|
KUMKAPI
GÖSTERİSİ (Temmuz 1890)
Ermeni komitelerinin propaganda aracı olarak kullandıkları
en önemli olaylardan biri şüphesiz ki, Kumkapı Gösterisi'dir.
Hınçaklılar'ın İstanbul'da, sırf adalet istemek amacıyla silahsız
olarak yaptıklarını öne sürdükleri bu gösteriyi, o hareketi
idare etmiş olan H. Cangülyan şöyle anlatıyor:
"İstanbul'da Musa Bey Sorunu ve Erzurum olayı dolayısıyla
bir karşı hareket yapılmazsa Ermeniler kendilerini unutulmuş
sanacaklardı. Bundan ötürü, bir misilleme hareketi gerekliydi.
Anadolu'da işlenecek cinayetler, Avrupa'yı bile ilgilendirmezdi.
Bundan dolayı elçilerin gözlerinin önünde, Avrupa'nın ilgisini
çekmek için bir şikayet hareketi yapmak şart oluyordu.
Ermeni heyecanı yalnız ve tamamen Ermenistan'a bağlı kalmış
olsaydı, Rusya'nın dikkatini çekerdi. Rusya, bundan şüphelenir
ve günün birinde, Ermenistan'ı zapt ederdi. Eğer hareket,
diğer illerde ve özellikle merkezde olursa, o zaman, öteki
devletlerin de ilgisini çekerdi. Bu suretle, Ermeni sorununu,
özellikle İngiltere'yi Rusya'dan daha fazla davamıza yatkın
bulduğumuz için, milli çıkarlar açısından daha faydalı bir
şekle sokmak mümkün olacaktı.
Milletin, anavatanda dağınık ve başka ırklarla karışık bulunması,
sadece anavatanda yapılacak hareketleri başarısızlığa uğratırdı.
Bundan dolayı, Ermeniliğin bu durumu dolayısıyla Ermeni hareketlerinin
Ermenistan hudutları dışında yapılması gerekirdi. Bu sebeplerle
de elverişli bir hareket merkezi olarak İstanbul'u görmemek
mümkün olmazdı. İstanbul'da (bekar ve öteki illerden gelmiş
kişilerle beraber) 200.000 Ermeni vardı.
Kötülüğün başı İstanbul'daydı. Bundan ötürü, hareketi orada,
sarayın burnunun dibinde yapmak daha uygun olacaktı.
Beş-altı yüzyıldan beri esaret altında kalmış bir halk içinde,
ihtilal ve isyan ruhu uyanınca, ihtilalcilerin bundan istifade
etmeleri, bu ruhu, daha sağlam, daha esaslı, daha yaygın bir
şekle getirmeleri gerekliydi. İhtilal düşüncesini halk arasında
yaymak, bunu verimli ve etkili bir vasıta haline sokmak, ihtilal
faaliyetlerinin hedefleri arasındaydı.
Türk hükümeti ve Türk halkı, Ermeniler içinde hüküm süren
birlik ruhunu, Ermenistan'a bunlar tarafından indirilecek
bir darbenin mutlaka diğer bir tarafta ve özellikle İstanbul'da,
uluslar arası menfaatlerin toplandığı bu merkezde, ters etkisini
göreceklerine inanırlar ve bunu görürlerse, daha ihtiyatlı
bir siyaset izleyecekler, memleket içinde yeni bir katliam
düzenlemeye artık cesaret edemeyeceklerdi."
Kumkapı olayı öncesinde komitenin başlıca ileri gelenleri,
Beyoğlu'nun arka sokaklarından birinde bir yabancının evinde
oturan Rus tebaasından Megavoryan'ın yanında toplanmışlardır.
15 Temmuzda Kumkapı'da yapılacak olan gösteriyi idare etmek
üzere gizli oylama ile iki kişi seçilmiştir. Cangülyan, Partiği
saraya götürmeyi; Murad ise bildiriyi okuma sorumluluğunu
üzerlerine almışlardır.
Olay günü Anadolu yakasındaki telgraf hatları kesilmiş ve
Hınçaklılar kilisede toplanmışlardır. Bildiri, el yazısıyla
çoğaltılarak halka dağıtılmıştır. Ayin sırasında Cangülyan
kürsüye atılarak bildiriyi okumuştur. Ayini yapan patrik Aşıkyan,
kaçarak Patrikhaneye sığınmış, komitecilerle birlikte Saray'a
gitmeye, razı olmamıştır. Hınçak komitecileri Patrikhane'yi
işgal etmişler, silahlar patlamış, bütün yapının camları,
tavanları parça parça olmuştur.
Sonunda Patrik Aşıkyan zorla kandırılarak kendileriyle birlikte
Saray'a gitmek üzere bir arabaya sokulmuştur. Toplanan halk
ve komiteciler, "Yaşasın Hınçak komitesi, yaşasın
Ermeni milleti, yaşasın Ermenistan, yaşasın Hürriyet!"
diye haykırmışlardır. Fakat Dacad ve Mampra Vartabetler, hükümete
durumu haber vermiş oldukları için Patrik Aşıkyan'ın da içinde
bulunduğu araç askeri kuvvet tarafından çevrilmiştir. Bunun
üzerine komiteciler askerlere ateş açmışlardır. Cangülyan
bu sahneyi şöyle anlatmaktadır:
"Bizimkiler vahşice bir şekilde askerlere üst üste
ateş ediyorlar, askerler de, silah atanları tutuklamaya uğraşıyorlardı.
6-7 asker ağır yaralı olarak yere serildi. 10 kadarının da
yarası hafifti. Biz iki ölü verdik."
Hınçaklar'ın "silahsız gösteri" dedikleri Kumkapı
Olayı, bu şekilde sona ermiştir.
KAYNAK:
Uras, Esat-; Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, İstanbul
1987, sh. 461-463
|