|
Osmanlı
Devleti Zamanında Diyarbakır'daki Ermeni Nüfusu Üzerine
Bazı Bilgiler
*Kenan
Ziya TAŞ
Dicle
havalisinin en büyük şehri Diyarbakır’dır. Asur kaynaklarında
adı “Amid veya Amida” olarak geçen Diyarbakır için diğer
tarihî kayıtlar bölgeden bahsettiklerinde Diyarbekir
ismini kullanırken, şehir merkezinden bahsettiklerinde
ise Amid adını tercih etmişlerdir. Bu durum Osmanlı
arşiv belgelerinde de devam eder. Mezopotamyayı bir
yandan İran ve Kafkaslara öte yandan Karadeniz sahillerine
bağlayan tarihî bir yol kavşağında bulunur. Bugün Türkiye
hudutları içinde kalan kısmı itibarı ile Güney Doğu
Anadolu olarak isimlendirilen bölgeye Arap kaynaklarında
el-Cezire veya Beynennehreyn (iki nehir arası), Batı
kaynaklarında Yukarı Mezopotamya deniliyordu ve Diyarbakır,
adı geçen bölgenin merkezi durumundaydı. Aynı zamanda
bir mıntıka adı olan Diyarbakır, Arap kabilelerinden
Bekir bin Vail b. Kâsıt’a nisbetle bu adla anılmıştır
ve geniş bir alanı kapsamaktadır. Bütün Doğu ve Güneydoğu
Anadolu’nun Osmanlı hâkimiyetine girişi ise Yavuz Sultan
Selim’in padişahlığı zamanına tesadüf eder. Osmanlı
hâkimiyetine geçtikten sonra Osmanlı idarî teşkilatı
çerçevesinde Diyarbakır Beylerbeyliği oluşturulmuş ve
Diyarbakır Şehri de beylerbeyliğin merkezi olmuştur.
1514-1515 yıllarında kesin olarak Anadolu Türk bütünlüğüne
dahil edilen Diyarbakır ve çevresi tarihî seyir içinde
kazandığı özelliklerini sürdürmüştür.1
Diyarbakır’ın
hem idarî hem de beşerî bakımdan yapısını, 19. yüzyılın
sonlarında Düyûn-ı Umumiye müfettişi olarak bölgedeki
seyahatleri esnasınaki gözlemleri ifade etmektedir.
2
Buna göre Hısn-ı Keyfa, Amid ve Meyyâfârikin (Silvan)
onun sınırları içindedir. Diyarbekir, ahalisinin büyük
çoğunluğu Müslüman birazı Ermeni ve Keldani’dir. Hepsi
Türkçe, Kürtçe ve bazen Arapça konuşurlar. Diyarbakır’ın
bu durumu, daha sonra meydana gelecek gelişmelerde olumsuz
ve istenmeyen birtakım neticelerin ortaya çıkmasına
fırsat verecektir. Daha açık bir ifadeyle dünyada 18.
yüzyılın sonlarında ortaya çıkan değişmeler Osmanlı
ülkesi üzerinde geleceğe yönelik hesapların yapılmasına
daha bir hız vermiştir. Osmanlı ülkesindeki Hıristiyanlar
gibi, ülkedeki Müslümanları da ayırıp gerek birbirlerine
gerekse Osmanlı gücüne karşı kullanabilmek Avrupa siyasetinin
temeli olmuştu. Bu siyaset Türk devlet adamları tarafından
bilinir ve gereken tedbirler alınırdı. Ancak 1826 sonrasında
ve özellikle Tanzimat’tan sonra sanki Avrupa devletleri
Türkiye’nin güçlü bir devlet olmasından başka bir şey
düşünmezlermiş havasına girildi. Bunda devrin dış ve
ona bağlı iç siyaset çevrelerinin büyük payı vardı.
