Rus
İstilasından Sovyet Ermenistanı'na Erivan(Revan) Vilayeti'nin
Demografik Yapısı (1827-1922)
Yrd. Doç. Dr. Yavuz ASLAN(*)
Giriş
Ermeniler
yıllardır yalanlarla dolu propagandalarla süsledikleri
sözde 1915 yılında Türkler tarafından bir soykırıma
uğratıldıkları iddialarını gün geçtikçe ve her platformda
daha aktif olarak yürütmekte, Dünya kamuoyunu Türkiye
ve Türk Milleti aleyhine çevirmeye çalışmaktadırlar.
Dünyadaki büyük güç odaklarının Türkiye'ye yönelik siyasetlerinin
bir aracı olarak kullanılan ve Ermeniler tarafından
ustalıkla sahneye konulan "Ermeni Genosidi"
konusu uzun vadede Türkiye Cumhuriyeti'nin birliği ve
bütünlüğüne yönelik önemli bir tehdit haline gelmiş
ve Türkiye'yi yıllardır müttefiklik yaptığı ülkelerle
dahi karşı karşıya getirmiştir.
Ancak her nedense ,Osmanlı Devleti'nin düşmanlarıyla
çok uzun yıllardır işbirliği yapan ve özellikle I. Dünya
Savaşı'nın sıkıntılı günlerinde Osmanlı Devleti'ne başkaldıran,
Türk insanına karşı tecavüzkâr hareketlerde bulunan,
binlerce masum insanı katleden Ermeni vahşeti görülmek
istenmemekte, bütün bunlara karşın Osmanlı Devleti'nin
son derece insanî bir davranışla yürürlüğe koyduğu geçici
olarak Ermenilerin savaş bölgesine çıkarılmaları olayı,
sanki Ermenileri soykırıma uğratma kararı gibi değerlendirilerek,
Türk Milleti'nin şerefli tarihi "Soykırım"
gibi bir barbarlıkla lekelenmek istenmektedir. I.Dünya
Savaşı ve sonrasının son derece dramatik ve kanlı yıllarında
pek çok milletin büyük acılar yaşadığı bir gerçektir.
Ermeniler de bu yılların olumsuzluklarından etkilenmişlerdir.
Ancak bu dönemde en çok acı çeken, en fazla kırgınlara
uğrayanlar hiç şüphesiz Müslümanlar, özellikle de Türkler
olmuştur.
Pek çok bölgede Türk Milleti'ne karşı büyük vahşetler
yapıldığı gibi, tarihi Türk yurdu olan bugünkü Ermenistan'da
ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde Ermeniler tarafından Türk
halkına karşı son derece sistematik, planlı bir soykırım
hareketine girişilmiştir. Bunun sonucunda Erzincan'dan
Erivan'a yüzlerce Türk köyü yakılıp yıkılırken, yüz
binlerce insan soykırım ve sürgüne maruz bırakılmıştır
.
Bu çalışmada; 200 yıl önce ahalisinin hemen hemen tamamı
Türk olan bugünkü Ermenistan bölgesinde Rus işgali ile
başlayarak, Sovyetleştirilinceye kadar geçen 100 yıla
yakın bir zamanda demografik yapının nasıl değiştirildiği
Rus kaynakları ve Rusya Devleti'nin nüfus istatistiklerine
dayanılarak ortaya konulacaktır.
Azerbaycan kaynaklarına göre bugünkü Ermenistan arazisinde,
M.Ö. 1000 yıllarında Türklerin yerleşik oldukları belirtilmektedir
. M.Ö yıllardan başlayarak bu araziye Hunlar, Gengerliler,
Bolgarlar, Hazarlar vs. mensup boylar gelerek yerleşmişlerdir.
XI-XII. Asırlarda ise Oğuz boyları bölgeye yoğun olarak
yerleşmişlerdir. "Kitab-ı Dede Korkud"da geçen
yer adlarının bir kısmının bugünkü Ermenistan arazisinde
olması elbette ki bir tesadüf değildir .
Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi sırasında, Revan(İrevan-Erivan)
ve Nahçıvan bölgelerine gelerek, Revan surları önünde
konakladığından bahsedilmesi ile bu bölgelerin adı ilk
kez Osmanlı tarihlerinde yer almıştır . Kanuni Sultan
Süleyman döneminde bu bölgedeki çeşitli faaliyetlerde
yine Revan Şehri'nden söz edildiği görülmektedir. III.
