma Ermeni kırımı meselesi ve tüm dünyayı aldatmak
için yaratılan bu kin ve hırs ürünü propagandaların niteliği
hakkında uygarlık ve insanlık dünyasının bir kere daha aydınlatılması
ve bu suretle haksızlığa uğramış Türk ulusunun iğrenç ve alçakça
bir suçlamadan arındırılması.
(7 Mart 1920)
Bugün Kozan, Haçin (Saimbeyli), Feke gibi bölgelerde fiilen
kendisini göstermiş olan Ermeni mezaliminin bir an önce söndürülmesi
gereklidir. Yalnız şu aralık her türlü islam hareketlerini
Ermeni kırımı biçiminde göstermek istenildiği anlaşıldığından
harekatın her halde bu gibi yanlış söylentilere ve suçlamalara
yer bırakmayacak şekilde idaresi.
(9 Mart 1920)
13 Mart tarihli Temsp gazetesinde Lord Curzon Avam Kamarasında
irad ettiği nutukta Ermenilere dair demiştir ki: Bana öyle
geliyor ki siz Ermenileri sekiz yaşında pek temiz ve masum
bir kız gibi zannediyorsunuz. Bunda pek yanılıyorsunuz. Zira
Ermeniler bilhassa son harekatı vahşiyaneleri ile ne derecelere
kadar hunhar bir millet olduklarını bizzat kendileri ispat
eylemişlerdir.
(27 Mart 1920)
Fransızlar Maraş ve Urfa'da yaptıklarını Adana'da da yaparak
Ermenileri silahlandırıyorlar. Bunlar İslam halkına saldırıyor.
Kozan çevresinde İslam halkından toplanan silahlar ve hayvanlar
saldırgan Ermenilere veriliyor. Kozan çevresindeki Hamam,
Kurtoğlu Çiftliği, Çolak Hasan, Yassıçalı, Mehmet Ağa ve Kabasakal
köyleri Ermeni jandarma ve gönüllülerince bütün olarak yakılmıştır.
Buçak yakınlarında birkaç köyün daha yakıldığı da haber alınmıştır.
Kilikya'da ve çevresindeki işgal bölgelerinde Fransızların
yarattığı durum, Türkler ve Ermeniler arasında karşılıklı
olarak bir öç alma duygusunu beslemek ve bunun sonucunda da,
işgalin kaldırılması ile birlikte yerli halkın birbirlerini
boğazlayacaklarını dünyaya yayarak amaçlarına varmaktır.
(31 Mart 1920)
Esirlerin hastalık sebebiyle bile olsun elimizde ölmeleri
dini ve milli ahlakımıza uygun düşmedikten başka vatani çıkarlarımızı
da gerçek biçimde yaralar.
(13 Nisan 1920)
Düşmanların bütün çalışması, barış esaslarının kararlaştırılacağı
şu sıralarda memleketimizi dışarıda ve içeride güçsüz bir
durumda bırakarak istedikleri her şeyi kabul ettirmeyi amaçlıyordu.
Geleceğe yönelik çıkarlarını, çeşitli baskılarla bütün dış
ülkeleri aleyhimize çevirmekte gören bazı kuruluş ve unsurlar
ise, tarafımıza yöneltilen bu akımı temelinden yıkmak ve bütün
dış ülkelerin milletimiz lehine, düşüncelerinde değişiklikler
olmasına fırsat vermemek için, tümüyle yalan olan en son Ermeni
soykırımı uydurmasını düzenlediler ve açıkladılar.
İngilizler, bir yandan dış durumumuzu yeni toplu öldürme iftiraları
ile sarsarak tasarladıkları İstanbul işgalini kolaylıkla uygulayabilecek
bir ortam hazırlıyorlardı
Anadolu'da yerleşmiş Ermenilerin ve Rumların hükümet emirlerine
ve milli amaçlara karşı gelmedikçe her türlü saldırıdan korunmaları
ve tam anlamı ile mutlu ve rahat bir hayat yaşamaları öteden
beri kabul edilmiş bir ana konu idi. Kilikya ve dolaylarında
ve doğu hududumuz dışındaki resmi ve resmi olmayan Ermeni
kuvvetlerinin dindaş ve ırkdaşlarımıza karşı yapılan cinayete
varan saldırıları karşısında bile, ülkemizde yaşayan Ermenilerin
her türlü taarruzdan korunmasını sağlamayı pek önemli bir
medeni görev kabul ettik ve Anadolu'nun dış dünya ile ilişkisinin
kesik olduğu bu günlerde yüce vatan çıkarlarını amaçlayan
önlemler içinde Ermeni halkının esenliğinin korunması gerekliliğini
bütün makamlara bildirdik.
