|
Osmanlı
Devletinde Ermeni Nüfusu
*Prof.Dr.
Süleyman BEYOĞLU
*Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü
Öğretim Üyesi
Giriş
Milliyetçiliğin
ortaya çıkışından itibaren, nüfus yoğunluğu özellikle
stratejik ve siyasi kavramlarda önem kazanmıştır. Bu
öneme paralel olarak nüfus sayımları ve istatistiklerinin
siyasi, ekonomik ve sosyal ihtiyaç ve iddiaları destekleme,
üstünlük, ayrıcalık, bağımsızlık elde etmenin bir yolu
olarak kullanıldığı söylenebilir. Aslında nüfus yoğunluğunun
çağlar boyunca önemli bir güç olduğu bilinmekteydi.
İlk çağlarda kalabalık ailelerin diğer küçük aileleri
içine alması ve bunun sonucunda büyük kabilelerin küçük
kabileleri kapsaması devlet olgusunun ortaya çıkmasında
nüfusun ne kadar etkili olduğunun göstergesiydi. Yine
bu dönemlerde ve arkasından gelecek olan Orta Çağ, Yeni
Çağ ve Yakın Çağ boyunca nüfus, devletlerin siyasî ve
askerî gücünde etkin bir faktördü. Diğer taraftan ekonomik
olarak da nüfus, belirlenmesi gereken bir nedendir.
Özellikle Orta Çağ ve Yeni Çağ'da devletin ekonomisini,
toprakların büyüklüğü ve bu arazilerin işlenebilmesi
için iş gücü - tabii ki bu da nüfus demektir - oluşturmaktaydı.
Zaten bir devletin ekonomisinin büyüklüğü topraklarının
genişliğiyle doğru orantılıdır. Ne kadar toprağı varsa,
devlet o kadar zengindir. Bu durumda büyüklüğü kadar
halktan vergi toplaması anlamına gelir. Bu çağlardaki
devletlerin ekonomisi vergiye dayanmaktadır. Bu devirdeki
devletlerin topraklarının, günümüzdeki devletlere göre,
büyük olmasının nedeninde bu temel etken yatmaktadır.
Bu çağlarda devletler arasında amansız mücadelelerin
ve savaşların yoğun olmasının nedeni, bu zenginliği
yakalama arzusundan kaynaklanmaktadır. Fransız ihtilali
sonrasında, imparatorluklar içerisinde yaşayan farklı
etnik öğelere dayanan toplumların ulus olarak ortaya
çıkmasında nüfus yoğunluğu şüphesiz gerekli bir öğedir.
Öyle ki bu toplumlarda, çoğunluk ve azınlık tanımı yapılmasını
büyük ölçüde nüfus belirlemektedir. Ayrıca yukarıda
da yinelediğimiz gibi nüfus yoğunluğunun, bir toplum
için önemli işlevleri vardır. Nüfus istatistikleri bazı
devletlerin siyasî emellerini gerçekleştirme ve bir
coğrafyaya egemen olma aracı olarak da XVIII. yy.'dan
itibaren sıkça gündeme gelmiştir.
Osmanlı
Devletinde Ermeni Nüfusu
Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde, "etnik"
bakımdan, sayıları yirmi ikiyi bulan gayrimüslim unsur
bulunmaktaydı. Osmanlı Devleti, fethettiği yerlerde
asayişi sağladıktan sonra en başta bölgenin nüfus ve
arazi incelemesini yapardı.Osmanlı Devleti, Müslümanların
nüfusunu askerlik bakımından; Hristiyan tebaanın da
vergi (cizye) durumundan dolayı öğrenmek istemiştir.
Müslüman nüfusunu fazla göstermek, kendi kendini aldatmak;
Hristiyan nüfusunu az göstermek ise almak istediği verginin
bir kısmından vazgeçmek anlamına gelmektedir ki, her
iki durumda devlet açısından uygun değildir. Bu değerlendirmeler
nihayetinde Osmanlı Devletinin, nüfusuna ilişkin tutmuş
olduğu istatistiklerde güvenilir ve tarafsızlık içerisinde
bulunduğu söylenebilir. Bu incelemeler Klâsik Dönemde
tapu-tahrir defterleri, daha sonraki yüzyıllarda temetrüat
adıyla anılırdı. Zaman zaman mahallî olarak yapılmış
olan sayımların yanısıra Osmanlı Devleti'nde ilk genel
nüfus sayımı ve arazi incelemesi II. Mahmut zamanında
1830'da yapılmıştır. Müslüman ve Hristiyan nüfus olarak
yapılan bu sayım, Osmanlı Devleti'nin ilk genel sayımı
olduğu için önemlidir. Bu sayımda Hristiyan nüfus cemaatlere
ayrılmadan verilmişti. 1830 sayımına göre Osmanlı Anadolu
ve Rumeli'sinde 4.000.000 civarında erkek nüfus mevcuttu.