Murat döneminde, Ferhat Paşa tarafından bu bölge Osmanlı
topraklarına katılmıştır (1583). Revan, 1590 yılında
İran ile imzalanan anlaşma sonrası Osmanlı Devleti'nde
kalmış IV.Murat dönemine kadar Osmanlılar ve Safeviler
arasında sık sık el değiştirmiştir. IV.Murat 1634'te,
Revan'ı tekrar Osmanlı topraklarına katmış, ancak 1639
Kasr-ı Şirin Antlaşması ile Safevilere bırakılmıştır
.
1722'de, İran'ın iç durumunun karışması ve Şirvan ile
Dağıstan'ın Osmanlı Devleti'nden yardım istemesi üzerine,
bu tarafa sefer açılmış, Revan tekrar fethedilmiş ise
de, 1746'da Nadir Şah ile yapılan anlaşma sonucu tekrar
İran'a verilmiştir. Nadir Şah'ın ölümü ile Revan'da
müstakil bir Türk Hanlığı kurulmuştur. 19. yüzyıl başlarında
Revan Hanlığı; Kırkbulak, Zengibasar, Gernibasar, Vedibasar,
Şerur, Sürmeli, Derekend-Parçanis, Körpübasar, Abaran,
Dereçiçek ve Göyçe mahallerinden ibaret idi ve hanlığın
merkezi Revan (Erivan) şehri idi . İran'daki Kaçarlar
döneminde de bağımsız veya yarı bağımsız bir şekilde
yaşamaya devam eden hanlık, XVIII.yüzyılın sonlarından
itibaren Ruslar tarafından tehdit edilmeye başlanmıştır
. Rus Çarı I. Aleksandır'ın 1801'de, Doğu Gürcistan'ı
Rusya ile birleştirdiğini ve Gürcü Guberniyası'nı kurduğunu
ilan etmesi ile Rusların Revan ve çevresini işgal etme
süreci de başlamıştır. Rusya ve İran arasında bu tarihten
itibaren daha şiddetli bir şekilde Kafkasya'da başlayan
mücadele, 1806 yılında başlayan Osmanlı-Rus Savaşı'nın
16/28 Mayıs 1812 Bükreş Antlaşması ile sonuçlanmasından
sonra Rusya'nın lehine dönmüş ve Rusya daha etkin bir
şekilde İran üzerine harekete geçebilmiştir. Bunun sonucunda
Rus Ordusunun İran Ordusunu mağlup ederek, Tebriz'e
doğru ilerlemeye hazırlanması üzerine, İran Şahı, Rusya
ile anlaşma yoluna girdi. 12 Ekim 1813'de Karabağ'ın
Gülistan Şehri'nde, İran ve Rusya arasında barış imzalandı.
Gülistan Antlaşması ile bütün Azerbaycan Hanlıkları
Rusya'ya dahil edilmesine ve İran, Doğu Gürcistan ve
Dağıstan'da hak iddia etmekten vazgeçmesine rağmen,
Revan ve Nahçivan Hanlıkları İran himayesi altında bağımsızlıklarını
koruyabilmişlerdir .
Bu anlaşmadan 13 yıl sonra Rusya ile İran arasındaki
savaş yeniden başladı . 1826 yılında başlayan bu savaşta,
Azerbaycan'daki hanlıkların Rusya'ya karşı ayaklanması
sırasında, Revan Hanı da İran'a yardımcı olarak bölgedeki
Rus kuvvetlerini sıkıştırmıştı. Ancak Eylül 1826'da,
Şamhor yakınlarında İran Ordusunu büyük bir mağlubiyete
uğratan Rus Ordusu, Gence'deki isyanı bastırarak, 1827'de
Erivan ve Nahçıvan Hanlıklarını aldı ve Tebriz'e doğru
ilerledi. Bunun üzerine İran Şahı barış istemek zorunda
kalmış ve 10 Şubat 1828'de Rusya ile İran arasında Türkmençay
Antlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre; Rus Orduları
Azerbaycan'ın güney bölgelerinden çekilirken, Revan
(Erivan) ve Nahçıvan Hanlıkları Rusya'ya bırakıldı .
Türkmençay
Antlaşması'ndan birkaç ay sonra başlayan Osmanlı-Rus
Savaşlarında, Osmanlı Devleti Balkan ve Kafkaslarda
Ruslara mağlup oldu ve 2/14 Eylül 1829'da, bu iki devlet
arasında Edirne barışı imzalandı . Bu anlaşma ile Osmanlı
Devleti de, Türkmençay Antlaşması ile Rusya'ya bırakılan
Revan ve Nahçıvan Hanlıklarının Rusya'ya ait olduğunu
kabul etmek zorunda kalmıştır .