Osmanlı
Devleti’nin karşı karşıya kaldığı ve ve daha sonra da
Türkiye Cumhuriyeti’ne devrettiği problemlerin en belli
başlılarından biri olan Ermeni Sorunu bu genel çerçeve
içinde içinde ortaya çıkmıştır. Ermeni sorunun ortaya
çıkışında ise değişik faktörler rol oynamıştır. Bunların
teferruatına girmeden başlıklar hâlinde sıralayacak
olursak; Fransız İhtilâli’nin, 1878 Berlin Konferansı’nın,
Batılı devletlerin tahrik, teşvik ve finans desteğinin,
aynı şekilde Ermeni Patrikhanesi ve diğer Ermeni kiliselerinin
faaliyetlerinin, Osmanlı Devleti’nden ABD ve Avrupa’ya
giderek ihtilalci fikirlerle yurda dönen Ermenilerin
1828, 1878, 1912, 1914 savaşları öncesi / sırası / sonrası
olayların, bilinçlenme, propoganda ve göç hareketlerinin,
gayrimüslim okullarının, hayır cemiyetlerinin Ermeni
çetelerinin, misyoner faaliyetlerin, Yunanistan, Bosna-Hersek
ve Bulgaristan olaylarının her birisinin değişik derecede
veya hepisinin toplu olarak etkisi vardır.3
Bu
sorunun en önemli yönlerinden biri ise Osmanlı Devleti’ndeki
Ermeni nüfusunun miktarına ait tartışmalardır. Bu sebeple
Osmanlı Devleti zamanında Diyarbakır’daki Ermeni varlığının
sayılara dayalı olarak tespiti konunun bilimsel olarak
ele alınıp incelenmesinde ve buna bağlı olarak gerçeklerin
tespit edilmesinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Bunun
için Müslüman ve Müslüman olmayan nüfusun zaman içinde
uğradığı değişiklikleri somut olarak takip edebilmek
için rakamlara dayalı olarak, tablolar hâlinde vermek
kelimelerden daha fazla önem kazandığı için ağırlık
buna verilmiştir.
Öncelikle
değişik kaynaklara göre Devlet genelindeki Ermeni nüfusunu
bildiren rakamlara bir göz atacak olursak, verilen rakamlar
arasındaki farklar yer yer biribirinin üç katı kadar
farklılıklar gösterir.4
|
KAYNAKLAR
|
NÜFUS
|
|
Patrikhane :
|
1.780000 - 3.000.000
|
|
Jacquas
Morgan
|
2.380.000
|
|
Pastırmaciyan
:
|
2.100.000
|
|
Hovanisyan :
|
1.500.000 - 2.000.000
|
|
Vahan
Vardabet :
|
1.263.000
|
|
Constenson :
|
1.400.000
|
|
Walker :
|
1.500.000
|
|
Ravenstein
:
|
760.000 (Asya Türkiyesi)
|
|
Clair
Price :
|
1.500.000
|
|
A.Powell :
|
1.500.000
|
|
Lynch :
|
1.058.484
|
|
Zelenof
:
|
921.000
|
|
Cuinet :
|
838.125
|
|
Enc.
Britannica :
|
1.500.000
|
|
1917
İngiliz Salnamesi :
|
1.056.000
|
|
Osmanlı
Kaynaklar :
|
1.160.000 - 1.300.000
|
Rakamlardaki
bu tutarsızlıklar, asılsız soykırım iddialarını daha
baştan çürütmektedir. Buna rağmen gerçekleri ortaya
koymak bakımından, sorunun ortaya çıktığı 19. yüzyılda
Osmanlı Devleti’nin nüfus yapısını veya dinî-beşerî
bir profilini göz önüne sermek bilimin bir gereğidir.
|
Osmanlı Devletinde
Nüfusun Dinlere Göre Dağılışı (1831)5
|
|
Milletler
|
Rumeli
|
Anadolu
|
Toplam
|
%
|
|
İslam
|
513.428
|
1.995215
|
2.508.643
|
66.33
|
|
Hıristiyan
|
811.546
|
359.379
|
1.170.925
|
31.19
|
|
Kıpti
|
29.530
|
7.143
|
36.673
|
0.98
|
|
Yahudi
|
11.674
|
5.396
|
17.070
|
0.46
|
|
Ermeni
|
3.556
|
16.743
|
20.309
|
0.54
|
|
TOPLAM
|
1.369.744
|
2.389876
|
3.753.620
|
100.00
|
|
Osmanlı Devletinde
Nüfusun Dinlere Göre Dağılışı (1844)6
