|
I. VAN İSYANI
Van
isyanı 1895'te 14 Haziran'ı 15 Haziran'a bağlayan gece patlak
vermişse de bunun hazırlıkları hayli öncesine inmektedir.
Nitekim, 6 yıl Van'da, sonra Erzurum'da Rusya'nın Konsolosluğunu
yapmış olan General Mayewski şunları yazmaktadır:
"1895'te, Van ihtilalcileri Avrupa'nın ilgisin Ermeni
sorunu üzerine çekmek için yoğun bir çalışma başlatmışlar,
zengin Ermenilere ölüm tehdidiyle para yardımı istenen mektuplar
göndermişlerdir. Bu süre zarfında Van ihtilal komitesi kararı
ile bazı politik cinayetler de işlenmiştir. Bu cinayetlerin
en önemlisi 6 Ocak 1895 günü, yani Ermenilerin en büyük bayram
günü, mukaddes ayini icra için Kiliseye gitmekte olan Papaz
Bogos'un öldürülmesidir. (...) Baharla birlikte ihtilal hazırlıkları
hızlanmış, şehrin yakınlarında öldürülüp vücutları parçalanan
insanlardan bahsedilmeye başlanmıştır. İhtilalciler, bu gibi
cinayetlere karşı takibat yapılmadığını gördükçe, günden güne
daha da cesaret kazanmışlardır. Bununla beraber Ermenilerin
cüretleri arıttığı ölçüde Müslümanların da sabrı azalıyordu."
İngiliz Konsolosu Williams da ileriyi görebilenlerdendir ve
o da şunları yazmaktadır:
"Taşnakların Van'da 400 kadar mensubu var, 50'yi geçtiklerini
sanmadığım Hınçaklarla birlikte bunlar kendi dindaşlarını
terörize ve yaptıkları taşkınlık ve çılgınlıklarla müslüman
halkı tahrik ediyor, reformların gerçekleştirilmesine imkan
vermiyorlar. Eğer bunlar susturulabilse bölgenin emniyetini
engelleyen en büyük maninin ortadan kalacağına eminim."
Van
Askeri Komutanı Saadettin Paşa da aynı durumu görmektedir.
Zaten 1895 Ekim'inden itibaren Van'da münferit olaylar meydana
çıkmaya başlamış ve bu sebeple de her hangi bir olaya karşı
daima tetikte bulunmak ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Vilayet
raporlarında, isyanın başladığı tarihe kadar 23 vukuat kaydedilmektedir.
Saadettin Paşa isyanı müteakip yolladığı büyük raporunda bu
hususları da belirterek o güne nasıl gelindiğini özetlemiştir.
Van isyanı 15-24 Haziran 1895 arasında devam etmiş; isyan
sırasında 418 Müslüman ile 1715 Ermeni hayatlarını yitirmiş,
363 Müslüman ve 71 Ermeni de yaralanmıştır.
Van'da bu tarihten sonra, İran'dan geçerek gelen çetelerle
münferit olaylar devam etmiş, fakat bunlar bir isyan şekline
dönüşmemiştir.
II. VAN İSYANI
Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı sırasında çeşitli bölgelerde
çıkardıkları isyanlar içinde sonuçları bakımından en önemlisi
İkinci Van isyanı olmuştur. O dönemde Van'da Türk, Ermeni,
Nasturi veya Keldani cemaat arasında İttihat ve Terakki, Taşnaksutyun,
Ramgavar, Hınçak, Parti Serakan, Parti Karsakan adlarında
4 parti ve 2 hayır derneği bulunmaktadır. Ermeni parti ve
dernekleri, Ermeni halkını eğitmiş ve silahlandırmışlardır(1).
Ermeni din adamları ve komitacılar ise Rusya'nın bilgisi ve
gözetiminde hareket etmişlerdir (2). 1908'de başlayan
bu tür organizasyonların arkasında Rusların bulunduğu, Rusya'nın
Van konsolosu ile Rus Büyükelçisi arasındaki yazışmalardan
açıkça anlaşılmaktadır(3). Söz konusu destek, Avusturya-Macaristan
İmparatorluğunun Trabzon konsolosu Moricz tarafından 30 Ocak
1914 tarihli bir raporda şöyle belirtilmektedir(4):
"Ruslar, Ermenileri harekete geçireceklerdir. Bu maksatla
çok para harcıyorlar, gizlice asilerin hizmetlerine silah
sevk ediyorlar ve bir Ermeni ayaklanmasının patlak vermesine
aracılık ediyorlar."