Türkmençay Antlaşması'nı 20 Mart 1828'de tasdik eden
Rus Çarı I. Nikola, ertesi gün (21 Mart 1828) Erivan,
Nahçıvan ve Ordubad'ı içine alan bölgeyi "Ermeni
Vilayeti" olarak adlandıran fermanını ilan etmiştir
.
Ermeni Vilayeti, Erivan ve Nahçıvan Eyaletlerine ve
Ordubad Dairesi'ne (Okrug) bölünmüştür. Erivan Eyaleti'ne,
eski Revan Hanlığının 15 mahali, Nahçivan Eyaleti'ne
5 mahal ve Ordubad Dairesi'ne 5 mahal dahil edildi.
Ermeni Vilayeti idaresine ise Aleksandır Çavçavadze
tayin olundu .
1829 yılı başlarında Rus Generali Graf Paskyeviç Erivanski'nin
emri ile, İ. Şopen oluşturulan Ermeni Vilayeti'nde bölge
halkını ve bölgedeki yaşayış mıntıkalarını listelere
geçirmiştir. El yazması 20 cilten oluşan bu listelerin
sonuçları, yazarın 1852 yılında Petersburg'da yayınlanan
"İstoriçeskiy Pamyatnik Sostoyaniya Armiyanskoy
Oblasti v Epohu yego Prisoyedineniya k Rossiyskoy İmperii
(Ermeni Vilayetinin Rusya İmparatorluğu İle Birleştirilmesi
Devrinin Tarihi Eseri)" adlı eserinde ortaya konulmuştur.
İ.Şopen'e göre; Ermeni Vilayeti'nde 752 köy bulunmaktadır.
Onlardan 521'i Erivan bölgesinde, 179'u Nahçivan'da,
52'si ise Ordubad bölgesindedir. Savaş sonucunda vilayetin
arazisinde 359 köy (Erivan bölgesinde 310 köy , Nahçıvan
bölgesinde 42 köy, Ordubad bölgesinde 6 köy) tahrip
olmuş ve ahalisi doğma yerlerinden ayrı düşmüştü. Yani
tahrip edilen 359 köy ilave edildiğinde Ermeni Vilayeti'nde
1111 köy bulunmakta idi .
İ.Şopen'in hesaplarına göre; hanlıklar işgal edilmeden
önce Erivan Vilayeti'nin arazisinde tahminen (17.000
hane Erivan, 4600 hane Nahçivan ve 2130 hane Ordubad
Bölgelerinde olmak üzere toplam 23.730 hane ahali yaşamakta
idi. Her hanenin ortalama 5 kişiden ibaret olduğu nazara
alınarak, bu arazide 118.650 kişi yaşadığı belirtilmiştir.
Bu listelerde, Ermeni Vilayeti'nde 81.749 Müslüman ve
25.131 Ermeni bulunduğu kayda alınmıştır .
Rus
Ordusu'nun bölgeyi işgal etmeye başladığı ilk günlerden
itibaren Erivan bölgesinden bir kısım Müslümanların
ayrılmak zorunda kaldığı görülmektedir. Nitekim Paskyeviç
27 Temmuz 1827'de, Çar Hükümeti'ne gönderdiği mektupta;
yaklaşık 4100 hane Müslümanın Türkiye'ye göç ettiğini
bildirmektedir . Daha işgalin ilk günlerinden başlayarak
bölgeden Türkler çeşitli bahane, sıkıştırma ve zulümlerle
uzaklaştırılmaya başlanırken, diğer taraftan İran ve
Türkiye'den bölgeye Ermeniler göç ettirilerek, bölgede
Ermeni çoğunluğu sağlanılmaya çalışıldı. Çar Hükümeti
bu siyaseti ile hem kendilerine sadık Hıristiyan bir
unsur olarak Ermenileri kullanabilecek ve hem de Türkiye
ile Azerbaycan Türkleri ve diğer Orta Asya Türkleri'nin
birbirleriyle olan temaslarını engelleyebilecekti.
Nitekim İ.Şopen'in yaptığı araştırmaya göre, 1829-1832
yılları arasında İran'dan, 366 hane(1715 kişi) Erivan,
265 hane (1110 kişi) Nahçivan'a, 36 hane (182 kişi)
Ordubad Şehirlerine göç ettirilerek yerleştirilmişlerdir.
Ayrıca bu tarihte Erivan'ın 119, Nahçivan'ın 61, Ordubad'ın
11 köyüne İran'dan Ermeniler göç ettirilmiştir ki, şehir
ve köylere İran'dan göç ettirilerek yerleştirilen Ermenilerin
toplam sayısı; Erivan bölgesine 4599 hane (23568 kişi),
Nahçıvan bölgesine 2137 hane (10652 kişi), Ordubad bölgesine
250 hane (1340 kişi) olmak üzere 6949 hane (35560 kişi)'dir
. Daha sonraki dönemlerde de İran'dan bu bölgelere Ermeniler
göç etmeye devam etmişlerdir.