Bu 4.000.000 erkek nüfusun 2.100.000'u Müslüman, 400.000'i
Hristiyan olmak üzere 2.500.000'u Anadolu da; 800.000'i
Hristiyan, 500.000'i Müslüman bir kısmı da Yahudi ve
Kıpti olmak üzere 1.500.000'ini Rumeli'de yer almıştır.
Ermenilerin
yaşadığı bölgeler, XIV. ve XV. yüzyıllarda Osmanlı yönetimine
girmişti. Osmanlı yönetimi, Bursa'nın başkent olmasından
sonra (1326) Ermenilerin ayrı bir cemaat şeklinde teşkilatlanmalarına
izin vermiş, önceleri Kütahya'da bulunan Ruhani merkezlerini
Bursa'ya naklettirmiştir. İstanbul'un fethinden sonra
ise 1461 vılrnda Fatih Sultan Mehmet Han, Ermenilerin
Bursa'daki merkezlerini İstanbul'a taşımalarına izin
verdi. İstanbul'daki ruhanî merkezleri ise Samatya'daki
Sulumanastır kilisesi olarak belirlendi. Ruhanî merkezlerinin
İstanbul'a taşınmasıyla birlikte Anadolu'nun birçok
şehrinde bulunan Ermeniler İstanbul'a göç etmeye başlamışlardır.
Anadolu şehirlerinde kalanlar ise kale bekçiliği gibi
görevlere getirildiler. Farklı kültürel toplulukların
bulunduğu Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde
Ermenilerin devlet idaresinde önemli bir ayrıcalığı
vardı. Kısacası Osmanlılar, Ermenileri diğer Hristiyan
tebaadan ayrı bir konumda tutmuştur. Tanzimat'ın ilânından
sonra Ermenilerin üst düzey devlet görevlerine de getirildikleri
görülmüştür. Mesela, Balkan Savaşları sırasında Gabriel
Norodankyan Efendi Osmanlı Dışişleri bakanıydı. Bunun
yanında XIX. yüzyılda birçok Ermeni devlet görevinde
bulunmaktaydı. Osmanlı, bu hizmetlerinden dolayı Ermenilere,
Millet-i Sadıka tabirini kullanmıştır. Büyük kısmı Gregoryen
olan Ermenilerin bir kısmı da Katolik ve Protestan mezheplerine
bağlıydılar. Birçoğu şehir merkezlerinde yaşıyor ve
ticaret, kuyumculuk ve mimarlıkla uğraşıyorlardı.
XIX.
yüzyılın ortalarına doğru Rusya, Amerika ve Avrupalı
Devletler Ermenilerle ilgilenmeye başladılar. Bu ilgilenmenin
ana nedenini ise daha önce de açıkladığımız gibi hammadde
ve pazar isteğinin dışa vurumu olan emperyalist emeller
oluşturmaktadır. İlk önce onları kendi mezheplerine
çekmeye çalışmışlardır. Bunun için Anadolu'nun çeşitli
yerlerinde çeşitli okullar açarak faaliyete başlayıp
Ermenileri Türkler aleyhine kışkırttılar. Avrupalılara
göre Osmanlı tebaası olup Hristiyan olan bütün toplumlar
kendi devletlerini kurmuşlar, sadece Ermeniler kalmıştı.
Ermeniler 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Rus saflarında
Türklere karşı savaştılar. Ayastefanos Antlaşması sırasında
İstanbul'daki Ermeni patriği Ruslara başvurarak antlaşmaya
kendileri lehinde maddeler konulmasını istedi. Ayrıca,
Berlin Antlaşmasında Ermeniler lehinde ıslahat yapılması
konusunda bir madde konuldu. Bundan sonra Osmanlı sınırları
içerisinde Ermeni olaylarının arttığı gözlenmiştir.
