|
BİTLİS İSYANLARI
Ermeni isyanları,
Birinci Dünya Savaşı döneminde de sürmüş ve 1915 yer değiştirme
(tehcir) uygulamasını mecbur kılacak kadar devlet güvenliğini
tehdit eder hale gelmiştir. Yurt dışındaki Ermeniler, Osmanlı'nın
seferberlik ilanıyla birlikte "intikam alayları"
kurarken, Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeniler de özellikle
yoğun bulundukları bölgelerde isyan hareketlerine hız vermişlerdir.
Ermeni komiteleri en çok önemi,
Van'dan sonra Muş ve Bitlis yörelerine veriyorlardı. Bölgenin
yolları, genellikle açık ve ulaştırma için uygundu. Bitlis
kenti, Van-Diyarbakır-Halep-İskenderun yolu üzerinde önemli
bir yerleşim merkeziydi. Ermenilerin Muş ve Talori İsyanları
da bu yörede yapılmıştır.
Bu bakımdan Patrikhane tarafından
en seçkin kimseler ve din adamları bu bölgede görevlendirilmiştir.
Patrikhanenin ve komitelerin Osmanlı yönetimine karşı Avrupa'ya
yaptığı şikayet ve başvurmalarda daima bu iki ildeki olaylardan
söz edilmiş; ıslahat sorununda da yine bu iller ileri sürülmüştür.
Bu bölge, bir gün bile Ermenilerin saldırı ve isyanlarından
kurtulamamıştır.
Bitlis yöresindeki Ermeniler,
sudan sebeplerle olay çıkarmaya çalışıyorlardı. Taşnak komitesi
tarafından Van'da yayınlanan Eşhadank ve Vandosb, Erzurum'da
yayınlanan Haraç gazeteleri bu olayları, yabancı ülkelerdeki
Ermenilere duyuruyorlardı. Komiteler, bu olaylarla Ermenilerin
bir özerkliğe kavuşturulmasını amaç ediniyorlardı. Seferberliğin
ilanından sonra Taşnak komitesi Rusya'dan gereken talimatı
alarak bu bölgede tanınmış komitacılardan Van Mebusu Vahan
Papasyan'ı getirmişti.
Seferberlik ilanına uyan Türk
gençleri vatan savunmasına giderken, Osmanlı vatandaşı olan
Ermenilerin pek çoğu bu çağrıya uymamış, uyanlar da silahlarıyla
birlikte kıtalarından kaçmaya başlamışlardı. Ocak 1915'te
Bitlis'in Hizar kazasının Sekür Köyü Ermenileri, asker kaçağı
aramaya giden jandarma müfrezesine, Osmanlı Hükümeti'ne asker
vermeyeceklerini ve hükümeti tanımadıklarını söyleyerek silah
kullandılar ve jandarmaları öldürdüler.
Aynı durum, Korsu, Akhis, Beygeri,
Arşin, Tasu gibi büyükçe köylerde de tekrarlandı. Komitalar
Van-Bitlis arasında Gevaş yolunu ve buradan geçen önemli haberleşme
hattını kestiler. Bu köylerde isyan devam ederken merkeze
bağlı Viyris Köyü'nde de 20 Şubat 1915'te çarpışmalar çıktı.
Bunu Hizan ve Bitlis bölgesindeki isyanlar izledi.
Muş Ovası'nda da olaylar görülmeye
başlandı. Akan bucağı Kümes Köyü'ne giden Bucak Müdürü'yle
yanındaki jandarmaların oturdukları eve sekiz saat süreyle
ateş edildi. Jandarma ve milislerden 9 kişi öldü. Buradaki
harekatın Muş Taşnak delegesi Rupen ve komite başkanlarından
tanınmış Esro ve Papazyan tarafından yönetildiği açıklığa
kavuştu. Asker toplamak için Hizan'a giden Bitlis Jandarma
Alay Komutanı'yla emrindeki müfrezenin Karkar Der8esi'Nde
yolları kesildi. Yedi saat çarpışmadan sonra bir jandarma
eri şehit düştü.
Tanınmış Üzümlü Lato da emrindeki
Van Ermenilerinden oluşan çetesiyle Mükes ve Hizan civarında
eşkıyalık yapıyordu.
Ermenilerin bu isyanlarındaki
amaçları, harekat, ulaşım ve askeri haberleşmeyi aksatmak,
askeri kuvvetleri meşgul etmekti.
Bitlis'teki Rus konsolosu,
İstanbul'daki Rus elçisine gönderdiği 24 Aralık 1912 gün ve
63 sayılı raporunda şöyle diyordu:
"Ermeni kamuoyunun yukarıda
belirtilen duruma gelmesinde Taşnak Komitesi'nin büyük bir
payı vardır. Komite, Ermenilerle Müslümanlar arasında çatışmalar
çıkarmaya ve meydana gelecek kötü durum üzerine Rusların işe
karışmasını sağlamaya ve buraların Rus askerleri tarafından
ele geçirilmesine bütün güçleriyle çalışmaktadırlar."
KAYNAK:
SAKARYA, İhsan-, Belgelerle Ermeni Sorunu, 2. Baskı, Genelkurmay
ATASE Yayınları, Ankara 1984, s. 190-192
|