1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşları esnasında Ermeni Vilayeti
bölgesinde yaşayan bir kısım Türkler, kırgınlar ve tacizler
sonucu Türkiye içlerine göç etmeye mecbur kalırken,
savaş sonunda yapılan Edirne Antlaşması'ndan sonra Rusya,
Türkiye'de işgal ettiği yerlerden çekilmeye başlayınca,
bu bölgelerde yaşayan ve Rus kuvvetlerine yardımcı olarak,
yıllardır birlikte yaşadıkları Türklere ihanet eden
Ermeniler de Kafkasya'ya göç etmeye başlayacaklardır.
Kemal Beydilli'nin "1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nda
Doğu Anadolu'dan Göçürülen Ermeniler" adlı makalesinde
belirtildiğine göre, Edirne Antlaşması imzalanması sırasında
ve sonrasında yaklaşık 100.000 kişiden oluşan kalabalık
bir Ermeni topluluğu Kafkasya'nın çeşitli bölgelerine
göçürülerek yerleştirilmişlerdir .
Edirne Antlaşması'nın 13. maddesinde, Ruslar tarafından
Türkiye'nin işgal edilen arazilerinde yaşayan Ermenilere
18 ay zarfında, taşıyabilecekleri emlakları ile Rusya
vatandaşlığına geçmek hakkı, Rusya'nın isteği üzerine
verilmişti. Edirne Antlaşması gereğince, Rusların Kars,
Ardaha, Beyazıd, Erzurum ve diğer bölgelerden geri çekilmesi,
Türklere ihanet eden, Ermenileri son derece sıkıntılı
bir duruma sokmuştu. Ermeniler yaptıkları ihanetlerden
dolayı Osmanlı Devleti tarafından cezalandırılacaklarını
düşünüyorlardı. Rus-Kafkas Ordusu Komutanı General Paskyeviç
Ermenileri bu durumdan kurtarmak için, onları yeni işgal
edilmiş bölgelere göç ettirmeyi ve böylece Osmanlı Devleti
ile sınır olan bölgelerde Hıristiyanların sayı üstünlüğünü
sağlamaya karar verdi. Bu amaçla 10 Ekim 1929'da Paskyeviç
Rus Çarı I.Nikola'ya şu raporu yazmıştı :
"Bayazıd'da 2 bin Ermeni bizim kuvvetlerle birlikte
Türklere karşı savaşmıştır. Erzurum'da Hıristiyan ahalinin
büyük bir kısmı bizim dini bayramımızı kutlamışlardır.
Kars'ta, Ermenilerden oluşan 800 kişilik gönüllü batalyon
teşkil edilmiştir ki, onların ailelerinden oluşan 10
bin kişi tehlike altındadır. Bu talihsiz kurbanlara
dikkatinizi yöneltin ve Rusya'ya gösterdikleri muhabbetten
dolayı Osmanlıların onlardan intikam almasına yol vermeyin.
Bunları dikkate alarak siz, büyük imparatorumuzdan bana
bu aileleri Gürcistan ve Ermeni Vilayetlerine yerleştirmek
yetkisini vermenizi rica ediyorum".
18
Kasım 1929'da, Çar Hükümeti'nin Savaş Bakanı Çernişev,
Paskyeviç'e teklifinin Çar tarafından kabul edildiğini
bildirmesi üzerine, Paskyeviç derhal harekete geçerek,
bölge Ermenilerini Kafkasya'ya göç ettirmeye başlamıştır.
Hatta bu amaçla özel bir komite dahi tesis etmiş, bu
komite Ermenilerin göçürülmesi ve yerleştirilmesi için
çalışmalar yapmıştır. Bu komitenin ne şekilde çalışacağını
belirten 12 maddelik bir kararnamede ilan edilmiştir
.
İhanetlerine rağmen Osmanlı Devleti Ermenilerin Doğu
Anadolu'dan göç etmesine engel olmak için, onların cezalandırılmayacaklarına
dair fermanlar çıkarmış ve hatta bölgeye temsilcilerini
göndererek Ermenileri göç etmemesi için ikna etmeye
çalışmıştır .
Edirne Antlaşması'nın 13. maddesinde belirtilen 18 aylık
sürenin sonunda, 3 Nisan 1831'de düzenlenen bölgede;
toplam 14.044 hane Ermeni'nin Kafkasya'nın çeşitli bölgelerine
Ruslar tarafından göç ettirildiği kaydedilmektedir .