I. Dünya Savaşı sırasında Amerika başkanı VYilson'un
kendi adıyla ilân ettiği VVilson Prensiplerindeki 12.
maddede; "Osmanlı Derleti'nin Türk halkının çoğunlukta
olduğu yerlerde Türklerin kesin hâkimiyetlerinin tanınması"
öngörülüyor, diğer taraftan imparatorluk içerisindeki
diğer etnik öğelere de kendi devletlerini kurabilmek
için olanak sağlanıyordu. Bunun sonucunda Doğu Anadolu'
da Ermenilerle meskûn olan altı vilâyet (Erzurum, Vatı,
Bitlis, Sivas, Diyarbekir, Ma'mûratüleziz/Harput ) hassas
bir durum oluştu. Ermeniler bahsettiğimiz vilâyetlerde
nüfus üstünlüğünü elde etmek amacıyla Müslümanları katletmeye
başladılar. Bunun üzerine Osmanlı Hükümeti, 1915 yılında,
ordunun ve bölge halkının güvenliği için bazı Ermenileri
ülkenin güvenli bölgelerine sevk etti. Göç sırasında
bazı Ermeniler salgın hastalıklardan, göç kervanına
yapılan hırsızlık saldırıları neticeside ölmüşlerdir.
Bu durum ise Avrupa devletlerinde Amerika'da ve Ermeni
toplulukları tarafından soy kırım yapılıyor şeklinde
propagandaya dönüşmüştür. Wilson Prensiplerinde olduğu
gibi savaş sonrasında da demografik yapı sürekli incelenmiş,
Avrupa ve Amerika'dan bu durumu tahkik etmek amaçıyla
çeşitli heyetler gelmiştir. Nitekim bu incelemelerde
Türklerin Ermenileri soy kırıma tâbi tuttuklarına dair
hiçbir ipucuna rastlanılmadı. Ancak batı destekli Ermeni
propagandası asılsız olmasına rağmen bütün dünyayı Türklerin
milyonlarca Ermeniyi katlettiğine inandırdı. Bunun sonucunda
ise günümüzde de Osmanlı Devleti'ndeki Ermeni nüfüsunun
tekrar incelenmesi gereksinimi doğmuştur.Hiçbir gerçekle
bağdaşmayan Ermeni soy kırımını iddia eden tezler genelde
demografik yapının şişirilmesinden ibaret olup hiçbir
arşivsel belgeye dayanmayan uydurma sayılardan oluşmuştur.
Bunun için demografik yapının iyi belirlenmesinin önemi
daha da artmıştır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Osmanlı'nın
II. Mahmut zamanından önceki nüfusuyla ilişkin bilgiler
tapu tahrir defterlerinden ibaretti. Daha önce de belirttiğimiz
gibi bu defterleri özellikleri vergi ödeyecek ve muaf
olan bireylen sayılarının yazıldığı bir çeşit tutanaktır.
Bundan yola çıkarak herhangi bir yüzyılda istediğimiz
bir topluluğun nüfusunu, tam net olmamakla birlikte
gerçeğe yakın bir tahminle saptamak mümkündü Aşağıda
XVI. yüzyılda özellikle çeşitli Anadolu şehir ve kasabalarında
köyleriyle birlikte Müslüman ve gayrimüslim, Ermenilerin
nüfusu gösterilmiştir.