İşte, İstanbul'un yabancı kuvvetlerce işgalinden bu güne
kadar geçen acı günlerinde hiçbir dış ülkenin fiili korumasına
erişemeyen Anadolu Ermenilerinden hiçbir kişinin, en küçük
bir anlamda bile, saldırıya uğramamış olması, bize her nedenle
cinayet yükleyen ve medeni duyarlılığı kendi tekelinde sanan
entrikacı Avrupalıların yüzlerini kızartacak ve milletimizin
yaradılışından sahibi bulunduğu insanlık törelerinin yücelik
derecesini ispat edecek çok önemli bir konudur.
(24 Nisan 1920)
Adana, Maraş, Ayıntap ve Urfa gibi en eski İslam memleketleri
Fransız zabitlerinin idaresinde Ermeni kin ve öfkesine, Ermeni
ruhunun yırtıcı kabalık ve düşmanlığına yenecek, parçalanacak
bir av gibi terkedildi.
(09 Mayıs 1920)
Üç Sancak'taki Türk halkı Ermeniler tarafından devamlı olarak
katliam edilmektedir. Ermenilerin böyle hareket ettiklerini
Avrupalılar da kabul etmektedirler.
(13/14 Haziran 1920)
11 Haziran öğleden sonra saat üçte bu zavallı halk, Kahyaoğlu
Çiftliği'ne vardığında silahlı otuz Ermeni'den kurulu bir
çetenin saldırısına uğrayarak erkekler bir eve, çocuklarla
kadınlar bir başka eve doldurulmuş, kırk üç erkek, yirmi bir
kadın ve sayısı saptanamayan çocuklar kamadan geçirilmişlerdir.
Ayrıca, dördü erkek ve on sekizi kadın olmak üzere yirmi iki
yaralı vardır. Kadınların kollarını keserek bileziklerini
ve küpelerini almışlardır.
Adana'nın 10 km doğusundaki İncirli köyünde 9 Haziran 1920
günü Ermeni çeteleri bütün köy halkını bir yere doldurup bomba
ile havaya uçurmuşlardır.
(13 Haziran 1920)
Bolşeviklere Azerbaycan'da muhalifler vardı. Onlar bir karşıt
hareket yaptılar. Azerbaycan'da bizim kendi arkadaşlarımız
vardı. O arkadaşlarımıza İngilizler dediler ki:
"Bolşeviklerle muharebe ediniz. Türkiye bizimle anlaştı."
Orada bulunan arkadaşlarımız da ellerindeki kuvveti çarptırdılar
ve tabii mağlup oldular. Mağlup olduktan sonra biz de işittik.
Haber gönderdik, filan ettik.
Halbuki Bolşeviklerle bu muharebe başlayınca ahali-i İslamiyenin
katline başlanıldı. Ermeniler bundan istifade etti ve hudutlarda
bulunan ahali-i İslamiye de bundan istifade etti.
(3 Temmuz 1920)
Gümrü'de başlayan barış görüşmelerinin iki ulus için karşılıklı
güvenlik ilkesine dayalı bir barış ve bolluk dönemi getirecek
bir sonuca ulaşması bizce de pek uygun ve gerekli olduğuna
kuşku duyulmayacağı umudu ile Ermenistan'ı artık zararlı dış
etkilerden korumaya yönelik yurtseverce çalışmalarınızda kesin
başarılar dilerim.
(29 Kasım 1920)
Ermeniler Van ve Bitlis'i ele geçirince, Irak'taki İngilizlerle
birleşeceklerinden dolayı bütün Yakındoğu'da İngilizlerin
yeri çok sağlamlık kazanacaktır.
Rum, Ermeni gibi Batı emperyalistlerinin hizmetçisi olan uluslarla,
bu çabalarında direndikleri sürece anlaşma olanağımız yoktur.
Yunanistan ancak Türk çoğunluğunun yerleşik bulunduğu İzmir
ve Trakya'dan ve İngiliz köleliğinden vazgeçtiği zaman bizimle
dost olabilir.
(1 Aralık 1920)
Ve gerek Rus gerek Garb istatistikleri bu hususda kanıt olarak
yeterlidir. Birkaç asırdan beri Şark Vilayetlerimizin hiçbir
kısmında hiçbir vakit bir Ermeni çoğunluğu olmamıştır. Ve
Çarlık idaresi veya Garb emperyalistleri tarafından teşvik
edilen Türk ve Ermeni halklarının girişmiş oldukları kanlı
mücadeleler bir tarafa olduğu kadar, öteki tarafa da can kaybına
malolmuştur. 1917'de Rusların çekilmesinden sonra Ermeni çetelerinin
Şark vilayetlerimizi ne halde bıraktıkları bunun kafi derecede
bir ispatıdır.