Ve bunların yerleştirilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması
için Çarlık Hazinesi'nden 380 bin Gümüş ruble ayrılmıştı
.
Türkiye'den Kafkasya'nın çeşitli bölgelerine göçürülen
Ermenilerden Ermeni Vilayeti arazisine yerleştirilen
Ermenilerin sayısını, Paskyeviç'in emri ile Ermeni Vilayeti'nde
araştırmalar yapan İ. Şopen eserinde; vilayetin arazisine
21666 kişiden oluşan 3682 hane Ermeni ve 324 kişiden
oluşan 67 hane Yezidi Kürd göçürüldüğünü kaydetmektedir.
İ.Şopen tarafından yapılan çalışmalar sonucu, Ruslar
tarafından oluşturulan Ermeni Vilayeti'nde, 1828-1830
yılları arasında bulunan ahalinin sayısı, hangi mahallerde
ne kadar Müslüman ve Ermeni olduğu ve İran ve Türkiye'den
göçürülen Ermenilerin sayısı da belirtilerek aşağıdaki
şekilde verilmiştir :
Şimdiki
Ermenistan arazisine Ermenilerin kitlesel olarak göç
ettirilmesi daha sonraki dönemlerde de devam etmiştir.
Ayrıca bu araziye Ermenilerin yanısıra Yezidi Kürtlerde
gelip yerleşmişlerdir. 1834 yılında, Erivan Eyaleti'ne,
Bayazıd'dan gelmiş 1000 kişilik (yaklaşık 300 hane)
Yezidi Kürtleri yerleştirilmişlerdir. Eleyez Dağı'nın
eteklerinde boşaltılan Türk köyleri, Türkiye'den gelen
Yezidi Kürtlere verilmiştir. Yezidi Kürtleri, 1839'da
da Mirek, Kuruboğaz, Çarçarçı, Çobangerekmez köylerine,
daha sonraları ise Pembek, Gundahsaz, Büyük Camışlı,
Küçük Camışlı ve Karbulak köylerinde yerleştirildiler.
Türkiye'den göçürülen Rumlar ise esasen Şöregel-Pembek
bölgelerinin Alakilise, Bayandur, Sisimedin köyleri
ve Gümrü'ye yerleştirilmiş olup, sonraları bu Rumlar
Ermenistan'da asimilasyona maruz kalıp, tedricen Ermenileşmiştirler.
Bu arada Çar Hükümeti 19.yüzyılın başlarından itibaren
Zakafkasya'da işgal ettiği belirli bölgelere özellikle
Ermenileri değil, Rusya içlerinden getirttiği Rus kolonilerini
(Kazak, Malakan, Duhobor) yerleştirme siyasetini de
gütmüştür.
Kafkasya'yı işgal ettikten sonra gerçekleştirdiği adaletsiz
uygulamalardan dolayı, Kafkasya'da Rus yönetimine karşı
oluşan tepkiler, Rus Çar Hükümeti'ni Kafkasya'nın idari
yönetiminde bazı değişiklikler yapmaya mecbur bıraktı.
Çarlık Hükümeti, halkın durumunu iyileştirici bazı ıslahatlar
yaparken, 1844'te doğrudan Çar'a bağlı olarak Kafkasya
Genel Valiliği oluşturuldu ve M. Vorontsov da ilk Kafkasya
Genel Valisi olarak atandı .
Önce Kafkasya Genel Valiliğine bağlı olarak, Tiflis,
Kutais, Şamahı ve Derbend'den oluşan dört Guberniya
(Vilayet) kurulmuş, birkaç yıl sonra ise Ermeni Vilayeti'nin
yerine, 1 Ocak 1850'de Erivan Guberniyası (Vilayeti)
oluşturularak, Nahçivan ve Ordubad Kazaları da bu vilayete
dahil edilmiştir .
Şimdiki Ermenistan arazisine bu tarihten sonrada Ermeni
göçü devam etmiş, özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşları
sonrası 1890'lı yıllarda meydana gelen Ermeni İsyanları
esnasında 400 bine yakın Ermeni Kafkasya'nın çeşitli
bölgelerine göçüp yerleşmişlerdir.
N.Şavrov, 20. yüzyılın başlarında Zakavkasya'da yaşayan
1.300.000 Ermeni'den bir milyonunun Ruslar tarafından
göçürülerek yerleştirildiklerini eserinde kaydetmektedir
.