|
|
Milletler
|
Rumeli
|
Anadolu
|
Afrika
|
Toplam
|
%
|
|
Müslümanlar
|
3.800.000
|
12.950.000
|
3.800.000
|
20.550.000
|
58.13
|
|
Rum-Ortodoks
|
11.370.000
|
2.360.000
|
-
|
13.730.000
|
38.84
|
|
Katolikler
|
260.000
|
640.00
|
-
|
900.000
|
2.55
|
|
Yahudiler
|
70.000
|
100.000
|
-
|
170.000
|
0.48
|
|
TOPLAM
|
15.500.000
|
16.050.000
|
3.800.00
|
35.350.000
|
100.00
|
|
Osmanlı Devletinde
Nüfusun Dinlere Göre Dağılışı (1897)7
|
|
Cemaatler
(Milletler)
|
Erkek
|
Kadın
|
Toplam
|
%
|
|
İslâm
|
8.499.798
|
6.612.147
|
14.111.945
|
74.07
|
|
Rum
|
1.341.049
|
1.228.863
|
2.569.912
|
13.49
|
|
Ermeni
|
546.030
|
496.344
|
1.042.374
|
5.47
|
|
Bulgar
|
449.286
|
380.903
|
830.189
|
4.36
|
|
Katolik
|
65.912
|
54.567
|
120.479
|
0.64
|
|
Yahudi
|
117.767
|
97.658
|
215.425
|
1.13
|
|
Protestan
|
22.963
|
21.397
|
44.360
|
0.24
|
|
Latin
|
12.280
|
10.055
|
22.335
|
0.12
|
|
Manini
|
15.262
|
17.154
|
32.416
|
0.17
|
|
Keldani
|
3.866
|
1.902
|
5.768
|
0.03
|
|
Süryani
|
19.500
|
16.054
|
35.554
|
0.18
|
|
Kıpti gayrimüslim
|
10.309
|
9.241
|
19.550
|
0.10
|
|
TOPLAM
|
10.104.022
|
8.946.285
|
19.050.307
|
100.00
|
|
1914 Resmî
İstatistiğine Göre Osmanlı Devleti'nde Nüfusun
Dağılışı8
|
|
Vilâyetler
|
Müslümanlar
|
Rumlar
|
Ermeniler
|
|
Edirne
|
360411
|
227680
|
19773
|
|
Adana
|
341903
|
8974
|
52650
|
|
Antalya (Sancak)
|
235762
|
12385
|
630
|
|
Ankara
|
877285
|
20240
|
51556
|
|
Halep
|
576320
|
21954
|
20142
|
|
Aydın
|
1249067
|
299097
|
20237
|
|
Bitlis
|
309999
|
-
|
117492
|
|
Bolu
|
399281
|
50151
|
2970
|
|
Bursa
|
474114
|
74927
|
60119
|
|
Kayseri
|
184292
|
20590
|
50174
|
|
İstanbul
|
560434
|
205752
|
82880
|
|
Çanakkale
(sancak)
|
149903
|
8550
|
2474
|
|
Diyarbakır
(sancak)
|
492101
|
1935
|
65850
|
|
Canik
|
265950
|
98739
|
27319
|
|
Erzurum
|
673297
|
4864
|
134377
|
|
Eskişehir
(sancak)
|
140678
|
2613
|
8592
|
|
İzmit (sancak)
|
226859
|
40048
|
55852
|
|
İçel (sancak)
|
102034
|
2507
|
341
|
|
Karahisar
(sancak)
|
277659
|
632
|
7439
|
|
Karasi (sancak)
|
359804
|
97497
|
8653
|
|
Kastamonu
|
737302
|
20058
|
8959
|
|
Harput
|
446379
|
971
|
79971
|
|
Kütahya (sancak)
|
303348
|
8755
|
4548
|
|
Maraş (sancak)
|
152645
|
34
|
32322
|
|
Menteşe (sancak)
|
188916
|
19923
|
12
|
|
Niğde (sancak)
|
227100
|
58312
|
4936
|
|
Urfa (sancak)
|
149384
|
2
|
16718
|
|
Sivas
|
939735
|
753324
|
47099
|
|
Trabzon
|
921128
|
161574
|
68899
|
|
Çatalca (sancak)
|
20048
|
36791
|
842
|
|
Van
|
179380
|
1
|
67792
|
|
Zor (sancak)
|
65770
|
45
|
232
|
|
TOPLAM
|
13339000
|
1561075
|
1234671
|
|
GENEL NÜFUS
|
16134746
|
|
|
Çeşitli
siyasî ve tarihî metinlerde tehcir, soykırım (jenosid)
iddalarının dayandırılmak istendiği olayları cereyan
tarihine tesadüf eden, yukarıda verilen 1914 tarihli
resmî istatistiğe göre Diyarbakır vilâyetindeki toplam
ermeni nüfusu 65.850’dir. Bu sayı ile Bütün Osmanlı
ülkesinde kalabalıklık bakımından Diyarbakır yedinci
sıradadır. Şimdi bu nüfusun tarihî seyir içinde Diyarbakır’da
nasıl geliştiğini ve değiştiğini yine rakamlara dayalı
olarak takip edelim.