| Şehirler |
Müslüman |
Hristiyan |
Ermeni |
| Adana |
8.690 |
- |
501 |
| Adıyaman |
6.312 |
- |
369 |
| Amasya |
7.775 |
1.810 |
- |
| Arapkir |
6.912 |
1.092 |
602 |
| Ayaş |
4.074 |
- |
230 |
| Koşmur |
4.550 |
- |
- |
| Avntab
(Antep) |
18.126 |
- |
236 |
| Kulb |
2.097 |
1.655 |
180 |
| Berendi |
3.442 |
- |
- |
| Ladik |
23.986 |
1.463 |
- |
| Besni |
2.223 |
- |
181 |
| Mardin |
46.083 |
12.837 |
8.888 |
| Birecik |
13.708 |
2.160 |
925 |
| Merzifon |
6.414 |
- |
863 |
| Cüngüş |
2.523 |
141 |
593 |
| Muş |
6.134 |
- |
2.281 |
| Çemişkezek |
8.851 |
1.803 |
6.520 |
| Nusaybin |
8.601 |
602 |
806 |
| Çermik |
3.124 |
- |
586 |
| Ruha
(Urfa) |
16.671 |
- |
1.542 |
| Dırahlu |
4.352 |
- |
- |
| Sağman |
7.023 |
6.555 |
3.132 |
| D.bekir
(Amid) |
101.176 |
19.177 |
3.226 |
| Sarıcam |
15.152 |
- |
- |
| Dündarlı |
10.199 |
- |
- |
| Savur |
23.093 |
2.986 |
89 |
| Ergani |
4.933 |
- |
1.972 |
| Sincar |
5.892 |
- |
- |
| Erzincan |
2.069 |
- |
839 |
| Sis |
19.618 |
1.951 |
1075 |
| Gilimgad |
3.460 |
- |
- |
| Sivas |
11.651 |
13.663 |
- |
| Gümüşhane |
5.027 |
- |
- |
| Siverek |
9.768 |
- |
680 |
| Hacılu |
4.158 |
- |
- |
| Tarsus |
26.875 |
- |
135 |
| Harput |
8.209 |
4.638 |
2.650 |
| Tokat |
7.078 |
4.628 |
- |
| Kafurnu |
6.877 |
896 |
258 |
| Tozanlu |
3.190 |
789 |
- |
| Karaisalu |
2.785 |
- |
716 |
| Ulaş |
11.590 |
- |
- |
| Kayseri |
27.711 |
6.746 |
2.463 |
| Yıldız |
3.158 |
29 |
- |
| Kazabat |
15.254 |
2.014 |
321 |
| Yüregir |
12.050 |
- |
- |
| Kınık |
7.869 |
- |
- |
| Kiğı |
4.587 |
1.733 |
1.779 |
| Kosun |
15.850 |
- |
- |
| Toplam: |
580.950 |
89.168 |
44.638 |
Yukarıdaki tabloda kaydedilen Müslüman, Hristiyan Ermeni
nüfus içerisindeki Müslüman Türk nüfus %8l.10, Hristiyan
nüfus %12.45, Ermeni nüfus %6.23'tür. Görüldüğü gibi
XVI. yüzyılda Ermeni nüfusu Osmanlı demografik yapısında
küçük bir alanı oluşturmaktadır.
1896-1897
yıllarına ait olduğu tahmin edilen Başbakanlık Arşivi'nde
bulunan bir belgede Anadolu ve Rumeli'deki Ermeni nüfusları
ile ilgili olarak tutulmuş kayıtlar vardır. Bu belgeye
göre Ermeni topluluğunu 530.132 erkek, 450.404 kadın
nüfusu olmak üzere toplam 970.536 kişi oluşturmaktadır.
Yine aynı belgede birkaç vilâyet için henüz tahririnin
yapılmadığının kaydı da bildirilmiştir. Buna göre verilen
nüfus miktarının biraz artacağı doğaldır. Vital Cuinet'nin
aynı tarihlerde verdiği rakamlar da bunlara çok yakındır:
