|
KADRİYE
DURAN
Baba Adı: Hamid
Anne Adı: Nigar
Doğum Yeri: Van-Kavunlu (Çoravanis)
Doğum Tarihi: 1904
Muhacirliğe çıktığımızda 10 yaşında idim. Biz daha muhacir
olmamıştık. Değirmen köyünde, burası Ermeni köyü idi. 80 hane
Ermeni (gavur), 3 hane de İslâm Türk idi. Ermeniler bir sabah
kalkıp bu üç hâneyi toplayıp kesiyorlar ve bir kuyuya dolduruyorlar.
Yiğitleri (gençleri) de butlarına cepler yapıp alınlarından
duvara çakıp zulümle öldürüyorlar. Bunların hepsi 30 kişi
kadardı.
Kaynatası evi Değirmen köyde olan bir kadın gelip bizim köyün
hocasına o köyde olanları anlattı. Bunun üzerine bizim köyde
yaşayan Ermenilerle aramızda çekişme başladı. Birkaç Ermeni
öldürüldü. Değirmen köyde olan hadiseler yüzünden ihtiyat
olsun diye bizim köyde her eve bir silah dağıtılmıştı. Babam
köyün muhtarı idi. Çevre köylerin çoğu Ermeni olduğundan,
köyümüzün basılacağı korkusuyla, Müslüman ahali camiye toplandı.
Çuvallar kumla doldurularak siperler yapıldı.Ama bu sırada
köyde bulunan iki Ermeni tığası bir eve konularak üzerlerine
kapı kilitlendi. Çünkü bizimkiler onları durup dururken öldürmeye
kıyamamışlardı. Ama tığalar, evin tabanından tünel açıp Değirmen
köyüne haber götürmüşler. Böyle olunca Değirmen, Farıh ve
bir Ermeni köyü daha, yani üç köy bizim köyü bastı. Bir saatten
fazla savaş oldu. Ermeniler çay üstündeki köprüyü tutmuş,
Ziyaret'i de basmışlardı. Çay kar suları ile taşmıştı. Annem
suya girdiğinde su göğsüne kadar vurdu. Tabii o hengâmede
kolu, bacağı, kafası kırılanlar; suyun alıp götürdüğü çocukları
sorma. Bir cehennem ki, ne cehennem. Gâvurlar öldürdükleri
insanların cesetlerini Buğday tepesine atıyorlardı. Cesetler
dağ gibi yığılmıştı.
Babam ata bindi, Akköprü'den Van'a gitti. Sıhke Ermeni köyü
olduğu için yol vermediler. Babam Van Valisi Cevdet Paşa'ya
köydeki vaziyeti anlatmış, yardım istemiş. 100 asker imdadımıza
yetişti. Ermeniler kaçtılar. Biz de Dırandaz köyüne sığındık.
Orası İslâm köyü idi. Gece orada kaldık. Ertesi gün babam
Van'a gidip ileri gelenlere, köyümüze dönüp dönemeyeceğimizi
sordu, dönmeyin dediler. O zaman mecburen muhacir olduk. Ben
ve bacılarım erkek elbiseleri giydik, yola düştük.Biz Edremit'e
doğru yola koyulduk, gâvur Van'ı bastı. Şehir ateşe verildi,
evler öyle yanıyordu ki, alevler göğe yükseliyordu. Biz Edremit'e
ulaştık, orayı da bastı. Oradan Bitlis'e, Bitlis'ten Siirt'e,
Diyarbakır'a, oradan Siverek'e gittik. Orada 3 sene kaldık.
Bizim âile muhacerete 8 kişi ile gitti. Yolda ağabeyim Ali
Çavuş esir düştü, diğerleri yollarda öldü. Van'a yalnız annemle
ben dönebildik. Kırılan yalnızca biz değildik. Van, Edremit,
Van'ın Müslüman köyleri hep yollara dökülmüşlerdi. Kaçamayanlar
düşmanın elinde, kaçabilenlerin çoğu da yollarda telef oldular.Birkaç
sene sonra, annemle ben Van'a döndük, geldik ki, ne görelim.
Her yer harabe; tek tük insanlar aç susuz, perişan. Mahalleler
evler boş. Ekmek yok, buğday, un hiçbir şey yok. Mecbur köye
(Çoravanis'e) geldik. Buğdaylar da yeni olmaya başlamıştı.
Acı çekirdekleri kırıp kaynatıp içiyorduk. Gâvurlar ne kadar
eşya, mal, davar bulmuşlarsa almış götürmüş, evlerimizi de
yıkmışlardı. Bizi köyde yalnız gören bir atlı adam İskele'de
zahire deposu olduğunu söylemişti.
Annemle gidip 60 kilo un aldık, onu da burada çaldırdık. O
sıralar Ermeniler daha tam çekilmemişlerdi. Dağ-taş fedai
idi. Bir keresinde Erek dağına uçkun toplamaya gitmiştik,
uçkunu da askerlere verip karşılığında ekmek almak istiyorduk,
6 Ermeni atlısına rastladık. Bizi öldüreceklerdi, ama aniden
yağmur, sonra da dolu bastırınca, kaçıp bir mağaraya saklandık.
Canımızı zor kurtardık.Neler çektik neler... 3 sene sonra
ağabeyim de esirlikten döndü. Söylediğine göre Ermeniler öldürecekmiş,
Ruslar bırakmamışlar. Kazma-kürek, Ermenilerin memleketinde
yol işçiliğinde çalıştırmışlardı. Yeniden ev-bark yaptık,
tarla ektik.
|