16. yüzyılın başından 20. yüzyıl başına kadar geçen
dört yüz yıllık süre içinde Diyarbakır şehrinin nüfus
yapısı genel hatları ile şöyledir: Diyarbakır, üç semavî
dine mensup insanların bulunduğu bir yerdir. Şehirde
hem Müslüman hem Hıristiyan hem de Yahudiler bir arada
yaşar. Ancak bunların şehirde yaşadıkları mekânlar yani
mahalleler, genellikle birbirinden ayrıdır. Mahalle-i
Gebran, Mahalle-i Eramine, Mahalle-i Şemsiyân, Mahalle-i
Yahudiyân gibi adlarla anılan mahalleler bulunmasına
rağmen yine diğer şehirlerdekinin aksine -muhtemelen
şehrin kalın bir surla çevrili olmasından dolayı- diğer
şehirlere göre daha içi içe bir hayat tarzı sürdürdükleri
anlaşılıyor.
Konumuzu
asıl ilgilendiren gayrimüslim (Müslüman olmayanlar)
nüfusun durumudur. Burada Hıristiyanlık, Müslümanlık
ve Yahudilikle kıyaslanmayacak ölçüde farklılık gösterir.
Zaten şehirde var olan yahudi zümre hiçbir zaman büyük
bir oran / yekûn tutacak seviyeye ulaşmamıştır. Şehirde
Diyarbakır şehrinin nüfusunu, dine bağlı zümreler itibarı
ile ele aldığımızda karşımıza çıkan manzara Anadolu’nun
diğer şehirlerinden biraz farklıdır. Diyarbakır’da diğerlerine
nazaran daha bir çeşitlilik vardır. Bu çeşitliliğin
en açık ifadesini geç bir tarih olmakla beraber 19.
yüzyılda hazırlanmış bir rapordaki ifadelerde buluyoruz.
1879/1880 yılında hazırlanan vilâyet nizamını teftiş
komisyonunun raporunda Diyarbakır’ın beşerî durumu şöyle
tasvir edilmektedir: “Şehir on bin altı yüz elli kadar
nüfusu barındırmakta olup, bunun beş on bin kadarı Müslüman,
kalanı Keldani, Süryani, Yahudi, Ermeni ve Rum Protestan
ve Ermeni Katoliği’dir. Bu vilâyette bunların dışında
Yakubi, İbrahimi, Yezidi, Arap, Kürtzade vb. cinsleri
dahi olup çeşitli mezheplerdendir.” 9Bu
ifadelerde geçen bir kısım gurupların resmî bir statü
taşımadıkları ve bu statüye göre muamele görmediklerini
biliyoruz. Hatta Diyarbakır için orijinal olan bir husus
da buradaki pek çok Hıristiyan veya diğer gayrimüslim
zümrenin de Ermeni zümresine dahil edilmesidir. Onlar
da Osmanlı Devletinde uygulanan millet sistemi çerçevesinde
elde ettikleri hakkı ermeni cemaati vasıtasıyla kullandıklarıdır.10
Bugün
çeşitli yerlerde yazılıp söylenen Ermenistan’ın ve tahayyül
edilen bu ülkenin sınırlarını gösteren haritalara göz
attığımızda, aşağıda genel bir demografik yapısını verdiğimiz
bölgeyi ihtiva ettiğini görürürüz . Ancak yine buradaki
rakamlara baktığımızda tasavvur edilenleri uygulamanın
neden mümkün olmadığını daha açık görebiliriz ve iddiaların
tarihî bir temele dayanmadığını bütün açıklığı ile görebiliyoruz.