| |
|
Müslümanlar |
|
Ermeniler |
|
Toplam
Nüfus |
| Ermenilerin
yoğun bulunduğu vilâyetlerde |
3.635.086 |
810.285 |
4.445.371 |
| İstanbul
ve diğer vilâyetlerde |
4.426.525 |
283.064 |
4.709.589 |
| Suriye
Filistin ve Adalarda |
4.068.646 |
59.018 |
4.127.664 |
| Toplam |
12.130.257 |
1.152.367 |
13.282.624 |
Diğer tarafta Stanford J. Shaw ise 1890 yılında Osmanlı
Devleti'nde 12.585.950 Müslümana karşılık 1.139.053
Ermeni; 1897'de 14.111.945 Müslüman'a karşılık 1.162.853
Ermeni; 1906'da 15.518.478 Müslümana karşılık 1.140.563
Ermeni ve 1914 yılında da 15.044.846 Müslümana karşılık
1.229.007 Ermeni nüfusu olduğunu belirtmektedir.
Ermeni
nüfusuna ilişkin diğer kayıtları da patrikhane istatistiklerinden
öğrenmekteyiz. İddia edildiğine göre Ermeni patrikhanesinin
sağladığı istatistikler, kilise görevlilerinin tuttuğu
vaftiz ve ölüm kayıtlarına dayanmaktaymış. Kayıtların
doğruluk payı olarak da Ermenilerin kendi dinsel inançları
gereğince vaftiz etmeye getirilmelerinin gerektiği,
kilisede evlendikleri ve dinsel bir cenaze töreni ile
gömüldükleri gösteriliyordu. Ayrıca Patrikhane'nin,
dinsel bağımlılığa dayanan bir verginin yükümlülerini
belirlemek için kullanılan kayıtlar tutmakta bulunduğu
da ifade ediliyordu. Ancak patrikhane istatistiklerinde
verilen rakamlar bu dönemle ilgili diğer belgelerle
uyuşmamaktadır. Bunun sonucunda doğal olarak acaba bunlar
nasıl hazırlandı sorularının akla gelmesine yol açmaktadır.
Alışılagelmiş biçimde, gerçekten yapılmış bir nüfus
sayımının ya da sayı çıkarımının sonucunu gösteren istatistikler,
en yakın 100.000'e yuvarlanmaksızın tam sayı verir.
Patrikhane istatistikleri ise (sayıları yuvarlak biçimde
verdiği için), kaç vaftiz yapıldığını vaftiz kayıtlarına
bakarak çıkarılmış istatitikler biçiminde değil de,
sanki "Doğu illerinde acaba yaklaşık olarak kaç
Ermeni var dersiniz?" sorusuna verilen bir yanıt
biçimindedir. Bu durum ise kaydın art niyetli olarak
yapıldığını göstermektedir.Ayrıca verilen istatistikler,
belge yayınlarının bir parçası biçiminde değil, yalnızca
Ermeni bağımsızlığını desteklemek amacıyla kullanılmıştır.
Bu incelemelere dayanarak Ermeni kayıtlarının gerçeği
yansıtmadığı şüphesizdir.
Diğer
taraftan unutulmaması gereken bir durum daha vardır
ki bu da Ermeni nüfusunun eğer azaldıysa neden azaldı
sorusuna verilecek yanıtı ortaya çıkarmaktadır. Ermenilerin
nüfusları, 1827-18281 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşları
sırasında Rus birliklerine ve I. Dünya Savaşı'nda da
yine başta Rusya olmak üzere Fransız ve İngiliz birliklerine
katılması sebebiyle nüfuslarında önemli azalmalar olmuştur.
Bu durum batılı araştırmacılar tarafından da teyit edilmiştir.
1829'da Rus ordusu Erzurum'dan çekilirken 40.000 civarındaki
Ermeni'nin de onlarla birlikte Güney Kafkasya'ya, aynı
sekilde 1878-1890 arasında 120.000 civarındaki Ermeni'nin
de Güney Kafkasya'ya göç ettiği belirtilmiştir. Ayrıca
yabancı tüccarlara daha çok imtiyaz tanıyan 1838 ticaret
anlaşmasıyla da birçok Ermeninin; Rus , İngiliz ve Fransız
vatandaşlığına geçtiği ve birçoğunun da bu ülkelere
yerleşmek maksadıyla Osmanlı topraklarını terk ettiği
bilinmektedir. Ne var ki bütün bu nüfus azalmaları bile
Ermeniler tarafında katliam olarak açıklanmıştır.
I.
Dünya Savaşı öncesindeki Ermeni nüfusumu miktarı konusunda,
yine devletin kendisinin yaptığı güvenilir ve tarafsız
bir usulle hazırladığı belgeler bulunmaktadır. Bu devir
Osmanlı nüfusu hak kında en sahih bilgileri, dahiliye
nezaretine bağlı Sicil-i Nüfus-u İdare-i Umumiyesi Müdüriyeti
tarafından 1318 ve 1320 tarihli nüfus nizamnamesi gereği
her vilâyet, kaza ve köyde, gayrimüslimlerin de yer
aldığı komisyonlar tarafından yapılmış ve 1905'te başlayıp
1914'te tamamlanmış olan nüfus istatistiğini vermektedir.
Bu istatistik Milli Kongre tarafından 1919 yılında bütün
dünyaya duyurabilmek amacıyla Fransızca olarak yayınlanmıştır.
