|
Türk
Amerikan İşadamları Derneği Başkanı Zeynel Abidin Erdem
ile ropörtaj
Ermeni
Tehdidi Henüz Bitmedi!

Türk Amerikan İşadamları Derneği Başkanı
Zeynel Abidin Erdem
|
Ermeni
tasarısının ABD Temsilciler meclisinden geri çekilmesinin
perde arkasındaki kahramanlarından, Türk Amerikan İşadamları
Derneği Genel Başkanı Zeynel Abidin Erdem, tehlikenin
tamamen geçmediğini belirterek,Türk Milleti olarak bu
olaylara karşı daha çok aktif ve birbirimize bağlı olmamız
gerektiğini söyledi.
Ermeni
Yasa tasarısının A.B.D Temsilciler Meclisinden son anda
geri çekilmesi, bizlere derin bir nefes aldırdı. Çünkü
bu yasa tasarısının onaylanması, uzun bir süredir iyi
giden Türk-Amerikan ilişkilerini kökten sarsacak ve
uluslararası ilişkilerde sıkıntılı bir döneme girilecekti.
ikide bir ısıtılıp ısıtılıp gündeme getirilen bu tasarıları
niçin önleyemiyoruz? Nerede hata yapıyoruz? Bu sorulara
yanıt bulabilmek için iş dünyamızın renkli simalarından
Zeynel Abidin Erdem ile ilginç bulacağınız bir söyleşi
yaptık.
Ermeni tasarısının ABD Temsilciler meclisinden geçmesini
engelleyen işadamlarının en başında gelen Zeynel Abidin
Erdem,soruna her platformda sahip çıkmamız gerektiğini,
tehlikenin henüz geçmediğini hatırlatıyor. Türk Amerikan
İşadamları Derneğinin Genel Başkanlığını yürüten Erdem,
kamu oyunun yakından tanıdığı bir işadamımız.
Türkiye'nin
çok renkli bir mozaik olduğunu söyleyen Erdem bu mozaiği
iyi koruma konusunda kararlı. Bir çok konuda iç ve dış
güçlerin PKK ile el ele verdiğini
söyleyen Erdem, Ermeni konusununda bu oyunun bir parçası
olduğuna inanarak şunları söyledi. "Ermeni Karar
tasarısının Amerikan Temsilciler Meclisinden çıkmaması
için, başta Türk-Amerikan işadamları Derneği ve sivil
toplum kuruluşları olarak çok çaba sarf ettik. Bu tür
çalışmalarda benim de nacizane bir katkım olmasından
dolayı gurur duydum. Bununla birlikte Cumhurbaşkanımız,
Genelkurmay Başkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanlığımızın
da büyük gayretleri olduğunun altını çizmeliyim. Bunu
söylerken bizlerinde olağanüstü çaba sarf ettiğimizi
söylemeliyim. Tanıdık, tanımadık Amerikan senatörleri
ve milletvekillerine ulaştık. Bu arada Türk iş adamları
olarak Amerika'da iş yapan ve yerleşik insanlara ulaştık.
Büyükelçiliğe destek sağladık. Sonunda bu olumsuz girişimi
önledik. Fakat bu sonuçtan çok mutlu olduğumuda söyleyemem."dedi.
Bugüne
kadar Türkiye'nin dışarda tanıtımı için büyük emekler
sarf ettiğini söyleyen Erdem, "Gençliğimden beri
ülkemin yararına birçok dernek ve vakıf da görev aldım.
Bugün Türk Amerika İşadamları Derneği başkanlığı yanında
aynı zamanda Fransa iş konseyi ikinci başkanlığında
yapıyorum. Bu derneklerde yöneticiliğimin yanında 4-5
tane daha sosyal vakfın başkanlığını yapıyorum, hem
de bu kuruluşlara maddi destek sağlıyorum. Son Ermeni
tasarısında mağdur olan biziz . Ama Türkiye olarak bu
haklı davamızı yeterince dünya kamuoyuna duyurabilmiş
değiliz. Biz istiyoruz ki dünya kamuoyu uzaktan bizi
anlasın. Fakat dünyada böyle bir tanıtım yok, kimse
sizi anlamaya mecbur değil, bu haklılığımızı biz ülke
olarak çeşitli vasıtalarla dünya kamuoyuna aktarmalıyız."dedi.