Veya başka bir ifade ile günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin
varlığı ve bütünlüğü aleyhine olarak ortaya konmaya
çalışılan çeşitli kombinasyonların uygulamalarına merkez
olarak seçilmek istenmesi ve isteğin gereği için tarihî
mesned olma iddialarının da geçersizliğini daha rahat
görebiliyoruz.
|
BÖLGENİN
16.YÜZYILDA DİNÎ YAPISI11
|
|
Şehirler
|
Müslim
|
Hıristiyan
|
Ermeni
|
Yahudi Nasrani
|
|
Adıyaman
|
6312
|
-
|
369
|
-
|
|
Arapkir
|
6912
|
1092
|
602
|
-
|
|
Ayntab (Anteb)
|
18126
|
-
|
206
|
-
|
|
Besni
|
2223
|
-
|
181
|
-
|
|
Birecik
|
13708
|
2160
|
925
|
-
|
|
Çemişgezek
|
8851
|
1803
|
6520
|
-
|
|
Çermik
|
3124
|
-
|
586
|
-
|
|
Çüngüş
|
2523
|
141
|
593
|
-
|
|
Diyarbekir
|
413602
|
157343
|
-
|
-
|
|
Diyarbekir
(Amid)
|
101176
|
19177
|
3266
|
-
|
|
Dırahlu
|
4352
|
-
|
-
|
-
|
|
Ergani
|
4933
|
-
|
1972
|
-
|
|
Erzincan
|
2069
|
-
|
839
|
-
|
|
Harput
|
8209
|
4638
|
2650
|
-
|
|
Kulp
|
2097
|
1655
|
180
|
-
|
|
Mardin
|
46083
|
12837
|
8888
|
664 268
|
|
Muş
|
6134
|
-
|
2281
|
-
|
|
Nusaybin
|
8601
|
602
|
806
|
-
|
|
Ruha (Urfa)
|
16671
|
-
|
1542
|
-
|
|
Savur
|
2874
|
924
|
-
|
-
|
|
Savur
|
23093
|
2986
|
89
|
-
|
|
Sivas
|
11651
|
13663
|
-
|
-
|
|
Siverek
|
9768
|
|
680
|
-
|
Diyarbakır’ın Osmanlı hâkimiyetine
girişini müteakip yapılan 1518 tarihli ilk tahriri ile
daha sonraki 1540 tarihli tahrire göre genel nüfusu
şöyledir:
|
Dinî
guruplar :
|
1518
Tahrir
|
1540
Tahriri
|
|
Müslüman
|
7118
|
7776
|
|
Hıristiyan
|
5988
|
10450
|
|
Yahudi
|
157
|
-
|
|
YEKÛN
|
13260
|
18226
|
Şehir nüfusunda, değişik tarihlerde
verilen rakamlara göre, görülen değişimin seyrini takip
etmek mümkündür:12
|
YILLAR
|
NÜFUS
|
|
1518
|
12000-1326013
|
|
1540
|
1700014
|
|
1564
|
2300015
|
|
1571-1580
|
2858516
|
|
1630
|
20000’den
fazla17
|
|
1766
|
1600018
|
|
1804
|
5000019
|
|
1815
|
5000020
|
|
1816
|
5600021
|
|
1870
|
2132222
|
|
1873
|
12000
(Burada kadın nüfusun verilmediği anlaşılıyor.)23
|
|
1875-1886
|
4000024
|
|
1880
|
1065025
|
|
1881
|
4000026
|
|
1882
|
10655
(Kadın nüfus verilmemiş)27
|
|
1890
|
3000028
|
|
1891
|
6611729
|
Yukarıda
verdiğimiz rakamlar incelendiğinde yabancı seyyahların
bildirdiklerinin daha yüksek olduğu görülüyor. Salnamelerde
görülen yüksek rakamlar ise Nefs-i Diyarbakır ve Nevâhisi
(şehir merkezi ve nahiyeler)’nin birlikte verilmesinden
kaynaklanıyor. Ayrıca salnamelerin bir kısmında sadece
erkek nüfus verildiğinden düşük görülüyor.
1
Nolu Salnamede (1286/1869-1870)’de “Dahil-i Vilâyette
bulunan Milel-i Hıristiyaniye Rüesa-yı Ruhaniyesi” başlığı
altında verilen zümreler ve reislerinin veriliş sırası
muhtemelen büyüklük sırasını da göstermektedir.