Kafkasya Genel Valiliği tarafından oluşturulan Zakafkasya
İstatistik Komitesi tarafından yapılan nüfus sayım sonuçlarına
göre; Erivan Vilayeti'nde yaşayan ahalinin dağılımına
ait 1886, 1897, 1902, 1908, 1915, 1917 yıllarının istatistikleri,
geçen yüzyıla yakın bir süre içerisinde, 1827'de, 25
bin yerli Ermeni ahalisi olan şimdiki Ermenistan arazisinde
Ermenilerin sayısının, daha önce belirtilen İran'dan
ve Türkiye'den Ermenilerin göçürülmeleri ve bölgenin
yerli halkı olan Türklerin bölgeden uzaklaştırılmaya
çalışılması ile arttığını ve Türk nüfusa oranla bir
miktar üstünlük sağladığını göstermektedir. Rus Kafkasya
Genel Valiliği tarafından yayınlanan "Kavkazski
Kalender"lerden çıkarılan ve Azerbaycan Cumhuriyeti
Merkezi Devlet Yeni Tarih Arşivi'nde bulunan bu istatistikler
aşağıda verilmiştir:
Bu
istatistiklerden kolayca anlaşılacağı gibi, bir taraftan
Ermeniler İran ve Türkiye'den Erivan Vilayeti arazisine
göçürülmesine ve diğer taraftan bölgedeki Türkler çeşitli
bahane, tazyik, kırım ve zulümlerle bölgeden uzaklaştırılmalarına
rağmen 1917 yılına gelindiğinde bütün Erivan Vilayeti'nin
% 40'a yakın nüfusu Türk'tür. Bu vilayetin Şerur-Dereleyez,
Sürmeli, Nahçivan bölgelerinde Türkler büyük çoğunluktadır.
Erivan bölgesinde ise ahalinin % 45'i Türk'tür. Rus
nüfus istatistiklerinde göze çarpan diğer bir özellik
Kafkasya'daki Türk nüfusun Müslüman genel kimliği ile
bazen de Tatar ismi ile kayıtlara geçirilmesidir. Kafkasya'da
yaşayan diğer milletler, kendi adları ile bu istatistiklere
geçirilirken, Çarlık Rusyası'nın bu yaklaşımı; Türklere
karşı düşmanca tavrının ve onları Türkiye Türklerinden
ayırma siyasetinin bir ürünü olduğu açıktır. Örneğin
yukarıda verilen 1902 yılı nüfus istatistiklerinde Ruslar,
Ermeniler, Müslüman Gürcüler, Müslüman Kürtler, Yezidi
Kürtler, Yahudiler, Polyak ve Çıganlar ayrı ayrı kendi
adları ile yer alırken, yalnız Türkler Müslüman genel
kimliği ile verilmiştir.
Rusların bölgeyi istila ederek, bölgenin demografik
yapısını değiştirmek üzere yaptığı çalışmalara, Ermenilerin
Büyük Ermenistan Devleti kurma hayali de eklenince Erivan
Bölgesi'ndeki Türklerin vaziyeti çok daha kötüleşmiştir.
Özellikle 1890'da Tiflis'te kurulan Taşnaksütyun un
1904'te, kuracağı Büyük Ermenistan Devleti'nin sınırlarına
Kafkasya'yı dahil etmesi ile Türklere karşı Ermeni terör
hareketleri de artmıştır .
Ermenilerin bu hareketleri 1890'lı yıllarda, Rusların
dahi tepkisine sebep olmuştu. Çarlığın kaynaştırma siyasetinin
Ermeni milliyetçiliği ile çatışması sonucu, kısa bir
süre için Rus-Ermeni dostluğu bozulur gibi olmasına
rağmen, 1905'te Varontsov Daşkov'un Kafkasya Genel Valiliği'ne
atanması ile sorunlar çözülmüş ve Varontsov Daşkov'un
Ermeni yanlısı tutumu Taşnak Ermenilerini iyice cüretlendirmiştir.
Bunun sonucunda 1905-1907 yılları arasında Kafkasya'da
Ermeni-Türk çatışmaları başlamıştır ki, yıllardır teşkilatlanarak
silahlanan Ermeniler Erivan, Nahçıvan, Ordubad, Karabağ,
Şuşa, Gence, Bakü ve Şirvan'da silahsız ve müdafaasız
kendi hallerinde yaşayan Türklere saldırarak, onları
kırmaya, öldürmeye başlamışlardır . Erivan Vilayeti
bölgesinde Ermenilerin Rus işgalinin ilk günlerinden
başlayan terör hareketleri 1905-1907 yıllarında kitlesel
kırgınlara dönüşmüş ve bunun sonucunda pek çok Türk
bu bölgeden göçmek zorunda kalmıştır .