1914
Resmi İstatistiği
| Vilâyetler |
|
Müslümanlar |
|
Ermeniler |
| Edirne |
360.411 |
19.773 |
| Adana |
341.903 |
52.650 |
| Antalya |
235.762 |
630 |
| Ankara |
877.285 |
51.556 |
| Halep |
576.320 |
20.142 |
| Aydın |
1.249.067 |
20.142 |
| Bitlis |
309.999 |
20.142
|
| Bolu |
399.281 |
2.970 |
| Bursa |
474.114 |
60.119 |
| Kayseri |
184.292 |
50.174 |
| İstanbul |
560.434 |
82.880 |
| Çanakkale |
149.903 |
2.474 |
| Diyarbakır |
492.101 |
65.850 |
| Canik |
265.950 |
27.319 |
| Erzurum |
633.297 |
134.377 |
| Eskişehir |
140.678 |
8.592 |
| İzmit |
226.859 |
55.852 |
| İçel |
102.034 |
341 |
| Karahisar |
277.359 |
7.439 |
| Karasi |
359.804 |
8.653 |
| Kastamonu |
737.302 |
8.959
|
| Harput |
446.379 |
79.971 |
| Kütahya |
303.348 |
4.548 |
| Maraş |
152.645 |
32.322 |
| Menteşe |
188.916 |
12 |
| Niğde |
227.100 |
4.936 |
| Urfa |
149.384 |
16.718 |
| Sivas |
939.735 |
147.099 |
| Trabzon |
921.128 |
68.899 |
| Çatalca |
20.048 |
842 |
| Van |
179.380 |
67.792 |
| Zor |
65.770 |
232 |
| Toplam
Nüfuslar : |
13.339.000 |
1.234.671 |
Sonuç
Birçok batılı araştırmacı yukarıda belirttiğimiz Ermeni
nüfusuna yakın rakamlar vermektedirler. Stanford J.
Shaw Ermeni nüfusunu 1.229.007 olarak verirken, H. Lynch
1.324.246, L. De Constenson 1.400.000 ve H. Paster Madijian
1.700.000 olarak vermektedir.
Bu
istatistikler göz önünde bulundurulduğunda Birinci Dünya
Savaşı öncesi Osmanlı Devleti'ndeki Ermeni nüfusunun
en çok 1.300.000 olduğu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yukarıda
da bahsettiğimiz gibi hiçbir bilimsel mantık bulunmayan
Ermeni Patrikhanesinin verdiği istatistikleri abartı
ve propaganda mahiyetinde olduğunu belgeler niteliktedir.
Ermeni yazarlar ve patrikhane kayıtları Ermenilerin
nüfusunu 5 milyona kadar çıkarmışlardır. Bunun yanında
Justin McCarthy, Patrikhanenin doğruluğuna ilişkin karışıklık
olduğunu bilâkis belirtmiştir.
I.
Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı nihayetinde, önceleri
1.234.671 olan Ermeni nüfusundan sadece 70.000 kadarı
Türkiye Cumhuriyeti'nde kalmış bulunuyordu. Bu rakamdan
birçoğu sığınmacı olarak Kafkasya'ya, Amerika'ya ve
Avrupa'ya gitmişlerdir.
Ermeni
nüfusunun dış dünyaya tamamen açılımı sonrasında ise
konu yeni bir boyuta taşınmıştır. Ermeniler, yerleştikleri
ülkelerin parlamentosunu etki altına alarak -ve bunda
Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunun çalışmaları yoğundur-
kararlar verilmesini sağlamaktadırlar.
Bütün
bu demografik istatistikleri değerlendirdiğimizde bazı
iddialarda yer aldığı gibi Doğu Anadolu için Batı Ermenistan
teriminin kullanılmasının gerçekle örtüşmediği görülmektedir.
Ermeniler, Osmanlı vilâyetlerinin her yerinde bulunmalarına
rağmen hiçbir yerde çoğunlukta olmamıştır. Dolayısıyla
Ermeni metropolü olabilecek bir Ermeni şehri hiçbir
zaman olmamıştır. Konunun siyasî emeller konjonktüründe
geliştirildiği ve amacın Doğu Anadolu illerimizi de
içine alacak büyük bir Ermeni devletinin kurulmak istenmesi
olduğu unutulmamalıdır.
|