Ermeni:
Diyarbekir’de Piskopos Agop Efendi
Ermeni
Katoliği: Diyarbekir’de Agop Bahtiyarân Efendi
Süryani:
Diyarbekir’de Süryani Patriği Yakob Efendi
Keldani:
Diyarbekir’de Serpiskopos Bedros Efendi
Rum
Katoliği: Diyarbekir’de Papas Efendi30
Bu
veriliş sırası şehirdeki gayrimüslim zümre içinde en
kalabalık olanının Ermeniler olduğunu gösteriyor. Bunun
böyle olduğunu 2 Nolu Salnamedeki (1282 / 1870-1871)
kayıtlar açıkça göstermektedir:
“Nefs-i
Diyarbekir’de bulunan müslim ve gayrimüslim cümle ahalinin
nüfus-ı mevcudesi cedveli:31
| |
Zükûr (Erkekler)
|
Inâs (Kadınlar)
|
| |
|
|
|
İslâm
|
4871
|
5033
|
|
Ermeni
|
3577
|
3276
|
|
Ermeni
Katoliği
|
428
|
403
|
|
Süryani
|
747
|
687
|
|
Süryani
Katoliği
|
94
|
80
|
|
Keldani
|
508
|
468
|
|
Rum
|
179
|
126
|
|
Rum
Katoliği
|
25
|
30
|
|
Protestan
|
318
|
332
|
|
Yahudi
|
143
|
137
|
|
YEKÛN
|
10800
|
10580
|
|
CEMAN
YEKÛN
|
21322 (?)
|
|
Bir
Alman tıp doktoru olan Lamec Saad’ın verdiği rakamlara
göre 1890 yılında Diyarbakır şehrinin dinî gurupları
şöyledir:32
|
Müslüman
|
10000
|
|
Gregoryen
Ermeni
|
8700
|
|
Süryani Yakubi
|
2000
|
|
Keldani
|
1600
|
|
Katolik
Ermeni
|
1200
|
|
Protestan
|
1000
|
|
Süryani
Katolik
|
500
|
|
Ortodoks
Rum
|
300
|
|
Katolik
Rum
|
1500
|
|
Yahudi
|
400
(Saad, 80 aile veriyor rakamı 5 ile çarparak
elde ettik)
|
1891
yılında yine bir Alman olan jeoloji mühendisi ve seyyahı
olan Naumann vilâyetin geneline ait nüfusun zümrelerini
gösteren rakamları verirken iki ayrı kaynak kullanıyor;
biri Konsolos Boyaciyan’ın verdiği rakamlar diğeri ise
Cuinet’in verdiği rakamlardır:33
|
Dinî
Guruplar
|
Boyacıyan
|
Cuinet
|
|
Müslüman
|
304.548 Müslüman
|
(110.664)
|
| |
Türk/Türkmen
|
(200.000)
|
| |
Çerkez
|
(10.000)
|
| |
Arap
|
(8.000)
|
| |
|
308.664
|
|
Gregoryen
Ermeni
|
54.512
|
57.890
|
|
Katolik
Ermeni
|
5.169
|
10.170
|
|
Protestan
Ermeni
|
4.760
|
11.069
|
|
Ortodoks
Rum
|
1.724
|
9.250
|
|
Katolik
Rum
|
58
|
190
|
|
Katolik
Keldani
|
1.926
|
16.420
|
|
Katolik
Süryani
|
445
|
4.990
|
|
Süryani
Yakubi
|
16.379
|
22.554
|
|
Yahudi
|
1.404
|
1.269
|
|
Yezidi
|
976 (Yezidi-Çingene)
|
9.000
|
|
Çingene
|
190
|
-
|
|
TOPLAM
|
392.132
|
471.498
|
Yine
toplu sonuçlara bir göz atarsak 1299 (1881-1882)’de
Diyarbakır vilâyetinin mevcudu dört yüz bin kişi olarak
veriliyor. 341306
(1888-1889)’da ise vilâyetin ahalisi toplam 142.932
kişidir. Bunun 99690’ı Müslüman geri kalanı gayrimüslim
nüfusdur.35
Son sözü söylemeden önce 20. yüzyılın başında bütün
vilâyet nüfusunu dinî zümreler göre aralarındaki bariz
farkın müşahede edilebileceği sonuçları gösteren 1319
(1901-1902) tarihli 18 Nolu Salnamedeki kayıtları verelim.
Vilâyet Nüfusu (Rakamlardaki küçük toplama
hataları deftere aittir.) :
|
Zümreler
|
Zükûr
(Erkekler)
|
İnâs (Kadınlar)
|
Yekun
|
|
Müslim
|
205828
|
169700
|
375528
|
|
Ermeni
|
24685
|
23540
|
47225
|
|
Süryani
|
12506 (?)
|
10748
|
22748
|
|
Katolik
|
5945
|
5220
|
11165
|
|
Protestan
|
2987
|
2567
|
5554
|
|
Yahudi
|
1434
|
1358
|
2796
|
|
Yezidi
ve Kıpti
|
1049
|
733
|
1787
|
|
Ortodoks
|
759
|
744
|
1500 (?)
|
|
Keldani
|
776
|
663
|
1439
|
|
Osmanlı
tebaası olmayan
|
-
|
-
|
19
|
|
YEKÛN
|
255933
|
214767
|
470760
|
Sonuç
olarak “Mızrak çuvala sığmaz” atasözümüzün de ifade
ettiği gibi, ne kadar istenilse de rakamlar gerçeğin
saklanmasına ve çarpıtılmasına imkân bırakmamaktadır.