Ermenilerin Türklere karşı katliamları Birinci dünya
Savaşı esnasında ve sonrasında da devam etmiş ve özellikle
1918-1920 yıllarında, Rusların 28 aralık 1917 Erzincan
Mütarekesi ile işgal ettikleri bölgelerden çekilmeye
başlanması ile Türkiye'nin Doğu Anadolu ve Karadeniz
bölgelerinde Ermenistan'ın her bölgesinde Taşnak Ermenileri
tarafından Türk soykırımı gerçekleştirilmiştir .
Erivan Vilayeti'nde (1918'den sonra Ermenistan Cumhuriyeti)
1918-1920 yılları arasında, Taşnak Hükümeti ve Taşnak
Ordusu tarafından gerçekleştirilen "Türk Soykırımı"
esnasında şimdiki Ermenistan bölgesinde yaşayan 575
bin Türk'ten 565 bini soykırıma ve sürgünlere maruz
kalmıştır . Bu rakamı Ermeni araştırmacısı Zevan Korkodyan'ın
kendisi "Sovyet Ermenistanı'nın Ahalisi son yüzyılda
1831-1931" adlı, Erivan'da, 1932'de, Ermenice olarak
yayınlanan eserinde tasdik etmektedir. Z.Korkodyan'ın
tespitlerine göre; Sovyet Ermenistan Hükümeti'ne Taşnaklardan
toplam 10 binden biraz fazla Türk kalmıştır .
Birinci
Dünya Savaşı öncesinde (1914) Erivan Vilayeti'nin Türk
ve Ermeniler dahil toplam nüfusu 1.014.255'tir. 1914-1919
yılları arasında Türkiye'den Erivan Vilayeti'ne 300
bin Ermeni gelmiştir . Bu rakamı üstteki rakama ilave
ettiğimizde 1.314.255 etmektedir. Bu yıllar arası bu
nüfustaki doğal artışı da hesaba aldığımızda 1922 yılına
geldiğinde Erivan Vilayeti'nin nüfusu 1.400.000 civarında
olması gerekir.
Ancak Sovyet Ermenistanı'nın 1922'de yaptığı nüfus sayımında
bütün Ermenistan'daki nüfus 772.052'dir . Aradaki fark
600 binden fazladır. Bu durum dikkate alındığında Türklerin
ne kadar büyük bir soykırıma maruz kaldıkları ortaya
çıkmaktadır.
Ermenistan'da Sovyet hakimiyetinin kurulması ve Türkiye
ile yapılan Kars Antlaşması sonrasında, Ermenistan Sovyet
Cumhuriyeti'nin teşebbüsü ile daha önceden Ermeni Taşnak
zulmünden İran ve Azerbaycan'a göçen Türklerden 60.000
kişi Ermenistan'daki ata topraklarına dönmüşlerdir.
Bunların gelmesi ile Ermenistan'da 1922 yılındaki Türk
nüfusu 72.596'ya ulaşmıştır . Bu sayı 1926'da 84.717'ye,
1939'da ise 130.800'e yükselmiştir .
Ermenistan'da yaşayan Türkler için 70 yıllık Sovyet
döneminde de acılı günler sona ermemiştir. 1948-1953
yılları arasında Stalin, Harutyunov ve Mikoyan üçlüsü
Ermenistan'da yaşayan Türklere karşı bir sıra baskı
tedbirleri uygulamış ve binlerce Türk bu topraklardan
başka yerlere sürülmüştür. En son Ermenistan 1988'de
başlattığı etnik temizleme politikası sonucunda, 1988-1990
yıları arasında 200 binden fazla Türk'ü Ermenistan'dan
sürgün etmiştir .
1827'de nüfusunun hemen hemen tamamı Türk olan bugünkü
Ermenistan arazisinde, yukarıda belirtilen süreçte,
soykırım ve göç ettirmeler sonucunda 1990 yılına gelindiğinde
bir tek Türk dahi bırakılmamıştır. 1827'de Rusların
bölgeyi istilasından önce 25 bin civarında Ermeni'nin
yaşadığı şimdiki Ermenistan Devleti arazisinde bugün
yalnız Ermeniler ve Yezidi Kürtler yaşamaktadır. Bu
da geçen 163 yıl esnasında bölgenin demografik yapısının
tamamıyla değiştirildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Dipnotlar:
* Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih
Bölümü
- G.E.Geybullayev,
Kadim Türkler ve Ermenistan, Bakü, 1992.