Bütün kışkırtmalara rağmen Van vali vekili Cevdet Bey, 1 Aralık
1914'te Ermeni ileri gelenlerini toplayıp kendileriyle bir
görüşme yaparak müslümanlarla Ermenilerin arasında çıkacak
olayların devlete vereceği zararları anlatmışsa da hiçbir
sonuç elde edememiştir (5). Aksine Ermeni komitacıları,
Van ve çevresinde savaşın çıkışından itibaren başlattıkları
mezalimi daha da arttırmışlardır. Özellikle Mahmudiye'de müslümanlarını
toplu halde katlederek camileri ahıra çevirmişlerdir. Mahmudiye
kaymakamı 15 Mart 1915 tarihli yazısında Ermenilerin bu hareketlerini
hükümete rapor etmiştir(6). Van valiliğine getirilen
Cevdet Bey ise 25 Mart'ta, Rusların Van'ı işgalini kolaylaştırmak
için Ermenilerin büyük bir hazırlık içinde bulunduklarını
ve her tarafta birden isyan edeceklerini bildirmiştir(7).
Osmanlı devleti o günlerde Çanakkale'de ve Irak'ta ölüm-kalım
savaşı vermekte, Van bölgesinde bulunan asker ise, Rusların
Kafkaslardan yaptıkları saldırılara karşı savaşmaktadır. Bu
durumu değerlendiren Ermeni çeteleri 15 Nisan 1915'te önce
Van çevresinde, 17 Nisan'da Şatak'ta (Çatak), 18 Nisan'da
Bitlis'te ve 20 Nisan'da Van'ın merkezinde büyük bir ayaklanma
başlatmışlardır (8). Van ve çevresinde memur ve jandarmalar
öldürülmüş; karakollar ve Türk evleri saldırıya uğramış; resmi
binalar yakılarak isyan bütün Van bölgesine yayılmıştır. Van
jandarma tümeninin bir kısmı ile bir takım aşiretler Ermenilere
karşı savaştılarsa da ayaklanmayı bastıramamışlardır. Bu arada,
Çölemerik'de de Nasturiler ayaklanmışlardır.
Van valisi Cevdet Bey Rus-Ermeni baskısı karşısında tutunamayarak
16/17 Mayıs gecesi çekilmiş; böylece Van, Rus ve Ermenilerin
eline geçmiştir. Ermeniler şehir ve çevre halkından yüzlerce
kişiyi katletmişlerdir. Bu durum, Alman Büyükelçisi Wangenheim
tarafından Alman Dışişleri Bakanlığı'na gönderilen 10 Mayıs
1915 tarihli telgrafta şöyle bildirilmiştir(9):
"Van vilayetindeki Ermeniler ayaklanmışlar, müslüman
köylere ve kaleye saldırıya geçmişlerdir. Kaledeki Türk garnizonu
300 kayıp vermiş, günlerce devam eden sokak muharebeleri sonunda
şehir asilerin eline geçmiştir. 17 Mayıs 1915'te de Van Ruslar
tarafından işgal edilmiş, Ermeniler düşman tarafına geçmiş
ve müslümanları katle başlamıştır. Bitlis istikametinde 80.000
müslüman kaçmaya başlamıştır"(10).
Rus Çarı, 18 Mayıs'ta Van'ın Rus ve Ermenilerin eline geçmesinden
dolayı "Van halkına fedakarlıkları dolayısıyla teşekkür
ettiğini" bildiren bir teblig yayınlamış, bunu, Rus Hariciye
Nazırı Sazanof'un Ermenilerin yardımlarına teşekkür eden beyannamesi
izlemiştir. Dünyanın çeşitli yerlerine çıkan Ermeni gazeteleri
ve bazı batılı gazeteler, Ermenilerin Ruslara yaptıkları yardımları
ve Osmanlı devletine verdikleri zararları büyük bir sevinçle
manşetlerine çıkarmışlardır.