Diyarbakır, Türk hâkimiyetine girdiği 11.yüzyıldan itibaren
giderek artan bir şekilde Müslüman bir Türk şehri hüviyetine
bürünür ve bu hüviyetini yaşatmayı sürdürür.
------------------------------------------------------------------------------
*Dicle
Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi
(1)
M.H.Yinanç, “Diyarbekir”, İA, C.III, s.623; N.Göyünç,
“Diyarbakır”, TDV İA, C.9, s.466; İ. Yılmazçelik, XIX.Yüzyılın
İlk Yarısında Diyarbakır (1790-1840), Ankara, 1995,
s.7-10; M.İlhan, Amid (Diyarbakır), Ankara, 2001,s.73-84.
(2)
Alî Bey Düyûn-ı Umumiye İdaresi müfettişi olarak Osmanlı
devletinin tuzla bölgelerini teftiş etmekteydi. İstanbul’dan
1885 Ocak ayında yola çıkan Alî Bey, Midilli’ye Ayvalık’a
uğradıktan sonra İzmir, Mersin üzerinden İskenderun’a
varıyor. Halep’ten ayrılıp Kilis Ayntab, Birecik, Siverek
üzerinden Diyarbekir’e geliyor. Dicle nehri üzerinden
Bağdat’a kadar gidiyor. Bu seyahat esnasında gördüğü
yerler hakkında verdiği bilgi çok kıymetlidir. Gerçi
bu bilgiler 19. yüzyıla ait olmakla beraber, henüz yolun,
motorlu araçların, elektriğin bulunmadığı bir zamana
ait olmakla daha önceki devirlere de teşmil edilebilir.
Zamanın getirdiği birtakım anlayış farklılıkları bugünkü
tabirle modanın ortaya çıkardığı tolere edilebilir farklılıklar
bir kenara bırakıldığında yüz yıl öncesi hayat tarzı
ile yüz elli veya iki yüz elli yıl önceki hayat tarzı
arasında çok büyük farklar olamayacağı gayet tabiidir.
Dolayısıyla müdekkik ve müstehzî bir üslûp ile adetâ
fotoğraf çeker gibi geçtiği yerleri tasvir ederek anlatan
Alî Bey’in verdiğ bilgiler tarihî, ferdî ve sosyal-psikoloji
açısından da çok kıymetlidir. Kenan Ziya Taş, Osmanlı
Hâkimiyetinde Güney-Doğu, Dünü ve Bugünüyle Harput
I, Elazığ, 1999, s.169.
(3)
Şenol Kantarcı, “Tarih Boyunca Ermeni Sorunu”, Ermeni
Sorunu El Kitabı, Ankara, 2002, s.1.
(4)
Hüsamettin Yıldırım, Ermeni İddiaları ve Gerçekler,
Ankara,2000, s.23; Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, Ankara,
1988, s.136 Şenol Kantarcı, Tarih Boyunca Ermeni Sorunu,
s.26.
(5)
Enver Ziya Karal, Osmanlı İmparatorluğunda İlk Nüfus
Sayımı, İstatistik Umum Müdürlüğü, Ankara, 1943, s.215.
(6)
M.A.Ubucini, Türkiye, 1850, C.1, s.48-49.
(7)
Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin 1313 Senesine Mahsus
İstatistik-i Umumisi, İstatistik Umum İdaresi, s.16.
(8)
Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Ankara,
1990, s.21-22
(9)
Musa Çadırcı, “Genel Çizgileriyle 19.Yüzyılda Diyarbakır
(Bazı Gözlemler), 1. Bütün Yönleriyle Diyarbakır Sempozyumu,
Ankara, 2001, s148-149.
(10)
Bu konuda bakınız, K. Ziya Taş, ”Bir İnanç Merkezi Olarak
Diyarbakır’da Dinî ve Kültürel Çeşitlilik, Uluslararası
Türk Dünyası İnanç Merkezleri Kongresi’ne sunulan ve
basılmakta olan bildiri.