- Ermenistan
Azerbaycanlılarının Tarihi Coğrafyası, Tertip Eden:
Sabir Esedov, Bakü, 1995, s.7-8.
- Fahrettin
Kırzıoğlu, Osmanlıların Kafkas -Ellerini Fethi(1451-1590),
Ankara, 1993, s.347-349.
- Kırzıoğlu,
Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi, s.349.
- Osmanlı
Devleti İle Azerbaycan Türk Hanlıkları Arasındaki
Münasebetlere Dair Arşiv Belgeleri, II, Ankara, 1993,
s.28.
- Vagıf
Arzumanlı- Nazım Mustafa, Tarihin Kara Sahifeleri(Depotasiya,Soykırım,
Kaçkınlık), Bakü,1988, s.20.
- Osmanlı
Devleti İle Azerbaycan Türk Hanlıkları Arasındaki
Münasebetlere Dair Arşiv Belgeleri, s.28.
- Mahmud
İsmail, Azerbaycan Tarihi, Bakü, 1993, s.207
- Firuz
Kazemzadeh, The Struggle for Transcaucasia(1917-1921),
New York, 1951, s.6.
- Akdes
Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, Ankara, 1990, s.50-5
- Enver
Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, 4.Baskı, Ankara, 1983,
s.98-102.
- Abbas
Kuli-Ağa Bakihanov, Gülistan-ı İrem, Yayına Hazırlayan:
Z.M.Buniyatov, Bakü, 1991, s.196
- M.Aleskerov,
"Mejdunorodnaya Protivopravnost Gülistanskogo
i Türkmençayskogo Dogavorov", Hazar, No.1 (2),
(Mart 1990), Bakü, s.133; İstoriya Azerbaydjana, I,
Bakü, 1954, s.207.
- W.E.D.
Allen-Paul Muratoff, 1828-1921 Türk Kafkas Sınırındaki
Harplerin Tarihi, Ankara, 1966, s.20
- Betül
Aslan, I. Dünya Savaşı Esnasında Azerbaycan Türklerinin
Anadolu Türklerine Kardaş Kömeği (Yardımı) ve Bakü
Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi, Ankara, 2000, s.12;
Azerbaycan Tarihi, s.579.
- Sobraniye
Aktov, Otnosyaşihsa k Obozreniyu İstorii Armiyanskogo
Naroda, I, Moskova, 1833, s.178-179.
- Arzumanlı-
Mustafa, Tarihin Kara Sahifeleri, s.23.
- Şopen,
İstoriçeskiy Pamyatnik Sostoyaniya Armiyanskoy Oblasti,
s.510.
- Şopen,
İstoriçeskiy Pamyatnik Sostoyaniya Armiyanskoy Oblasti
s.542.
- AKTI,
Sobrannıye Kavkazskogo Arxeografiçeskogo Komissiyeyu
Arhiv Glavnogo Upravleniye Namestika Kavkaza, VII.Cilt,
Belge:512.
- Şopen,
İstoriçeskiy Pamyatnik Sostoyaniya Armiyanskoy Oblasti
, s.636-642.
- Beydilli,
"Osmanlı Rus Savaşı'nda Doğu Anadolu'dan Rusya'ya
Göçürülen Ermeniler" , s.386-387.
- Enver
Konukçu, Selçuklulardan Cumhuriyete Erzurum, Ankara,
1992, s.493).
- Obozreniye
Rossiyskih Vladeniy za Kavkazom, IV.Cilt, Senpetersburg,
1836, s.270
- Materialı
Dilya İzuçeniya Ekonomiçeskogo Bıta Gosudorstvennıh
Krestyan Zakavkazskogo Kraya, I.Cilt, Tiflis, 1885,
s.4.
- Esat
Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, s.442-454.
- Mehmet-Zade
Mirza Bala, Milli Azerbaycan Hareketi, İstanbul, 1988,
s.55-56.
-
Murtuz Sadıklı, Atvet Tebiye Dost İstoriya (Gezosid
Azerbaytjansev ve Stifrah, Faktah Dokumentah-XX Veka),
Bakü, 1995, s.16
- Yavuz
Aslan, "Bugünkü Ermenistan Arazisinden Türklerin
Çıkarılması Meselesi",Türk Kültürü, XXXII/372,
(Nisan 1994), s.195
- Zaven
Korkadyan, Sovyet Ermenistanı'nın Ahalisi Son Yüzyılda
1831-1931, (Ermenice), Erivan, 1932'den naklen. Ermenistan
Azerbaycanlılarının Tarihi Coğrafyası, s.35.
- Korkadyan,
Sovyet Ermenistanı'nın Ahalisi, s.35-36.
|