Ermeni
olayında asıl haksızlığa uğrayan tarafın Türk milleti
olduğunu hatırlatan Erdem, “Ermeniler 1913 yılının 6
Haziran'ında Rusya'dan ve bazı batı ülkelerinden aldıkları
silah ve para desteği ile güney ve doğu Anadolu bölgesinde
büyük katliamlara giriştiler. Amaçları bu bölgelerde
azınlıkta bulunan diğer ırklara ait insanları kaçırtarak
nüfusun çoğunluğunu sağlamaktı. Yani açıkçası Ermeniler
asimilasyon yapmak istemişlerdi. Halbuki Osmanlı İmparatorluğu,
tarihi boyunca asimilasyon, yapmamıştır. Osmanlı İmparatorluğu
Adriyatikten Çin seddine kadar hükmettiği ve çok güçlü
olduğu dönemde bile asimilasyona girişmemiştir. 1913
yılında Rusya, nüfus asimilasyonu manevrasıyla sıcak
denizlere ulaşmak istemiştir. Bu plan doğrultusunda
Ermenileri çok kötü bir şekilde kullanmıştır. Birçok
yerden teyit edildiği gibi Türk ordusu I. Dünya savaşında
cephelerde savaşırken Ermeni çeteleri Türk ordusunu
arkadan vurarak, Türk ve İslam köylerini yakarak, orada
bulunan insanları yaşlı çocuk demeden kılıçtan geçirmişlerdir.
Eğer Osmanlı İmparatorluğu burada yaşayan Ermenileri
zorunlu göç ettirmeseydi, Ermeniler katliamlarını devam
ettirip nüfus çoğunluğunu elde ederek bu toprakları
bizden koparırlardı. Osmanlı Devleti çok akıllı bir
iş yaparak Anadoluda yaşayan Ermenilerin, gerek bugünkü
Ermenistan'a gerekse Suriye, Irak ve Lübnan’a göç etmelerini
sağlamıştır. Aslında Osmanlı Devleti bu bölgede yaşayan
Ermenilerin canını bu göç sayesinde kurtarmıştır. Çünkü
siz babasını , çocuğunu öldürdüğünüz, kardeşini kestiğiniz,
karısının namusuna tecavüz ettiğiniz köylünün elinden
orada yaşayarak nasıl kurtulacaktınız? Bu noktada Ermeniler
Türk milletine kin duyacağına teşekkür etmeliler. Bir
rivayete göre 1,5 milyon Ermeni katledildiği iddiaları
külliyen yalandır. Bu söylentilere dayanak gösterilen
Mithat Paşa’nın ölüm fermanıda külliyen sahte bir belgedir,
ve tamamen bir İngiliz oyunudur. İsteyen arşivlere girsin
baksın, böyle bir olay vaki değildir. O günkü koşullarda
iki tarafta açlıktan hastalıktan çok ölü vermiştir.
Burada Ermenilere şunu hatırlatıyorum Siz soykırım iddialarında
bulunurken Karabağ da ve işgal ettiğiniz Azerbaycan
da binlerce insanı nasıl katlettiniz? İki milyon kişiyi
yerinden yurdundan ettiniz. Binlerce insanı ayaksız
kolsuz bıraktınız. Şimdi bunlara ne diyeceksiniz? Dedi.
Ermeni
soykırım yalanlarının Cumhuriyet’in düşmanı olan çevrelerce
pompalandığını söyleyen Erdem, "Maalesef içimizdeki
Cumhuriyet düşmanları, işbirlikçiler sürekli olarak
dışarıya yalan belgeler göndererek Türkiye'yi karalamaya
çalışıyorlar. Nitekim bu konuda Sn: Emin ÇÖLAŞAN aydınlatıcı
bir makale yazarak. Türk hainlerinin ve düşmanlarının
isimlerini tek tek belirtmiştir. Türkiye aleyhinde kimler
kitap yazmış, kimler kalleşlik yapmış. kimler devlet
içindeki düşmanları korumaya çalışmış tek tek açıklamıştır.
