|
"SOYKIRIM" TERİMİ
NE ANLAMA GELMEKTEDİR?
Soykırım terimi ilk kez, Birleşmiş
Milletler Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1948 tarihli kararıyla
onaylanıp l 1 Ocak 1951'de yürürlüğe giren "Soykırımın
Önlenmesine ve Cezalandırılmasına ilişkin Sözleşme" adlı
uluslararası sözleşmede kullanılmıştır.
Türkiye tarafından da onaylanan
sözleşmeye göre; soykırım suçunun tanımlanması için şu üç
unsurun gerçekleşmesi gerekmektedir:
- Her şeyden önce ulusal,
etnik, ırki veya dini bir grup bulunmalıdır.
- Bu grup, sözleşmede sayılan
"grup mensuplarının öldürülmesi" eyleminden "bir
grubun çocuklarının başka bir gruba zorla nakledilmesi"
ne kadar uzanan ve "grubun fizik varlığını sona erdirecek
yaşama koşullarına tabi tutulması" eylemini de içeren
bazı muamelelere tabi tutulmalıdır.
- Söz konusu grubu "kısmen
veya tamamen yok etme kastı"nın mevcut olması gerekir.
Bu kilit ibare; savaşlara,
isyanlara vs. ilişkin başka amaçların sonuçları olan diğer
"adam öldürme"lerden, soykırımı ayırt eder. Adam
öldürme fiili ulusal, etnik ırki veya dini bir grubun üyelerini
sırf bu grubun üyeleri oldukları için açık veya örtülü bir
şekilde yok etmeyi hedef aldığı zaman soykırımına dönüşür.
Sayılarının büyüklüğü, ancak
gruba yönelik böyle bir kastın belirtisi olarak ele alınabilirse
anlam kazanır. Bu nedenledir ki, Vietnam savaşına ilişkin
Russel Mahkemesi dolayısıyla soykırımından söz eden Sartre'ın
dediği gibi, “böyle bir kastın örtülü bile olsa varlığını
kanıtlamak için objektif olayları incelemek gerekir.”
KAYNAK:
Soysal Mümtaz, Orly Saldırısı
Davası 19 Şubat-2 Mart 1985, Şahit ve Avukat Beyanları, Ankara
Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, 1985, sayfa 8.
|