(11)
Yusuf Halaçoğlu, Tahrir Defterlerine Göre XVI.Yüzyılda
Batı Anadolu Şehirlerinde Demografik Yapı, Yakın Tarihte
Van Uluslararası Sempozyumu, Ankara, 1990, s. 217-222.
(12)
Nüfusla ilgili rakamların farklılığı ve değişkenliği
ile ilgili olarak yabancı bir seyyahın (C.Niebuhr) yaptığı
şu tespit dikkat çekicidir: “Doğu şehirlerinde, şehirlilerden
şehir üzerine güvenilir bilgi almak çok zordur. Çünkü
ister Hıristiyan ister Müslüman olsun bir doğulu bu
konuya kafa yormamaktadır. Bu nedenle bir Avrupalı kendisine
şehirde kaç kişinin yaşadığını sorduğu zaman şaşırmakta
ve böyle bir soruya şehrin dünya olduğu cevabını vermektedir.
Soruyu biraz daha açtığınız zaman bir kaç yüz binden
söz etmekte veya en çok yüz bin kişinin yaşadığı şehrin
nüfusunu bir milyon olarak vermektedir.” İlhan Pınar,
“Gezginlerin Gözüyle Diyarbakır”, Diyarbakır Müze Şehir,
s.150.
(13)
N.Göyünç, “XVI.Yüzyılın İlk Yarısında Diyarbakır”, Belgelerle
Türk Tarihi Dergisi, VII, s.78; M.İlhan, Amid, s.91.
(14)
N.Göyünç, XVI.Yüzyılın İlk Yarısında Diyarbakır, s.79.
(15)
M.V.Brunissen, “Etnic Composition and Other Demograhhic
Deta”, Evliya Çelebi in Diyarbekir, Leiden 1988, s.33’den
aktaran, İ.Yılmazçelik, Diyarbakır, s.100.
(16)
Ö.L.Barkan, “Tarihi Demografi Araştırmaları ve Osmanlı
Devleti”, Türkiyat Mecmuası (1951), s.2
(17)
J.B.Tavernier, Les Six Voyages de Jean Babtiste Tavernier
en Turqie, en Perse aux Indes, s.245-246’dan aktaran
İ.Yılmazçelik, Diyarbakır, s.100.
(18)
C.Niebuhr, Reisebeschreibung nach Arabien und den Umliegenden
Landern, s.402’den aktaran İ.Yılmazçelik, Diyarbakır,
s.100.
(19)
H.Andreasyan, Polanyalı Simeon’un Seyahatnamesi 1608-1619,
İstanbul,1964, s.100.
(20)
J.S.Buckingam, Travelis in Mesopotamia 1827, s.213’ten
aktaran İ.Yılmazçelik, Diyarbakır, s.100.
(21)
A.Dupre, Voyage en Perse I, s.71’den aktaran İ.Yılmazçelik,
Diyarbakır, s.100.
(22)
Diyarbakır Salnameleri I, İstanbul, 1999, s.135.
(23)
Diyarbakır Salnameleri II, s.81.
(24)
B.Darkot, “Diyarbakır”, İA, C.III, s.604.
(25)
M.Çadırcı, 19.Yüzyılda Diyarbakır, s.149.
(26)
İ.Pınar, “Gezginlerin Gözüyle Diyarbakır (Amand von
Schweiger-Lerchefeld 1881)”, Diyarbakır Müze Şehir,
s.151.
(27)
Diyarbakır Salnameleri II, s.170
(28)
İ.Pınar, “Gezginlerin Gözüyle Diyarbakır (Dr.Lame Saad
1890)”, Diyarbakır Müze Şehir, s.151
(29)
Diyarbakır Salnameleri IV, s.166.
(30)
Diyarbakır Salnameleri I, s.71.
(31)
Diyarbakır Salnameleri I, s.135.
(32)
İ.Pınar, “Gezginlerin Gözüyle Diyarbakır (Dr.Lame Saad
1890)”, Diyarbakır Müze Şehir, s.154.
(33)
İ.Pınar, “Gezginlerin Gözüyle Diyarbakır (Dr.Lame Saad
1890)”, Diyarbakır Müze Şehir, s.163.
(34)
Ahmet Rıfat, Lügat-ı Tarihiyye ve Coğrafiyye, C.III,
İstanbul, 1299, s.258.
(35)
Şemsettin Sami, Kamusü’l-Alâm, C.III, s.2207, Ankara,
1996 (Tıpkı Basım).
|