Bunların tamamı Marksist ve Leninist olup PKK
örgütünün arkasına saklanan kalemşörlerdir. Bunların
eline imkan verin en büyük kapitalist olurlar ve herkesin
hakkını yerler."dedi. Türkiye'nin dışarda yeterince
tanıtılmadığını vurgulayan Erdem yılda 1,5 milyon dolar
harcayarak, Türkiye'yi tanıtamazsınız. .Belki bunun
için 100-150 milyon dolar harcayıp ciddi bir tanıtım
yapmak lazım. Bunun için akılcı politikalar üretmeli
ve uygulamalıyız. Bugün Türkiye deki Ermenileri, Musevileri
ve Hıristiyanları namusumuz kadar korumalıyız çünkü
onlar bizim mozaiğimizdir. Biz 1000 yıl bu insanlarla
birlikte yaşadık. Siz bu tanıtım programını hazırlarken
Türkiye'nin üzerine çullanan bu belayı her gün hortlatan
koca Rusva'yı unutmayacaksınız. Siz arkanızda, ABD'deki
Nazilerin kiminle temas kurup neden iki günde bir Ermeni
tasarısını gündeme getirdiklerini iyice araştırıp ortaya
çıkartacaksınız. Siz diplomasinizi çalıştırıp tarihini
yaşatmazsanız, siz gerektiği zaman gidip Azerbaycan'ı
örnek olarak gösterip. yaşayan bir tarih olarak örnek
vermezseniz, doğru dürüst tanıtım yapıp etkili olamazsınız."dedi.
Türkiye'nin Ermenilerle barış içerisinde yaşaması gerektiğini
vurgulayan Erdem, "Dünyada sürekli düşmanlık yoktur.
Sivri demeçler vererek Ermeni soykırım tasarısı onaylanırsa
Amerika’yla ilişkilerimizi keseriz demenin bir manası
yoktur. Türkiye halen batının teknolojisine, verdiği
silahlara muhtaçtır. Teknolojik yönden batının çok gerisindeyiz,
üstelik petrol yönünden zengin bir ülke de değiliz.
O nedenle dış politikada kararlar alırken, ince eleyip
sıkı dokumalıyız. Ne yapıp edip dışardaki Ermeni ve
Yahudi lobileriyle temasa geçmek zorundayız. Onları
ikna edip barış içerisinde yaşamanın yollarını bulmalıyız.
Buna bağlı olarak Erivan ile ilişkiye girip Ermenistan'a
kapıları açmalıyız. Ermenistan'a arkamızı dönersek ileride
çok zor durumlara düşeriz. Zaten bu lobiler batımızda
Yunanistan güneyimizde Suriye, doğumuzda Ermenistan'ı
üzerimize salmak için her yola baş vuracak konumdalar.
O nedenle Ermeniler ile oturup ortak bir yol bulmak
zorundayız. Onlarla ortaklık yapıp, ticaretten onları
da nemalandırmalıyız. Tarihte olan olaylar, ortak bir
konferansta, bağımsız hakemler tayin edilerek 3-4 senelik
bir araştırma sonucunda karara bağlanabilir. Haksızın
özür dilemesi sistemiyle olay tatlıya bağlanabilir.
Osmanlı arşivlerine biz de baktık tam 100 milyon sayfadan
oluşuyor. Dışişleri bakanlığı bu sayfaları derleyip
toparlamaya bakıyor, ama taktir edilmeli ki bu kadar
sayfa çok kısa zamanda bitirilemez. "dedi.
Türkiye'deki
varlıklı kişilerin maddi ve manevi olarak bu konuya
yardımcı olmaları gerektiğini hatırlatan Erdem "
Kimse devletten daha zengin değildir elbette. Ama herkesin
harcayacak bir fonu mutlaka vardır. Yüce Abdülhamit'in
eşyaları Paris'te açık arttırmaya çıktığında, devletin
bu konuda harcayacağı fon belli bir miktardı. Açık arttırma
onun üstüne çıkınca, biz devreye girdik. Bu eşyaları
arttırman alarak devlete hediye ettik. Yani özel sektör
bu konuda her zaman reflekslerini kullanmalı. Sponsorluk
yapmalı, devleti desteklemeli. Gerektiğinde dışarı gidip,
lobiler kurmalı, ve bu lobilere sürekli para aktarmalıdır.
Tüm bu çalışmaları belli bir koordineyle yürütmelisiniz.
Bu ara basınla irtibata geçip, Ermenilerin toplu katliam
yaptıkları yere getirip, gezdirmeli. Böylelikle iç dinamizmimizi
korumuş oluruz."dedi.
(Bu
röportaj Kalite Show dergisinden alınmıştır.)
|