Ermenistan'ı Mezopotamya'da yerleşmiş İngilizlere yaklaştıracak
surette uzatmak, Moskova ve Ankara hükümetlerine pek çok nahoş
sürprizler yaratmak demek olur.
(27 Aralık 1920)
S - Yakın zamanda Türklerin Ermenilerle katliam yaptıkları
hakkında neşredilen haberler doğru mudur?
C - Türkler tarafından Ermeniler aleyhinde katliam,
uydurulmuş rivayetler ve daha önce yayılmış bir takım yalan
ve iftiralardan ibarettir. Bunların kat'iyyen doğru olmadığına
emniyet edebilirsiniz. Bu hakikatın belgelendirilmesi için
tarafsız heyetlerin memleketimizde kemal-i serbesti ile icra-yı
tahkikat eylemelerini memnuniyetle kabul ederiz. Bu meseleye
dair Ermenistan'daki Yakın Doğu Amerika yardım heyetleri tarafından
verilen en son raporların okunmasını tavsiye eyleriz.
S - Türklere Ermeniler tarafından katliam yapılmış
mıdır?
C - Türk ahali hakkında Ermeniler tarafından yapılan
mezalim ve katliam ki Ermenistan üzerine ordularımız tarafından
ihtiyar edilen harekatı zaruri kılmıştır. Gayet geniş mikyasta
vaki'dir. Buna dair vesaik-i kat'iyeye malikiz; bu vesaik
suretlerini size ayrıca verdireceğim.
(17 Ocak 1921)
7. Düşmanca ithamda bulunanların sürdürdükleri büyük mübalağalar
dışında Ermenilerin tehciri meselesi aslında şuna inhisar
etmektedir:
Rus ordusu 1915'de bize karşı büyük taarruzunu başlattığı
bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Ermeni
komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni
ahalisini isyan ettirmişti. Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü
karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima
iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı
konvoylarımız acımasız şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler
ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu.
Bu cinayetleri işleyen ve saflarına eli silah tutabilen bütün
Ermenileri katan çeteler, silah cephane ve iaşe ikmallerini,
bazı büyük devletlerin daha sulh zamanından beri kendilerine
kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan bilistifade
ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye
muvaffak oldukları Ermeni köylerinden yapıyorlardı.
İngiltere'nin sulh zamanında ve harp sahasından uzak olarak
İrlanda'ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir
şekilde bakan dünya efkarı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda
almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda
bulunamaz.
Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş
olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri
bizi tekrar harb etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı.
Brest-Littowsk Muahedesinin akdini müteakip Rusların Şark
vilayetlerimizi tahliyeye başladıkları sırada Ermeni çetelerinin
yapmış oldukları katliam ve tahribat kafi derecede herkesin
malumudur.
Sivas'ta benle görüşmüş olan, bilahare bu bölgeleri ziyaret
eden ve buralarda Ermeni çetelerinin davranışları hususunda
mufassal müşahadelerde bulunarak daha sonra kendisine bu konuda
anlatmış olduğum şeylerin doğru olduğunu bana yazmış bulunan
Amerikan Generali Harbord Amerikan Umumi ekfarının kendisinden
faydalı bilgi temin edebileceği bir şahidimizdir. Taşnaklar
daha sonra da Kars ve Olti bölgelerinde Alexandropol (Gümrü)
Antlaşmasının akdine kadar cinayetlerine devam etmişlerdir.
Milyonlarca Türk'ü binlerce Ermeni'nin hakimiyetine terketmeye
kalkışan Wilson projesi sadece gülünçtür.
(26 Şubat 1921)
Güneyde Fransızlarla onların silahlandırdığı ve bize karşı
kışkırttığı Ermeniler ve doğuda Ermenistan Ermenileri memleketimizin
ele geçirdikleri yörelerinde ve işgal edilen sınır ve cepheler
çevresinde Müslüman halka çeşitli zulümler uyguluyor ve katliam
yapıyorlardı.
(1 Mart 1921)
Ermeni sorunu denilen ve Ermeni milletinin gerçek olmayan
isteklerinden çok, dünya kapitalistlerinin ekonomik yararlarına
göre çözülmek istenilen sorun, Kars antlaşması ile, en doğru
şekilde çözüme ulaştırılmış oldu. (Alkışlar) Yüzyıllardan
beri dostluk içinde yaşayan iki çalışkan halkın iyi ilişkileri
memnuniyetle yeniden kuruldu.
(1 Mart 1922)
Doğuda Trabzon'u, güneyde Adana'yı içine alacak büyük Ermenistan'dan
eser kalmamıştır. Ermeniler, gerçek sınırları içinde bırakılmıştır.
(13 Ağustos 1924)
|