Paris'te çıkan Le Temps gazetesi 13 Ağustos 1915 tarihli nüshasında
Ruslar tarafından Van valiliğine atanan Aram Manukyan hakkında
ilginç bilgiler vermektedir. Gazete, Manukyan'ın II. Abdülhamid
devrinde Van'da çetecilik yaptığını, II. Meşrutiyet sırasında
Osmanlı ülkesinde öğretmenlik ve okul müdürlüğü görevinde
bulunduğunu bildirdikten sonra şunları yazmaktadır:
"Aram bu savaşın başında bir kere daha silaha sarıldı
ve Van'da ayaklanmış olanların başına geçti. Şimdi bu ili
elinde tutan Rusya, Türkiye'ye karşı savaşa bu derece parlak
bir biçimde katılmış olan Ermeni unsurunu memnun etmek için
Aram'ı oraya vali yaptı"(11).
Ermenilerin bu ihanetleri yüzünden Osmanlı ordusunun ikmal
yolları kesilmiş; askere yiyecek ve cephane taşıyan kollar
ise Ermeniler tarafından vurulmuştur. Böylece Türk ordusu
geri çekilmek zorunda kalmış ve saldırıya geçen Ruslar Erzurum,
Bitlis ve Trabzon'u da işgal etmişlerdir(12). Ermeniler
ise Ruslardan aldıkları cesaretle, müslümanlara karşı tecavüzlerini
iyice artırmışlardır. Pek çok müslüman aile canını kurtarmak
için iç bölgelere çekilmiştir. Bu sırada diğer bölgelerde
de yer yer Ermeni ayaklanmaları başlamıştır.
Katledilenler müslümanlar olmasına rağmen, Ermeni Patriği,
Ermenilerin tecavüze uğradığı iddiasında bulunmuştur. Türk
hükümeti batılı devletlerin baskısına uğramamak için bir araştırma
komisyonu kurmak zorunda kalmıştır. Sivas, Van, Erzincan ve
Erzurum yörelerinde yapılan incelemeler sonucunda, Patriğin,
öldürüldüğünü iddia ettiği Ermenilerin sağ olduğu belirlenmiştir.
Komisyon raporunda, Ermeni isyanının Sivas ve Van'da hâlâ
devam ettiği ve bunlara karşı koyacak ne jandarma ne de silahlı
Türk halkının bulunduğu belirtilmiştir(13).
KAYNAK 1: Halaçoğlu, Yusuf-; Ermeni Tehciri
ve Gerçekler (1914-1918), Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara
2001.
KAYNAK 2: Gürün, Kamuran-; Ermeni Dosyası, TTK Basımevi, Ankara
1983, s. 161-163)
Dipnotlar
(1) DH. EUM. 2. Şube, Dosya 1, belge 28/1.
(2) Askeri Tarih Belgeleri Dergisi (ATBD.), Nisan 1987, sayı
86, belge 2050.
(3) Rusya Dış Politika Arşivi, Siyasi Kısım, nr. 113, 7/20
Mayıs 1908, s. 51.
(4) Österreichischer Haus-Hof-und Staatsarchiv, Politisches
Archiv, XII, 463'den naklen N. Göyünç, "Türk Ermeni İlişkileri
ve Ermeni Soykırımı İddiaları", Ermeni Sorunu ve Bursa
Ermenileri, Bursa 2000, s. 10.
(5) ATBD., Ekim 1985, sayı 85, belge 1966.
(6) ATBD., Nisan 1987, sayı 86, belge 2051.
(7) Aynı yer, belge 2052.
(8) ATBD, Ekim 1985, sayı 85, belge 2003, 2005.
(9) Wangehheim, Deutschisches und Armenien, 1914-1918, yay.
Johannes Lepsius, Potsdam 1919, s. 65, 46 nr. Belgeden naklen
N. Göyünç, Aynı makale, s. 11.
(10) N. Göyünç, Aynı makale, s. 11.
(11) Bayur, Aynı eser, III/3, 20-21.
(12) ŞFR, nr. 64/44.
(13) ATBD, Aynı yer, belge 2004.
|